Karagül izleyicisini yeniden nasıl kazanır?/OYA TEKİN yazdı

Karagül derdinden uzaklaştıkça izleyici kaybediyor…
Karagül dizisi başladığı günden beri adından çokça bahsettiren kendine özgü senaryosuyla da cuma gününün vazgeçilmez dizilerinden biri olmuştur.
Dizi batı-doğu çatışmasını kendi içinde ince ince sorgularken ötekinin berikine olan durumunu da gözler önüne seriyor.
Bu yüzden dizinin bir derdi var. Derdi olan işleri her zaman önemsemişimdir Karagül’ü de bu yüzden önemsiyorum.
Ancak ne var ki uzun dizi süreleri artık hiçbir diziyi izlememe ya da şöyle bir kenarından bakma noktasına getirdi beni. Beğendiğim bir işi bile sona beş on kala izler oldum kaldı ki bu bizim işimizin bir parçasıyken varın izleyiciyi siz düşünün.
Hadi izleyicinin seçme şansı var yansıtıyor da bunu ekrana denek dedikleri kumbarayı bir yükseltip bir düşürüyor ya da tamamen stop dedirtiyor. Ya emekçiler bu kadar hor kullanılmayı hak ediyorlar mı?
Buna çözüm zor değil de serbest piyasa düttürüsü, insandan önce de havuzlarınız geldiği için topu birbirinize atmakla geçiriyorsunuz zamanı.
Doğal olarak bu çarkta da tüketici refleksi acımasızlığını gösteriyor. Hoş o toplumu da siz yarattınız tetikleyerek.
Bu sözlerim bütünde yaşanılan soruna dikkat çekmek içindir sadece. Eminim ki Karagül ekibi de dahil olmak üzere kimse bu durumdan memnun değil herkes de farkında ama kanalların ve reklamcıların çalgıları, yapımcıların da sessiz kabulü yüzünden olan dediğim gibi emekçiye ve de ambale olan izleyiciye oluyor.
Sektörün sorunları bununla da bitmiyor elbet ama izleyici ve dizi üreteni arasındaki en önemli sorun bu.
Ki buna rağmen bizim insanımız bu şartlarda iş üretiyor bu şartlardan çıkan işleri de aklı almasa da yabancılar ayıla bayıla izliyor. Hoş onlara bizdeki bölümler parçalanarak veriliyor ya neyse bu konu tek başına yazılık olsa da sektörün bütünü mutlu mesut oyunu oynarken ne gerek var değil mi mutluluklarını bozmaya.
Bu yüzden konumuz Karagül olduğu için genel soruna kısaca dokundurup yine diziye dönersek evet bu yıl ilk yıllarındaki oranları yakalayamadı ama bu bir başarısızlık da değildir.
Kolay değil üç sezon hem derdini anlatacaksın toplumun yaralarına değineceksin hem de ana konuna sadık kalıp tempoyu koruyup reyting yarışında zirveye oynayacaksın, üç sezon zirvenin galibi olacaksın. Hatta haftanın en çok izlenen işi olacaksın.
Onca dizinin kalktığını düşünürsek Karagül’ün bunu başarması hepsinden daha zordu.
Çünkü gerçeklerle yüzleşmeyi sevmeyen bir toplumuz. Toplumsal konuları dizilerde görmeyi ise hiç sevmeyiz.
Mesaj veren diziler de neymiş çarpık ilişkiler-aşk börtü böcek işler varken.
Şu an ekrana baktığımızda öyle derdi olan iş neredeyse göremeyiz olanları da daha yolun başında dizi mezarlığına gömerler.
Karagül bu anlamda zoru da başarmıştır aynı zamanda.
Bu sezona dönersek ilk üç sezon zirvede olan Karagül zirveyi kaptırmış olabilir bu da çok normal bir durum. Yalnız doğru bakarsak eğer zirveyi başka bir drama kaptırmamıştır. Cuma akşamlarının dramları yine Karagül’ün gerisindedir.
Star TV çok akıllı bir hamle yaparak cuma akşamının boşluğunu doldurmuştur. Her ne kadar yazdan başlasa da Medcezir dizisinin bitmesiyle yerini almış o akşamın en büyük eksiğini de doldurarak zirveye yerleşmiştir. Zaten genel tabloya bakınca da bu bariz görülmekte insanlar tebessüm etmek istiyor bir dramın karşında yeni bir dram izlemek yerine Güldür Güldür’ü seçmiş geçen sezondan bunu bağırıyordu tablo ama bu iyi okunmadı. Star TV bunu fark etmiş ve bu hamlesi de karşılığını buldu.
Samimi bir iş olduğu içinde Kiralık Aşk hiç zorlanmadan izleyiciye kendini sevdirdi.
Yani Karagül karşısına benzer bir dram çıksaydı bu zirvenin sahibi yine Karagül olurdu. Belki ilk sezonlarda aldığı oranlarda düşüş olurdu ama bu kadar bariz bir fark olmazdı. Hoş şu anki fark da daha çok AB kategorisinde.
Kiralık Aşk’a gelirsek yaz aylarında yayına girdiği için hiç izlemedim konusuna hakim değilim ancak şunu net söyleyebilirim sokak diziyi konuşuyorsa bu zaten net bir göstergedir. Yani denek kumbaranız beni bağlamıyor o reklamcıların kanallarla olan göbek bağı.
Ve Evet, yaz aylarında da şu anda da Kiralık Aşk’ın sokakta karşılığı var. Yani reyting tablosuna bakarak konuşmaya gerek bile yok.
