Kerem Bürsin henüz tek başına reyting demek değil

Büyük büyük tanıtımlarla, özel galalarla hatta uğruna haberler yayınlanmayan Şeref Meselesi dizisini bilmeyen yoktur sanıyorum.

Ama görünen o ki bilmekle izlemek birbirine eşit gitmiyor her zaman.

“Ey seyirci daha ne istiyorsunuz neden izlemediniz?” demeyeceğim elbette. Zaten dizinin alacağı oranların üç aşağı beş yukarı bu oranlarda olacağını tahmin ediyordum.

Elimizde bir Kerem Bürsin var, Güneşi Beklerken dizisiyle gençlerin ilgi odağı oldu, hadi ondan bir Kıvanç yaratalım diye yola çıkıldığını daha dizi yayına girmeden bağır bağır bağırıyordu.

Ancak bazı şeyler gözden kaçırıldığı için tek başına bunun yetmeyeceği düşünülmemişti maalesef.

Kerem Bürsin’den bir Kıvanç yaratılmak isteniyorsa önce halkın gözüne cici çocuk karakterleriyle girmesi gerekirdi ki her yapılan işi ilgiyle izlensin.

Oysa Güneşi Beklerken başlangıç rotasından saparak orta yaş gençliğinin Kerem Bursin algılarına çizik attı.

Bu çizik yüzünden sırf Kerem Bürsin var diye bir diziyi izlemesine yetmedi, yetmezdi de.

Oyunculuğuna sözüm yok diksiyonu dışında Kıvanç’ın ilk bu işe başladığı zamanlardan çok daha iyi bir oyunculuğu var.

Ancak şöyle bir geçmişe bakarsak Kenan İmirzalıoğlu, Kıvanç Tatlıtuğ, hatta Çağatay Ulusoy hep aşklarına sahip çıkan onun için gözünü budaktan ayırmayan rollerle ilk işlerinde izleyici karşısına çıkmışlardır.

Tabi Kenan bu üçlünün içinde ayrı bir yerde de olsa oyunculuk olarak hepsinden çok daha iyi bir yol alsa da başlangıç aşamasına baktığımızda durum bu olduğu için örnekliyorum yoksa zaten kıyaslamak mümkün değil. Ama şimdiki Kıvanç ile de Kerem kıyaslanamaz.

Dolayısıyla Kerem Bürsin ilk dizisindeki oynadığı karakteriyle kalplerdeki yerini sağlamlaştıramadığı için bu dizide direk kötü adam olarak izleyicinin karşına çıkması Bürsin severler dışında diziye kitleleri çekmeye yetmezdi.

Yani henüz star olmamış bir isme böyle bir rol giydirilirse bundan fazla reyting almasını beklemek de hayalcilik olurdu. Olmuşta.

Uğruna haberler harcanıp Star TV’nin Medcezir için yaptığını yapmak Medcezir’e kısa vadede yaradıysa da bu her iş için geçerli değil.

Kısacası Kerem Bürsin henüz tek başına bir reyting değil.

Kıvanç’ı şöhret yapan Kanal D yöneticileri ellerinden kaçırınca Kerem Bürsin’e de Kıvanç projeleri yapalım demişler ama tüm bunları atlamışlar.

Kurt Seyit beklenen karşılığı almadığı halde Star arkasında durdu işin bakalım Kanal D bu reytinglerden daha iyi sonuçlar alan Bana Artık Hicran De, Benim Adım Gültepe, Urfalıyam Ezelden dizilerine şans tanımamışken bu dizinin arkasında durabilecek mi? Hani bir Kıvanç kıyaslaması durumu var ya ona yapılmış işlerin değişik şekilleri Kerem Bursin’ e de yapılıyor ya o bakımdan.

Gelelim diziye açıkçası oyuncular açıklandığında, beni heyecanlandıran tek oyuncu vardı o da Şükran Ovalı’ydı. Kasmadan oynayan, ekrana yakışan bir oyuncu burada Derya karakterine hayat veriyor ama nedense pasif bırakılmış karakter olarak yer alıyor. Keşke daha aktif olabilseymiş.

