KLİŞELERLE AMERİKAN SİNEMASI: “KAHROLASI FEDERALLER!”

amerikan-sinemasi-elestirisiYeşilçam sineması üzerine sayısız yazı yazmışımdır. O dönemin olmazsa olmaz karakterlerini,yani zengin kız fakir oğlanı, babacan zengin amcaları, ‘size baba diyebilir miyim’ diye soran küçük yıldızları…

Bir de hemen hemen her filmin senaryosunda olan, yanlış anlaşılan ihanet hikayelerini, yakalama anını denk getirmek için senaristin çektiği sıkınıları anlatmaya çalışmıştım.

Bu durum dünya sinemasında da yok değil. Bilhassa Amerikan Sineması, sinema yazar ve eleştirmenleri için bir cennet.

Bir dönem Vietnam filmlerinde aynı sahneleri izlemekten neredeyse gına gelmişti. Kendi yayılmacı politikalarını büyük bir ustalıkla işledikleri bu filmlerde, mazlum rölünü verdikleri Amerikan askerlerinin yaşadıklarını ‘VİETNAM SENDROMU’ olarak tüm dünyaya kabul bile ettirmişlerdi.

Çocukken ne çok kızardım Vietnemlılara. Oysa  o savaşta, bu izlediklerimizin tam tersi bir durumun yaşandığını Oliver Stone’nun yönetmenliğini yaptığı, özgün adı “Platoon” olan,ülkemizde de “Müfreze” ismi ile gösterilen filmde gördük.

Bu konu hakkında sayfalarca yazı yazabilirim ama bugün değinmek istediğim konu, yukarıda da biraz bahsettiğim üzere, Amerikan Sinemasında her filmde muhakkak gördüğümüz klişe sahneler üzerine olacak.

Bizim sinemamızı eleştirirken daha dikkatli olmamız gerektiğini, çok kaliteli denilen Amerikan sinemasının olmazsa olmaz film karelerini gördüğünüzde daha iyi anlayacaksınız…