Dediğim gibi Star bu boşluğu iyi yakaladı ve değerlendirdi Kiralık Aşk’ta sokaktan yansıma alıyorsa demek ki samimi bir romantik komedi olmuş ki insanlar sevmiş konuşuyor. O zaman da alkışlanıp şapka çıkarılır. Çünkü romantik komedilerin bu ülkede karşılığı öyle kolay değildir dramlar kadar şanslı da değillerdir. Bu yüzden romantik komediler izleyiciden karşılık zor alır. Alana da şapka çıkarılır.
Ancak tüketim toplumunun reflekslerini de göz ardı etmemek gerek şimdiki izleyici hemen tüketip yenisi gelince ona kayıyor.
Tüm dizilerin son yıllarda yaşadığı durum bu.
Karagül’e bu reflekslerin yansımasıyla bakarsak eğer üç yıldır merakı diri tutup liderliği kimseye kaptırmamışsa dördüncü yılda da seyirci kaybına uğrasa bile yarıştan düşmemişse bu zaten alkışlanır bir başarıdır.
Ancak şunu da kabul etmek gerek senaryonun sık sık kendini tekrara düşmesi üç sezon boyunca aynı soru etrafında koşan bir seyirciyi haliyle yordu. Hatta daha kaba tabiriyle bıktırdı.
Her ne kadar izleyiciye aynı duyguyu geçirse de dizi bir yerden sonra sadece bu soruya odaklanan izleyicinin sıkılmasına sebep oldu bu yüzden de izleyicinin farklı arayışlara girmesi kadar doğal bir durum yok.
Zirvede diziyi bitirmek de mümkündü geçen sezon stop da denebilirdi ancak var olan koşullara bakınca bu sistemde dizi tutturmak kolay iş olmayınca yapımlarda ister istemez yeniden aynı risklere girmemek için işin getirisi varsa sürdürmeyi tercih ediyor.
Ekran tarafından bakınca yanlış diyebiliriz ama ekranın öbür tarafına geçince buna tamamen yanlış gözüyle de bakamıyorum.
Mesele sadece aynı tadı verebilmeleri.
Karagül de bunu başaranlardan. Ama şunu da büyük parantez açarak belirtmek gerekir bir dramın ömrü en fazla bir sezon biraz sıkarsak iki sezon olmalıdır biz de uzadıkça suyu çıkıyor bunu da kabul edelim lütfen.
Karagül’ün suyu çıkmadı belki ama tekrara çok düştü bunu ekibin kıvrak zekası sayesinde izleyiciye direkt yansıtmayıp kamufle edebildikleri için de izlenirliğini korudu.
Bunu pek çok örnekle göstermek mümkün örneğin sakla samanı gelir zamanı hesabı Özcan Deniz sahneleri. Özcan Deniz diziden ayrılalı çok olmasına rağmen ona ait stoklanmış sahneler hikaye bütünlüğü içinde yeri geldiğin de verildi, veriliyor.
Bunun gibi daha pek çok örnek verebilirim ama bunları zaten izleyicisi görüyor, görüyor ki hala Karagül izlemeye devam ediyor.
Peki, kaybı nerede? Bu sezon Karagül klasik bir diziye döndü. Ebru koşuyor Narin kovalıyor hallerinin içine sıkıştı. Narin’in başkasının çocuğuna annelik yapmasının arkasındaki gerçeklerden uzaklaşıldı Narin kaba tabiriyle içine Kendal kaçmış biri haline dönüştü resmen.
Ebru’da öldürmeyen senarist öldürmez hesabı sürekli bir kaza halinde geçen sezon sonlarından beri yaralanma berelenme durumlarının içinden çıkamadı.
Yani iki kadını bu duruma getiren asıl konu geride kaldı Ebru’nun oğlunu öğrenmesi Baran’ın öğrenmemesi meselesi geciktirilmek istendikçe bu koşma kovalamaca yaralama bereleme denklemine sıkıştırdılar.
Doğal olarak Ebru’nun oğlunun öğrenmesi meselesine takılıp kalırsanız e artık öğrensin hep aynı hep aynı der ve izleyici eritmeye başlarsınız ya da izleyici bu minvalde uzaklaşır diziden. Oysa Karagül başlarda bunu sorgulatıyordu izleyiciye şimdi bu sorgudan uzaklaşıp klasik dizi matematiğine geçti.
Dediğim gibi ben derdine ve bu derdi nasıl işlediklerine bakan taraftayım. Sosyal medya yorumcularının dışında pek çok izleyici de olaya böyle bakarak izliyor-izliyordu diziyi. Ebru öyle de böyle de oğluna kavuşacak Baran da öğrenecek dizi matematiği bu. Kim mi söylemeli başlarda bunu Narin’in yapmasından yanaydım ama şu an gelinen nokta da Narin’i anlamaktan uzaklaştım-uzaklaştık. Bu yüzden kimden öğrenirse öğrensin hallerindeyim.
Burada şunu da belirteyim hemen bir anneyi çocuğundan ayırmasını doğru bulmuyorum tabiî ki ama anlıyorum doğru bulmakla anlamak farklı şeyler önce bunu ayıralım. Anlıyorum ya da anlıyordum çünkü o toprakların sancısını ve anneliğin nerede dur nerede durma yetisini kaybettirdiğini çok iyi biliyorum. Bu yüzden Baran da öğrensin meselesinin içinde de çok oyalanmıyor buna sebep olan nedenlere odaklanıyordum. Ancak ne var ki şu an Narin’in Baran’ın öğrenmemesi için yaptıkları Narin’i anlamaktan uzaklaştırıyor. Sonunda Baran öğrense de iki anneyi kabullense de açıkçası anlamsız kılıyor ana derdini bilmesek dizinin. Bu yüzden bana göre Karagül ana derdinden uzaklaştıkça dizi paranoyasına sıkıştıkça izleyici ile arasına mesafe koymaya başlamıştır.
Dişi bir bakıma sakatlanmış erkektir demiş (Aristoteles). Karagül’de burada sakatlanmış dişileri anlatıyordu. Ve de en acımasız topraklarda yaşayanlarını.