Sibel karakterine hayat veren Yasemin Allen ise henüz kitlelerin reytingini alacak oyuncular kategorisinde olmadığı halde dizinin esas kızı olması başrole kurulması zorlaması seyirci cephesinde de karşılık bulamamış. Bulamaması da doğal zaten. Burada mahalle kızı halleri bozuk Türkçe ile daha çok bu mahalleye Laleli’den uğradım havasında. Bu mahallenin kızı inandırıcılığını taşımıyor kısaca.

Meryem Uzerli’nin oyunculuğunu çok beğenmeme rağmen bu mahalleye taşınsaydı aynı rahatsızlığı duyardım Muhteşem’de doğal karşıladığım aksanı bu mahallede sırıtırdı bu durumun önemini es geçenlere bunu da belirteyim de sadece Yasemin Allen’e has bir durum olmadığı anlaşılsın.

Burcu Biricik yani Kübra karakteri ise işte onu beğendim hem dizideki karakter için doğru seçim hem de karakteri oldukça başarılı hayata geçirmiş. Yani dizinin en inandırıcı karakteri olmuş. Geleceği parlak bir oyuncu olduğunu da gösteriyor.

Şükrü Özyıldız’a gelirsek genç dinamik bir oyuncu. Ama bazı sahnelerde duygu eksikliği yaşattığını da söylemeden edemeyeceğim. Yalnız dizideki Emir karakteriyle bu diziyi ayakta tutabilecek tek ayak diyebilirim. Genel izleyici iyi karakterleri sever Yeşilçam kültürüyle büyümüş bir ülkeyiz arıza karakterleri başrollerde görmeyi sevmesini beklemeyin bu ülkeden.

Zeliha karakterine can veren Tilbe Saran ve babayı kısa sürelide olsa canlandıran Şerif Erol onlar hem doğru seçim olmuş hem de oyunculuklarıyla göz doldurdular. Oynadıkları karakterlerde sahiciydi doğal olarak.

Yani bütünde genç oyuncularla yola çıkılmış bir dizinin hikâyesi tam gençliğe hitap etmiyor genel izleyici de intikam ve karakterlerin dönüşümleri üzerine kurgulu işleri sevmiyor hikâyenin kendisinde de merak barındıran öğeler yok tüm reytingleri toplamasını neye dayanarak bekliyoruz?

Kaldı ki böyle bir dizinin günü zaten pazarsa, pazar akşamları izleyicinin ne izlediği belli böyle bir işin tüm pazar reytingini alması ilk sıralara oturması zaten beklemek de başka bir hayalcilikken neden pazar gününde diretilir. Güneşi Beklerken pazar akşamı reytingleri iyiydi deniyorsa aksine pazara geçmesiyle kan kaybına uğramıştı yine de kemik izleyicisi diziyi ayakta tuttu hoş o kemik izleyicinin pek kıymeti bilinmedi. Ha pazarları Kerem Bürsin gecesi diye düşünüldüyse ona sözümüz yok pazar akşamlarının tercihleri belliyken o zaman “ey izleyici” sitemi yapılıp tepeden bakılmayacak izleyiciye. Pazar’ın izleyicisi bu.

Gönül İşleri’nden izleyici çalınır diye umut edenlere de katılmadım hiç çünkü Gönül İşleri’ni izleyen kesim aile dizisi izleyicisi. İntikamdan uzak kendi halinde ailecek izleyebileceği, her yeri drama batmış eğlencesi olmayan bir akşamda soluk almak isteyen izleyici izliyor Gönül İşleri’ni. Bu yüzden Şeref Meselesi’ne izleyici Gönül İşleri’nden gelmezdi. Gelmedi de zaten.

Dün akşam yayınlanan bölümü de muhtemel Bu Tarz Benim izleyicisinden çalmıştır bir miktar yükseliş olmuş ilk bölümlerine nazaran.

Ayrıca gün değişikliği için çarşamba düşünülürse Engin Akyürek’in karşısında da şansı olabilir mi? Tutmuş dizilerin olduğu akşam çarşamba Güzel Köylü totali eline geçirmişken Kara Para Aşk da AB’yi göğüslerken Hayat Yolunda’nın aldığı reytinge ulaşır mı ondan şüpheliyim.

