KARA PARA AŞK İLE AŞKA GEL!/OYA TEKİN

Geçen hafta çarşamba akşamı yeni bir diziyle tanıştı ekranlar. AY Yapım imzalı. Kara Para Aşk.

Beklenen ilginin tam karşılığını alamamış gibi gözükse de bunun sebebi malum kötü bir hafta geçirdik ne iş yapanlar yaptıkları işten bir şey anladı ne de ekran karşısında yer alanlar.

Almakta mümkün değildi açıkçası. Demoralize bir ortamda biraz nefes almaya da ihtiyaç var. Ama öyle bir hale geldik ki ekranın neresine dönsek herkesin baskı altında olduğu bir ortamda işlerden yansıyanlar da ona paralel oluyor ne yazık ki.

Hal böyle olunca da üç kuruşluk keyiflerimizin zaten olmayan tadı hepten kaçıyor.

Özellikle son üç yıldır yaşadığımız tam olarak bu. Ekranda yer alan işlerden keyif alamıyoruz baskı altındayız, yazıcı baskı altında, yönetmen baskı altında, oyuncu baskı altında yani özetle herkes baskı altında.

Etrafta olup bitmeler yan etkenler vs derken işin içinden çıkabilene aşk olsun.

Bahsettiğim baskı direk baskı değil tabi yaşanan sürecin gerilimi içinde bir çeşit mobing altındayız.

Böyle bir ortamda çıkan her işin detayına inmek ya da kendi beğeni çıtamızda yoğurmak çok da sağlıklı hatta yapıcı bir durum olmasa gerek.

Edisünü büdüsünü arayacağımız işlerle üzerinden okkalı geçeceğimiz işleri iyi ayırmak gerek diye düşünüyorum.

Çeşitliliği bol olan bir ülkenin seçimleri de farklıdır beğenileri de. Ha profesyonel değerlendireceğiz diyorsak o zamanda şu çıkar ortaya TV’de ki hiçbir işin başarılı olmadığı. Ki öyle de.

Henüz ilk bölümüyle ekranlara gelmiş bir işin bu yüzden detayları üzerinde çok durmamak gerekli.

Ama şunu da eklemeden geçemiyorum iş var detayı göze batar iş var detayı gözden çıkar.

Bu yüzden Kurt Seyit’te yaşadığım hayal kırıklığını bu dizide yaşamadım. Orda göze batanlar gözden çıkacak gibi değil maalesef. Kurt Seyit’e ayrıca döndüğümüzde yazarız elbet şimdilik üstünden geçtik öylece.

Kara Para Aşk’ta ise en başından beri bir vaat yoktu.

Tek başına polisiye yapıyoruz demediler. Tek başına aşk üzerine kurguluyuz demediler. Tek başına şu bu demediler. Yani özetle biz sunuyoruz siz beğenin içinden dediler.

Bu yüzden sunulanla karşılaşılan birbirini örttü.

Hatta beklediğimin çok daha üzerinde bir iş çıkarmışlar. Özellikle hikâye ayağında.

Polisiye dizi severleri yeterince tatmin etmeyebilir ama hedef kitle bu değil genel kitle bunu da çok akıllıca çözmüşler azıcık aşk azıcık gizem ucundan polisiye.

Zaten buradaki polisiyelik daha çok mesleki durum. Bir doktorun hayatından bir kesit, bir avukatın, bir öğretmenin vs. burada da esas oğlan polis olmuş. Bu yüzden polisiye gibi bakmamak gerek.

Dış piyasanın da istekleri belli onları da iyi yerleştirmişler.

Bize yakın mı hem de pek yakın.

Yani harmanı iyi yapmışlar.

Herkesin yakınına yaklaşmışlar.

Hassas dengeleri bu kıvamda iyi korurlarsa dizinin önü fazlasıyla açık ilk bölüm verilerinin şu an için çok önemi yok birçok neden var malum.

Ancak polisiye olarak bakmadık diye mantık hatalarını yok saydık anlamı çıkarılmasın.

Kadın izleyiciye oynarken bunlar es geçilmiş kadınları yormayalım, yormayalım ama küçümsemeyelim de. Bu mantıksal pürüzlerde göze çok batanlardan.

Gelelim oyunculara Engin Akyürek beğendiğim bir oyuncu bugünden değil dünden gelen içinde bulunduğu konusunu önemsediğim işlerinin hepsini izledim diyebilirim. Hem duruşuyla hem de oyunculuğuyla özel bir çocuk. Olması gerektiği gibi.