İşte, Amerikan Sineması’nın olmazsa olmaz klişeleri…

-Polis araştırmaları sırasında en az bir kez bir striptiz salonuna uğramak şarttır.(İkinci sınıf bir film ise, filmin hemen hemen yarısı burada geçer)
-Amerika’daki bütün telefon numaraları 555 ile baslar.(İnanmayan tüm filmlere göz atsın)
-Biri sizi şehirde kovalıyorsa, senenin hangi günü olursa olsun, genellikle St. Patrick Günü törenlerine rastlarsınız ve kalabalığa karışırsınız.(Yaratıcıyız derler bir de.)
-Bütün yataklarda L seklinde çarşaflar bulunur ve bu çarşaflar kadının koltuk altı hizasına kadar uzanırken onun yanında yatan erkeğin bel seviyesine kadar uzanır.(Bütün geceyi beraber geçirmissin, daha ne utanıyorsun)
-Bütün market alışverişi çantalarında en az bir somun Fransız ekmeği bulunur.(Bunu neden yaparlar ben de anlamı değilim)
-Kontrol kulesinde konuşabilecek birini bulan herkes bir uçağı indirebilir.(Eğitim bu kadar mı gerksiz. Onların RTÜK’leri uyuyor mu?)
-Herhangi bir binanın havalandırma sistemi mükemmel bir saklanma yeridir. Sizi orada aramak kimsenin aklına gelmez ve siz de hiç bir güçlükle karsılaşmadan binanın herhangi bir bölümüne gidebilirsiniz.(Arayanların bir tanesi Amerikan Filmi izlese iş tamam)
-Silahı yeniden doldurmanız gerekiyorsa, daima mühimmatınız bulunur… Daha önce hiç taşımıyor olsanız bile.(Bizim polisiye filmleri eleştirenler utansın)
-Şehriniz tabii bir felaket ya da bir canavar tarafından tehdit ediliyorsa belediye başkanının ilk endişesi turistler veya yakında açılacak bir sergidir.(İnsan verilen önem işte)
-Çok tehlikeli bir biçimde yaralanan biri sesini bile çıkarmaz, ama bir kadın yaralarını temizlerken inler.(Naz yapmak ki filmin sonunda kızı öpebilesin)
-Bir pencere camı bariz gözüküyorsa, az sonra oradan biri dışarı atılacaktır.(En kötü sahneler böyle başlar)
-Taksiye ödeme yapmak için cüzdanınıza bakmanıza gerek yoktur; elinize gelen ilk parayı çıkarıp uzatın, tam ücret kadar olacaktır.(Hiç olmazsa üstü kalsın deyin)
-Mutfaklarda elektrik düğmeleri bulunmaz. Geceleyin mutfağa girdiğinizde buzdolabının kapısını açmanız yeterlidir.(Işıkçıya boşuna mı para veriyoruz)
-Kelime işlemciler asla cursor ekranı göstermez. Onun yerine hep “şifreyi giriniz” yazar. Bilgisayarlar her tuşa basıldığında bip sesi çıkarırlar.(Şifre ne hikmetse en fazla iki denemede bulunur)
-Anneler her sabah yumurta, salam vs den ibaret kahvaltı sofrası hazırlarlar, ancak baba ve çocukların kahvaltı yapacak zamanları hiç olmaz.(Amerika işte bu yüzden kaynak bulmaya çalışıyor.Naapsın halkı müsrif!)
-Kâbustan uyanan biri daima dimdik oturur ve hızlı hızlı solur.(Kaç kişi bu yaşına kadar o pozisyonda uyandı?)
-Elektronik zamanlama gereçlerine sahip bütün bombaların üzerinde bombanın ne zaman patlayacağını bildiren büyük ekranlar vardır.(Son saniyede etkisiz hale getirildiğini nasıl anlatacaklar ki)
-Ziyaret ettiğiniz binanın tam önüne park etmek daima mümkündür.(Yer açın film çekiyoruz!)
-Bir detektif bir davayı ancak askıya alındığında çözebilir.(Bu durum bize de çok kötü örnek oluyor)
-Birçok dizüstü bilgisayar, istilacı uzaylı uygarlıklarının iletişim sistemlerini bozacak kadar güçlüdür.(Adamlar yapmış işte)
-Dövüş sanatları içeren bir kavgada düşmanlarınız sayıca ne kadar çok olurlarsa olsunlar etrafınızda dans ederek dönüp dururlar ve öncekiler nakavt oldukça sırayla kavgaya girerler.(Tek tek gelin ülenn!)
-Biri kafasına yediği darbeyle baygın düşse bile asla bir beyin hasarı veya travma geçirmez.(Kalın kafaya sahip olmak bu olsa gerek)
-Polis departmanları(bölüm) memurlarını kesinlikle zıt karakterlileriyle eşleştirmek için onlara kişilik testleri uygularlar.(Adamlar işi biliyorlar kardeşim!)
-Yalnız başlarına kaldıklarında yabancılar İngilizce konuşmayı tercih ederler.(Başka dil konuşurlarsa nasıl anlayacağız değil mi?)

rocky-3
-Her ihtiyaç duyduğunda elektrikli testere bulman mümkündür.(Daha neleri bulduklarını bir görseniz)
-Bir kağıt atacı veya bir kredi kartıyla her kapı açılabilir; tabi, bu kapı, içinde bir çocuk bulunan ve yanan bir evin kapısı değilse.(Amerikada hırsızlık olayları bu yüzden çok işte.Kapıları sağlam değil)
-Hiç bir araba kilitlenmez, camları dahi örtülmez. Dünyanın arabası çalınır ama bunlar hariç.(Sakınılan göze çöp batar.Adamlar çözmüş işi)
-FBI, CIA’in bilgi sistemleri birileri bize girse de pat diye cevap versek tarzında çok misafirperver çalışmalar içindedirler.(El elden üstündür.Adamlar dünyaya bunu öğretiyorlar fena mı?)

Amerikan bayrağı da muhakkak her filmde defalarca gösterilir.(Rocky, beş bölüm nasıl soktu gözümüze Amerikan bayarklı şortunu)
Sevgiyle, hep…

GÜNÜN İNSANI
‘Mütevazı olun. Ben mükemmelliğimi buna borçluyum.’ diyen arkadaşı “günün insanı” ilan ediyorum…

GÜNÜN KOMİĞİ
‘Babaanne, nişanlısından hamile kaldığını anlayana kadar karnındaki bebek dört aylık olmuş. Kilo almasına rağmen böyle bir şey hiç aklına gelmemiş çünkü “evlenmeden” hamile kalınmaz sanıyormuş.’ İşte bu babaanneyi “günün komiği” ilan ediyorum…

GÜNÜN SORUSU
“Sarışın mısın esmer mi? Ona göre iltifat edeceğim.”

NURETTİN GÖNEN / MEDYABEY

tiyatrosanatcafe@hotmail.com

https://twitter.com/gonennurettin

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com