Tabi şunu da belirtmek gerek Güneşi Beklerken dizisinin izlenmesinin ardındaki nedenlerden biri hikâyesiydi. Yani Zeynep’in hikâyesi. Zeynep gerçeklerinin peşinde koşarken izleyiciyi de sürükledi kendisiyle. Ne zaman ergenleşmeye başladı hikâye o zamanda diziden kopmalar başladı bu da reytinglere yansıdı. Yani bir diziyi ayakta tutan fanların istediği aşk-meşkler değildir sadece genelin ilgisi hikâyenin içindeki merak unsurudur.

Ve dizinin bu kadar düşük reyting almasının önemli bir sebebi de kanalın kıyımları. Bu çok ciddiye alınmıyor belki ama son iki yıldır özellikle Kanal D eski şaşalı günlerinin gerisinde kalmanın hıncını resmen dizilerden çıkardı. Vicdan, Zeytin Tepesi, Bana Artık Hicran De, Benim Adım Gültepe dizilerine şans tanımadan finalsiz yayından kaldırdı. En son Urfalıyam Ezelden dizisi içinde bu olmuştu Star’a geçerek kaldığı yerden devam ediyor Urfalıyam Ezelden ama diğerleri onun kadar şanslı olamadılar.

Hal böyle olunca da insanlarda oluşan algı neden zaman harcayayım tutsun sonra izlerim oldu. Her ne kadar buna inanılmasa da sokağa çıkıp bakılması tavsiye olunur.

O kadar çok dizi siparişi vererek biri bitmeden diğerine yer açmak için dizi harcanırsa kimse kusura bakmasın ama izleyicide Kanal D dramalarına mesafeli yaklaşır haklı olarak. Örneğin bu yıl sırf Şeref Meselesi için kaç dizi harcandı. Urfalıyam Ezelden’in aldığı reytingler üstelik daha yüksekti.

Yani “ey izleyici neden izlemediniz” sorusunu sormadan önce bu olumsuzluklar bütününe de bir baksaydık cevap zaten bulunurdu tabi totele tepeden bakma kolaycılığı varken bunları bilsek de es geçeriz. Ama ben geçemem her fırsatta da dile getiririm.

Ama şuna katılmıyorum çok fazla reklamı olduğu için dizi izlenmedi göze sokuldu insanlar uzaklaştı aksine hiç dizi izlemeyen insanların ekrana oturmasını sağlamış.

Bir örnek genelleme oluşturmasa da örnek örnektir.

Çağan Irmak’ın “Unutursam Fısılda” filmi üzerine sohbet ediyorduk bir avukat arkadaşımla. Konu Şeref Meselesi’ne geldi. Eşi de kendisi de dizi izlemezler. Ama belgesel de izlemezler. Kendi ifadeleriyle diziyle tanışmaları şu şekilde olmuş. “Beyaz’ın programını izlerken diziden bahsedildi. Sonra Cengiz Semercioğlu’nun yazısını okuyunca neymiş bir bakalım dedik. Bu kadar övülüyor madem. Oturduk pazar akşamı dizinin başına yahu ben bu diziye değil 20 bölüm 20 dk bile ayırmam. Sonu belli bir dizi. Neden bu kadar abartıldı ki” dedi.

Yani tanıtımlar izlemeyen kesim için artı dönüş sağlamış. Ama bu cephede kısa vadeli. Dizi izleyen cephesinin de nedenlerini yazdım zaten.

Dizinin öyküsü üzerinden bir de bakalım L’onore E il Rispetto uyarlaması olduğunu bilmeyen kalmadı. Dizinin orijinal hikâyesini bize tam çevireceklerini sanmıyorum. Medcezir gibi ölçüler içerisinde çevrilir diye düşünüyorum. Şayet bire bir uygulanırsa dizi şu an aldığı reytingleri de görmez. Bizim mezhebimiz dizi de olsa o kadar geniş değil. Zaten RTÜK de soluk aldırmaz.

Medcezir ki o bile dengelerini iyi kurmasına rağmen mezhebimize yine de uymuyor ama orda kendini ispatlamış iki başrol oyuncu var. Beğensek de beğenmesek de kitleleri de reklamcıları da arkalarından sürükleyen oysa Şeref Meselesi’nde kitleleri arkasından sürüklemiş bir kadın oyuncu yok yani bir Medcezir başardı tutuldu biz de tutuluruz diye düşünülerek yola çıkıldıysa ki çıkılmış umarım hikaye ayağında bu yanlışa düşülmez aksi takdirde hüsran daha büyük olur.