Oynadığı rolü üzerine giyen giymekle kalmayan kendinden de bir şeyler katan bir genç. Popüler olma derdinde de değil. Zaten oyunculuk ruhunu gerçekten taşıyorsanız öğrenmek sizi zenginleştirir. Karakteri anlayıp dışarı salmak bir de size söylendiği gibi sunmak. Böyle bir fark yani.

Burada da Ömer rolünde karşımızda.

Haylaz polis, azıcık serseri, azıcık değerlerine bağlı, azıcık sisteme kafa tutan. Ne sevdiklerine ne de mesleğine yan bakmayan bir karakter.

Sevgilisinin ölüm haberiyle acı, aldatılmışlık, şaşkınlık, kayboluş duygularını o kadar güzel yansıttı ki şimdi bu çocuk için sadece alkış tutulur.

Tuba’yla ilk yakınlaşma sahnesinde de yüzündeki şaşkınlık ne oluyoruz eniştem beni niye öptü bakışı mıydı? Zaten o sahnenin anlatmak istediği buydu Engin’de fazlasıyla yerine getirmiş gitmiş.

Tuba’ya gelirsek ben ona kıyamıyorum. Zarife’de gördüğüm performansı hiçbir dizisinde tam göremesem de yaptığı işlere bakınca karakterleri sevdirdi mi sevdirdi e denek sistemi de bunu istiyor mu istiyor. Gerisi teferruat.

Onu sürekli olarak evimizin kızı diye nitelerken söylemeye çalıştığım tam da bu. Sokak Tuba’yı severken ne yapsa affediyor. Yüzündeki ifade hani yaramazlık yapar çocuğunuz ama yüzüne bakınca çoktan affetmişsinizdir Tuba Büyüküstün tamda böyle bir ifade yansıtanlardan.

Fan kitlesinin fazla olması sevilmesi de bu yüzden. Ama yeteneksiz değil.

kara-para-ask-1

Meselemiz karakterin duygusunu seyirciye aktarmak mı yoksa profesyonel oyunculuk mu?

Profesyonel oyunculuk ararsak o zaman elbise askısı gibi rolü taşıyanların hepsini ayıklamalıyız ki bunun için Yeşilçam’a kadar uzanılır, 90-60-90 biberiyelerinizin tozu atılır kaset satsın diye şarkı sözlü bozmalar yorulur, yakın tarihten de bazı şekerimler sorulur o şekerimleri alkışlayıp Tuba’ya gelince yeriyorsak çok da samimi bir toplum değiliz sonucu çıkar. E zaten pekte değiliz.

Türkiye’de başrol kadın oyuncularında dört dörtlük oyunculuk hiçbir zaman olmadı bundan sonrada olmaz kendimizi kandırmayalım.

Aralarında olmuş olanları da siz sevmiyorsunuz zaten. Bu karaktere oturmuş mu oturmuş eksiklikleri var mı var onu da zaten hal ederler ilerleyen bölümlerde. Ama oynayamıyor, beceremiyor, kötü oyuncudur gibi bir yorumda inandırıcı olmaktan uzak.

Piyasanızın her yeri oyuncu doluda biz mi bulamadık buldukta siz mi bağrınıza sardınız?

Ayrıca Nebahat Çehre ne demiş “daha toplumsal işlerde oynamak istiyorum.” Bu ne anlama geliyor onun gibi bir oyuncunun bile seçme şansının olmadığı. Yani yapımcılar kafalarına ne çizmişse oyuncuları o kalıbın içine sokup başka tekliflerle gitmiyorlar.

Yeşilçam’ın içinde yıllarını vermiş pek çok ismi başrolde göremeyişimiz bundan görsek de anne olarak görürüz ya da baba. Bir Şener Şen ile Türkan Şoray’ı görmüştük başrol dizilerde o da zamana el-Fatiha. Hoş sadece dizilerde de değil sinemada da aynıyız.

Biz de henüz o kültür yok yeni gelen nesilde de yok maşallah eski öğretilerle yeni devirde aldığı yerden götürüyor. Ha izleyici olarak bizde var mı?

Biz izleyicilerin zaten böyle bir kültürü olsa her şey bambaşka olurdu.

O yüzden dizilerdeki kadın oyunculara özellikle yüklenmeyişim bundandır sistemin arızasını onların sırtına yüklemekle bir şeyleri düzeltemez kişileri yıpratırız. Ki bu da sorunu çözmez.

