Kiralık Aşk Kiraz Mevsimi’nin çakması mı?

JALE ŞEN/MEDYABEY

http://jeansmisin.com

https://twitter.com/bittereniyisi

Bir rehavet çöktü bana ki yazmak şöyle dursun; ne kitap okuyabiliyorum ne film izleyebiliyorum (gerçi buna gözlerimin yakını görememekle ilgili sıkıntısının artması da etkili) ne de sosyal medyada cirit atabiliyorum! Yani düşünün ki ben eğer bilgisayar başında değilsem, sosyal medyada dolanamıyorsam, üstüne bir de yazılarıma uzunca bir süre ara vermişsem burada bir gariplik var demektir.

Beni bu Teog mahvetti!

Benim oğlanın Teog sınavı beni mahvetmiş olabilir. Etkisi uzun sürdü. Bunda bazı ‘sidik yarıştırıcısı veliler’in payı da büyük tabii. ”Ayyy biz hesapladık bizim ovvlan şurayı kazanicik, seninki nereye girer kiiii?”. ” Aaaa matematikten kaç neti var dedinnn ayoll.” gibi gibi uzayıp giden sorular sorular…Kendi girdiğim sınavlarda bile bu kadar stres olmamıştım ben. Hayattan soğudum vallahi! İştahım açıldı (evet bende tam tersi oluyor napiyim ki böyle), öğlen yediğim tek lahmacunla akşam yemeğini atlayarak ertesi gün kahvaltıya ulaşabilen bünyem (bunda lahmacun sonrası vicdan azabı da etken elbette) artık iki lahmacunu yanında iki koca bardak ayranla beraber kaldırabiliyor. Üstelik ardından iki dilim de pasta yiyebiliyorum. Krem şantileriyle birlikte yiyip de vicdan azabı da çekmediğimi görünce depresyonda olduğumu anladım. Teog sonrası telef olmuş anne depresyonu!

Depresyon da neymiş!
Dedim ve bugün karar verdim; ”yaz kızım Jale, yaz dizilerini yaz, yaz, yaz, yaz!”
Kiraz Mevsimi Çakması Kiralık Aşk derken…
Muse’un Drones albümünü dinlerken yazı yazmak ne kadar akıllıca bilemiyorum şu an. Türü uygun olsun veya olmasın müziksiz yazı yazamayanlardanım belki de.

Kiraz Mevsimi çakması derken…

Cuma akşamı ‘yaz dizileri’ dediğimiz işlerden Kiralık Aşk başladı. Burun kıvırarak geçtim televizyonun karşısındaki kanepeme. Tanıtım bölümlerine bakarken ”amann bu da Kiraz Mevsimi gibi bir şey olacak belli ki”, nasıl olsa ilk bölümü yazımı yazmak için izlerim sonrasına zaten gerek yok demiştim. Ama diziyi sonuna kadar zevkle izledim. Yönetmenliğini Metin Balekoğlu’nun yaptığı dizinin oyuncu ekibi güzel seçilmiş. Özellikle Nergis Kumbasar’a (Neriman) çokça güldüm. Levent Ülgen benim için hep bir ‘efsane oyuncu’ olmuştur zaten, onu apayrı tutar, çok beğenirim. Baş rollerdeki Elçin Sangu ve Barış Arduç rollerine de birbirlerine de ısınmış görünüyorlar.

Elçin Sangu’yu Öyle Bir Geçer Zaman Ki, Bir Aşk Hikayesi, Kurt Seyt ve Şura dizilerinden tanımakla birlikte komediye bu denli yakışacağını tahmin etmemiştim. Barış Arduç’u yakın zamanda Bugünün Saraylısı dizisinde izlemiştik. Genç kızlara ”vavvv Barış mııı evett yaaavvv Barışşş” dedirten cinsten karizmatik, yakışıklı ötesi bir varlık olması (yanlış anlaşılmasın 87’li çocuk) dışında hani şu meşhur yakıştırmamız vardır bizim ‘ekran ışığı’ olan bir oyuncu. Yalnız bu evladımızın dizideki kostümlerinden sorumlu arkadaşa rica edeceğim o ceketlerin üst ceplerine koydukları envai çeşit mendili adresimi vereyim de bana yollasın! O ne ayol? Mendilsiz ceket daha iyi kesinlikle!

Bir de Salih Bademci var tabii! “Sinan” rolündeki Bademci artık ‘her rolün altından kalkabilen’ oyuncu olduğunu kanıtladı. Burada da, o hayatı ciddiye almayan, playboy şirket patronu rolünü güzel götürüyor.

Kiralık Aşk, konusu, genel gidişatı, sahnelerin akışı, bizi ekran başında ”off hadi geç artık yaa” dedirtmeyen, gereksiz planlarının olmayışı, oyuncu kadrosu seçiminin gayet yerinde yapılmasıyla ‘gideri var’ gözüküyor. Yaz dizisi modunda başlamış olsa da (hoş, yaz da gelmedi gerçi, baharda takılıp kaldık) Kiraz Mevsimi gibi, gençlerin ve hatta sırf Nergis Kumbasar’dan dolayı biz orta yaşlıların da izleyebileceği güzel bir kış dizisi olabilir.

Ve ayrıca…
Dizide, çocukluğumun o eski Yeşilçam filmlerindeki deli dolu, neşeli, naif, bir yandan da düzenbaz, uyanık geçinen komik zenginlerinin, diğer yandan parasız ama bunu çok da dert etmeyen, delifişek, doğal ve samimi esas kızın olduğu sıcak havayı bulabilmek de ayrıca hoşuma gitti! Zira bu noktada esas ‘dedenin’ adının Hulusi oluşu, o güzel Yeşilçam yıllarına hoş ve anlamlı bir göndermeydi! Türk sinemasının o sıcak, samimi yıllarına şahit olmuş olan üç isimden Metin Balekoğlu, Meriç Acemi (ki biz onu Çocuklar Duymasın’ın Yasemin’i olarak biliriz daha çok. Oysa ki İntikam dizisi ve Çanakkale Çocukları filmi gibi pek çok yapımda senaryo ekibinde yer almıştır kendisi) ve İlker Barış’tan da bu beklenirdi.

Teşekkür ederiz…

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com