Kaldı ki Medcezir oyuncularına rağmen bu yıl ana hikâyeye yaklaştığı için ilk yılki ivmeyi yakalayamıyor.

“Her şey reyting mi ya kaliteli işler izlemeyecek miyiz” deniyor bir de açıkçası hikaye kaliteli olmadıktan sonra çekimlerin sinema tadında olması yetmiyor. Denenmiş işler sürekli önümüze sürüldükten sonra Ahmet gitmiş Mehmet gelmiş oynanınca insanlar izlemiyor. Evet, Altan Dönmez konuşturmuş imzasını, sinema tadında çekmiş sahneleri ama hikayesi merak uyandırmayan bir iş.

Yiğit ne yapacak belli kötü adam olacak hangi sınıra kadar. İşte izleyici karakterin ne yapacağından çok konunun hangi sınırlara varacağını merak ediyor. Oysa burada konu yok sadece karakterlerin evrimi var.

Türk izleyicisi de karakter evrimlerini konu alan işleri sevmiyor başta da belirtim. Bu pek çok örnek işte orta da.

Yoksa bizden hikâye sizden hikâye meselesini gündeme getirenler bazı şeyleri yanlış yorumlamış.

Bizden kastımız kendi güncel hikâyelerimiz işlensin yani bire bir Amerika işi değildi. E zaten bize uyarlanınca izleniyor örnek Medcezir Yaman’ın sınıf atlama mücadelesini sevdi izleyici ta ki Mira’yı incitene kadar.

Şeref Meselesi de bize uyarlanmış bizden izler taşıyor kısmen Anadolu’dan göç edip ibresini kaybeden iki kardeşin öyküsü. Ama ilk bölümden bu yana seks düşkünü bir Yiğit profili çizilince bir de kötü aksanıyla bizden olmaktan çıkıyor öykü. Hani bizden derkeni yanlış anlayıp yorumlayanlara bizden öykü bizim kendi gençlerimiz ve onların öyküleri demek. Tek başına Anadolu’dan gelmeleri değil bir de ona uygun olmaları demek. Zeybek oynamak yetmiyor inanmak da gerek bütüne.

Baklavaların da göze göze sokulması da hikayeden çok başka anlatımlar içerirken neresine inanalım.

Ama bana göre dizinin hikayesinin en önemli ayağı olan Kentsel Dönüşüm mafyası konusuna odaklanılsaydı ve yüzeysel geçilmeseydi dizinin farklı bir hikayesi olduğu için izleyicisi de daha çok olurdu.

Ne yazık ki hikaye tanıtımı yapılırken de dizi yayınlandıktan sonrada bu konu yerine karakterlerin evrimi göze sokuldu ve sokulmaya da devam ediliyor.

İşte bu sebeple biraz Gurbet Kuşları çokça Kuzey Güney biraz da Medcezir özenmesi olmaktan öteye gitmiyor dizi ki Kuzey Güney’ de kardeş hikayesi işlenirken merakla da sürüklüyordu dizi.

Buradaysa Yiğit hangi kızı hangi intikamı ve basamağı için kullanacak onu izliyoruz. Emir’e ise varla yok arasında rastlıyoruz.

İşte tüm toplamda dizinin izleyici kazanmama nedeni bunlar zaten gerçek anlamda da bu yıl tüm dizilerin sorunu bu konusunu çabuk harcamaları ya da karakterlerin evrimleri üzerine başlangıç yapmaları. Çokça da konusuz olması.

Böyle olunca da yılın dizisi olamadılar ne başlayanlar ne de kalkanlar. İzleyiciyi nasıl yakalarım yerine başka hesaplar yapmayı bırakırlarsa izleyici o zaman ekran karşısında yine yerini alır alıcısı da olur.

Eskiden tutan işler oyuncu için yapılmıyordu izleyici için yapılıyordu senaryosundan seçimlerine kadar özetle. Yani izleyicinin meselesi budur tabii anlayana…

OYA TEKİN/MEDYABEY

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com