Erkek oyuncular ise kadınlardan çok daha başarılı ve azimli. Yine sistemde var olma savaşında oyunculuklarıyla ön plana çıkmak zorunda bırakıldıkları içindir. Bu yarışta başka şansları yok çünkü.

Arada baklava yarışına sokulanlar bile baklavam bana kalsın oyunculuk çalışayım derdinde.

Var olma savaşı.

Yani geçelim dizimi izliyoruz ona bakalım karakterle ne vermiş ne vermemişe bakalım. İyisini istiyorsak önce Yeşilçam’ınıza sonra tiyatrolarınıza sahip çıkacaktınız e geçmiş ola. Ha bir de yan komşuya.

Yine diziye dönersek.

İyi bir ikili mi evet; iyi bir ikili. Keyifli bir iş izletecekler mi? Epeydir arayışta olan izleyici için evet çarşamba günleri zaten nereye kaçacağını şaşıran bir izleyici vardı bu anlamda tamda Kara Para Aşk onlara göre zamanında gelmiş imdada yetişmiş.

Çok polisiyeye çok aşka boğulmadan ilerlerse aranan kan gelmiştir diyebilirim.

Hikâye kendi içinde fazlasıyla zengin materyale sahip tanıtım fragmanlarından bu anlaşılmasa da izlenince gözüküyor tıkanmaması da senaristlerin becerisine bağlı bu noktada kalemlerinin neler yaptığını biliyoruz. Ama bizim bildiğimiz doğrudur şaşmayız denede bilir pek ala!

Yönetmenin başarısı da kendisini hissettiriyor. Duyguyu hissedebiliyorsak öykünün vermek istediğini alabiliyorsak işte bu da yönetmen farkıdır bana göre. Ahmet Katıksız’ın tek başına bir işini izlemedim daha önce ama 2. Yönetmen olarak yer aldığı işlerin neredeyse hepsini ucundan kıyısından ya da bütün olarak izlediğim için ismine aşina olsam da ilk kez bu dizi de tek başına bir işini izliyorum diye bilirim.

Ama gördüğüm yorumsal fark “a ben bu diziyi bu sahneyi daha önce izlemiştim” ruhu değildi. Bunu hissetmiyorsak bir dizide teknik detaylarla okuru boğmaya gerek yok diye düşünüyorum. İzleyicide bunu almış mı almış.

Örnek sahne; Erkan Can’ın kanın yüzüne sıçrayışındaki doğallık sevimlilikle kötülük arasındaki şaşırtıcı tavrı.

Engin Akyürek’in ölümle yüzleştiği sahne ise yine özel sahnelerden biriydi.

Tuba’nın orman sahnesindeki performansı örneğin ürkek kız çocuğu halleri korku çaresizlik bakışı

Ve yine kızların kaçırıldığı şiddetle yüklü sahnede şiddetin göze göze sokulmadan vurdum kaçtım şeklinde verilmesiydi.

Dileğim şiddet sahnelerinin özenini korumaları.

Yeni fenomenimiz ise görünen o ki Tayyar.( Erkan Can )

Tüm bu toplamda dizi olmuş mu olmuş.

Ama bir öneri getirmek gerekirse asosyal bir gence ihtiyacımız var. Genç kitlenin dikkatini çekecek türden. Fazlaca yetişkin dizisi olarak kalmaması için sanki böyle bir kana ihtiyaç var gibi. Hem eğlendiren hem sinirlendiren. Hoş henüz ilk bölümü izledik gelecek bölümlerin sürprizinde karşılaşırız kim bilir.

Özetlersek polisiye kısmındaki mantık hataları dışında özenli temiz bir iş sunmuşlar.

Azıcık sizden azıcık bizden buyurun size demişler. Dizi zaman içinde rüştünü ispatlarsa ibresini yükseltir. Ama iki kategorinin galibi bunu artık hiçbir dizinin tek başına başarma şansı yok kanısındayım. Eğer yeni anlayışlar yaratılmazsa ve bu dış kaynaklı mobing kalkmazsa klişelerimle devam ederim denirse de çok zor gözüküyor.

Bu çözümü yine sektör kendisi bulacaktır. Kan kaybetmenin nedeni sadece reyting sistemi değil çünkü. Umarız kısa zamanda bulunur centilmenlik içinde çalışma koşullarına dönülür biz de keyifle izlediğimiz işin tadını çıkarırız suyunu değil.

Ekibin yolu açık olsun şansı da bol…

OYA TEKİN / MEDYABEY

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

http://blog.milliyet.com.tr/Sayfam/Blogger/?UyeNo=580460

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com