Kemal Doğulu: “Bugünlere ödün vererek geldim!”

İşte Benim Stilim adlı moda-tarz yarışmasındaki jüri üyeliğiyle adını Türkiye’ye duyuran Kemal Doğulu, İzmir’in beğenilen ve dikkat çeken magazin dergisi Dora Magazin‘den Berna Kaya‘ya konuştu.

Programdan ayrılışının öncesinde yapılan röportajda Kemal Doğulu, hem İşte Benim Stilim serüvenini anlattı hem de stil ve moda konularındaki düşüncelerini derginin okurlarıyla paylaştı. Yarışmadaki perde arkasında yaşananlardan söz eden Kemal Doğulu, başarısındaki sırrı da açıkladı.

İşte o röportaj:

-Her ne kadar adınızı duysak da geniş kitlelerce tanınmanız Show TV’de başlayan Bu Tarz Benim yarışmasıyla oldu. TV maceranız nasıl başladı? Bu maceranın ilginç bir hikayesi var mı?

-Yapımcılarımız, Caner Erdem ve Haluk Şirin beni sektörden uzun yıllardır tanıyorlardı. Onların her Programı’nda çalıştığım sanatçıların vasıtasıyla yaptığım işleri görüyorlardı. Ve ne kadar düz bir adam olduğumu, ağzıma geleni söylediğimi bildikleri için potansiyelimden faydalanmak istediler. 

– Stil ve imaj konusunda yetkinleştiniz. Bu alana yönelik ilginizin ve kabiliyetinizin olduğunu ilk ne zaman anladınız?
-Çok klişe olacak belki ama çocukken anlamıştım. O zamanlar halamlar; kendilerine bir şeyler diktirecekler, kumaş alırlardı. “Acaba bundan ne diktirsek” derlerdi. Ben de onlara çizerdim ve aynısını diktirilerdi. Herkeste  çok beğenirdi . O zamanlarda konfeksiyon bu kadar ilerlememişti. Bundan yaklaşık 25 sene öncesinden bahsediyorum . Çocukluğumdan gelen bir ilgi var yani …
– Yarışma şu anda TV8’de İşte Benim Stilim adıyla devam ediyor. Bize yarışmayı, biraz anlatır mısınız?
-Çok güncel bir format aslında moda diye geçiyor ama daha bir realite Show tadında. Şöyle düşünün 14 tane kadını bir odaya kilitliyorsunuz, üzerinden de anahtarı alıyorsunuz ve diyorsunuz ki ” birbirinizi beğenin” Siz çıkın şimdi bu işin içinden 🙂
-Yarışmanın müdavimleri kadınlar…Programın kadınlara katkısı konusunda neler söylemek istersiniz?
-Kadınlar diye sınıflandıramam çünkü Türkiye genelinde herkes kadınlar, erkekler, çocuklar, gençler herkes izliyor. Tabii ki kadınlar daha büyük takipçiler ve öğreniyorlar. Nereye gidildiğinde ne giyilmesi gerektiğini, neyin altına neyin doğru olduğunu, nasıl saç, makyaj yapılması gerektiğini aralardan yakalayıp öğreniyorlar.  Bana gelen geri bildirimler bu şekilde ” çok şey öğrendik biz programdan”…
-jüriyle aranızdaki iletişim nasıl? Ekranda görüldüğü gibi iyi anlaşabiliyor musunuz yoksa kamera arkasında tartışmalar yaşıyor musunuz aranızda?
-Biz ne yaşarsak kamera önünde yaşıyoruz zaten arkada herhangi bir gerginlik olmuyor. Olsa bu kamera önünde de belli olurdu. O an duygularımız neyse kamera önünde bütün doğallığı yaşanıyor. Bir gerginliğimiz yok. Iyi anlaşıyoruz jüri ve sunucu Öykü ile …
-Bazen yarışmada tansiyon oldukça yükseliyor. Bu sezon geçen sezonlara oranla ekranda daha sakin kalabiliyorsunuz. Neden daha sakin kalmaya çalışıyorsunuz? Kendinizi frenlemekte zorlandığınız oluyor mu, zira yarışmacıların arasında oldukça zor karakterler var.
-Sakin kalmaya çalışıyorum. Kendimi frenliyorum evet çünkü, geçmiş sezonlarda kendimi izlediğimde negatif anlamda bir öz eleştiri yapacak olursam, bazen fazla agresif davrandığımı gördüm. Bu da hoş durmuyor. Karşındakiler kadın dolayısıyla iletişim çizgisi çok önemli  ben de kendimi ayarlamaya çalışıyorum. Çok sinirli olduğum zamanlarda da kendimi frenleyerek mani oluyorum buna ..
– Stil konusunda Türk kadınını nasıl buluyorsunuz? Genelde kadınlar hangi konularda yanlışa düşüyorlar?
-En büyük yanlışları başkası olmaya çalışmaları. Kendi kimliklerini, kendi vücut tiplerini, kendi saç renklerini, ten renklerini çözdükten sonra doğru yola girmeye başlıyorlar. Sadece dergiden koparılmış imajı kendilerine Uygulamaya çalışmaları yanlış. Tabii bu da biraz birikimle ilgili bir şey, bütçeyle de ilgisi var. Hepsi zaman içerisinde oturuyor.-Tarz olmak ile şıklık arasında nasıl bir denge var sizce? Tarz olup şık olmamak mümkün müdür mesela?
-Tarzı olup şık olmamak mümkün değil. Şık olup tarz olmamak mümkündür. Şıklık geçici bir şeydir, tarz kalıcıdır. Tarz karakterle örtüşen birşeydir, şıklığın karakterle bir ilgisi yoktur. O dönem ne güzelse onu giyen insan şık olabilir ama bu onun bir tarzı olduğu anlamına gelmez.