karagül-elestiri-2

Kadın sadece çocuk doğurmaz. Kadın toplum doğurur ise sakatlanmış bir dişi sakat bir toplum doğurmaz mı?

Kadriye Ana’ya baktığımız da örneğin doğurduğu iki oğlunun kadınlara yaşattıkları ortada.

Fikriye ona keza. Oğlu Kenan sözüm ona batıda büyümüş ama yaptıkları ortada. (Bu arada parantez içinde söylemeden edemeyeceğim Kenan karakterinin de oyuncunun da diziye artısı olmadığını düşünenlerdenim. Karakteri de oyuncuyu da yeterince inandırıcı bulmuyorum. Genç oyuncuların hepsi yıllardır piyasada olan oyuncudan daha başarılılar üç sezonda da baya yol aldılar. Özellikle Maya karakterine hayat veren İlayda Çevik son iki bölümdeki performansına bakınca ilk günden bugüne ne kadar yol aldığını açıkça görüyoruz. Tüm genç oyuncuları alkışlıyorum ve genç oyuncuları yönlendiren yetiştiren dizinin yönetmenleri Murat Saraçoğlu ve Günay Günaydın’ı tabii ki… )

Konuya dönersek yine eğer, sakatlanmış kadınların doğurduğu çocuklardan kurulu toplumda sakat olur.

Sakatlık gömleğini kadına erkek mi giydirmiş yoksa kendi mi kolayı seçerek o gömleği giymeyi seçmiştir işte Karagül’de bunu sorguluyorduk.

Ebru ve Narin’e bakarsak kim haklı sorusunu sorduğumuzda ikisi de haksız diyebiliyoruz.

Evliliği içerisinde kolay olanı seçen bir erkeğe koşulsuz inanan Ebru bir çocuk sahibi olayımda ne olursa olsun diyen ikinci eşe olur veren Narin.
Oysa her ikisinin de üzerine bunu giydiren gelenek ve göreneklere sığınan başka kadınlar ve aile meclisi bu toprakların tüm kadınları üç aşağı beş yukarı bunu yaşıyor buna mahkum.
Ses vermeleri ise çoğu zaman zor olsa da sessizliğe gömülmek de çokça kolay olanı seçmekten gelen.
Ama atlanan ise şu bu seçimlerin en büyük mağduru yani çocuklar. Bu seçim sonrası tercih yapması en zor olan kaybettikleri ise sıralasan bitmez.
Zaten her şey çocuklarımız için sözüne sığınarak bir süre sonra doğru bildiğimiz yanlışları da yanlış bildiğimiz doğruları da onlara giydirmiyor muyuz?
Yukarıda da belirttim Karagül bu sezon işte bu anlatının ekseninden çıktı. Eksenden çıkınca da zaten yorulan izleyici ister istemez farklı arayışlara girdi. Kaldı ki daha Murat’ın ve Fırat’ın ölümlerindeki sırlar havada duruyor. O cepheye hiç dokunulmadı.
Diziye aksiyon da şart tabi ama üç sezonda aksiyonların ya da Özlemce ekşınların tümü kullanılınca ister istemez sıra dışı ekşın ister oldu izleyici.
Bu da izleyici şımarıklığı olsa gerek ama izleyici hep haklıdır bunu da unutmamak gerek.
Şöyle Baran öğrense kardeşlerini de alıp sessizce terki diyar eylese. Tüm analarda kendilerini bir sorgulasa ekşının en güzeli olmaz mı?
Bence olur yeniden silkelenişi çocuklardan öğrenseler tüm yanlışlarını, sakatlıklarının nelere mal olduğunu, birbirlerini suçlamak yerine asıl kadınların iyileşmesi gerektiğini anlatsalar. Bu pencereden işlenmemişti bir de bu pencereden açarak işlenilse hem Karagül’ün farkı olur hem de farkındalığı diye düşünüyorum. İstanbul’da yani Batı da ötekileşen doğuyu anlatsalar bir sezon değil iki sezon daha sürer sanki dizi. Çocuklarını arayan Karagül anneleri İstanbul’da ya da İzmir’de.
Tabi ekip ve yazıcılar ne düşünür bilmem ama Karagül’ün kalemleri Erkan Birgören ve ekibi ayrıca her ayrıntılı duyguyu veren yönetmeni Murat Saraçoğlu ve ekibi bu ters çevirmeyi pek alada en alasından yapabilecek bir ekip yeter ki yapımcı ikna olsun seyirci bu ters çevirmeyi zevkle izler diye düşünüyorum.
Konu Karagül ve kadınlar olunca laf uzadı epeydir Karagül hakkında yazmıyordum birikince uzadı da diyebilirsiniz e bir daha Karagül hakkında ne zaman yazarım bilinmez yazmışken tam yazalım dedik. Hissesine alanlar alır almayanların da canı sağ olsun…

oyatekin@gmail.com                                                                               
https://twitter.com/#!/oyatekin  (@oyatekin)
http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35
Oya Tekin/ Engelliler Haber ve Bilgi Portatalı Yaşadıkça.com köşe yazarı
Not: Burada yazılan tüm yazılarım elektronik imza ve zaman damgası güvencesi altında yasal hakları korunmaktadır. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilmeksizin izin alınmadan kullanılamaz.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com