– Şık olmak için çok paraya gerek var mı? Az parayla şık olmak bir şehir efsanesi mi sizce?
-Yoo değil. Gerçekten az paraylada şık olunabilir. Eğer rafine bir zevkiniz varsa pazardan veya Beyoğlu’nda ki pasajlardan çok paraya çok şık olabilirsiniz.

– Artık ünlü birisiniz ve bir TV starısınız. Dünden bugüne ne değişti hayatınızda?
-Yani yaşam olarak hiç bir şey değişmedi aslında. Aynı yaşıyorum. Arkadaş çevrem, standartım aynı. Fakat tabii bu kadar ünlü olduktan sonra yolda yürürken tepkiler farklı. Artık çok fazlaca ilgi var. Hoşuma gidiyor, seviyorum . Insanların pozitif ilgisi ve sevgilerini belli etmesi gururumu okşuyor tabii ki

– Şöhretin girdabına kapılmama noktasındaki sınavınız nasıl gidiyor? Zorlandığınız oluyor mu bu sınavda?
-Yani girdabı açmak lazım biraz . Bir önceki soruda da söylediğim gibi hayat standartım da bir değişiklik olmadı. Aynen yaşıyorum . Önceki Kemal neyse şimdi ki Kemal de aynı. Dolayısıyla böyle bir girdabın için de olduğumu düşünmüyorum. Eee girdap olmayınca kapılmakta olmuyor :))
– Sizi başarıya ulaştıran bir felsefe bir ilke var mı diye sorsam? Ya da genel olarak hayat felsefeniz nedir?

-Çok çalışmak. Yani ben ünü sayesinde bir iş sahibi olan bir insan değilim. İşim sayesinde  bir ünüm oldu. Ben           sektörde Çalışmaya 20 yıl önce başladım. 20 yılın sonunda da çok çalışarak çok azmederek, çok ödün vererek bir         yerlere geldiğime inanıyorum . Ve herkese de aynı şeyi öneriyorum. Çok çalışsınlar, yılmasınlar, önlerine açılan           Kapıları “iyi niyetle”  değerlendirsinler.  Tabii ki yetenekli olmakta bu pastanın üzerindeki çilek oluyor …

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com