Kanlı 1 Mayıs’ın Acısı Hala Taze

Tarihe kara bir leke olarak geçen o bayram 39 yıl önce 1 Mayıs 1977 yılında gerçekleşmişti. O gün Taksim Meydanı cesetlerle dolmuş, eşi görülmemiş bir katliam yaşanmıştı.

Hala akıllardan çıkmayan hatta kıyamet alameti sayılan o günü bilmeyenler ve yeniden hatırlamak isteyenler için arşivleri taradım. Dilerim yaşananlar her kesim için acı da olsa bir ders olur ve dilerim 39 yıl sonra 2016’te aynı acılar yaşanmaz. İşte yürek burkan o 1 Mayıs gününün acı tarihi ve bilançosu.

1 Mayıs 1977 İşçi Bayramı’nda Taksim Meydanı bir katliama sahne olmuştu. 1 Mayıs mitingi sırasında çıkan olaylarda tam 34 kişi yaşamını yitirince o gün tarihe ‘Kanlı 1 Mayıs’ olarak geçti. O gün Taksim’de iddianameye göre 34 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Ölenlerden beşi kurşunla vuruldu. 29’u izdiham sırasında nefes alamadığı için boğularak ya da ezilerek öldü. Yaralılardan da 34’ü de başından ve göğsünden kurşunla vurulmuştu. Çeşitli sendika ve sol örgütlere mensup 98 kişi hakkında 14 yıl boyunca süren yargılamada kimse ceza almadı. Hiçbir devlet yetkilisinin yargılanmadığı ve zamanaşımına uğrayan dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı.

1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı`nı kutlamak üzere çeşitli illerden İstanbul`a gelen yaklaşık 500 bin kişi DİSK`in organizasyonu önderliğinde Taksim Meydanı`nı doldurdu. Katılımın yüksek olması sebebiyle kortejlerin alana girmesi uzun sürdü, miting de uzadı. Öyleki son konuşmalar yapılırken alana yeni giren kortejler bile vardı. . Saat 19.00 sıralarında daha sonra silahlı saldırı sonucu katledilen dönemin DİSK başkanı Kemal Türkler konuşmasının sonuna geldiğinde etraftan silah sesleri duyulmaya başlandı.

Sular İdaresi binasının üstünden ve meydandaki otelin çeşitli katlarından açılan bu ateş sonucu insanlar panik halde kaçmaya başladı, kısa bir süre içinde Etap Marmara Oteli`nin (Bugün The Marmara Oteli) de üst katlarından da ateş açıldı. İnsanlar panik halde kaçmaya çalışırken panzerler de kalabalığın arasına doğru girmeye ve kitleleri sıkıştırarak Kazancı Yokuşu`na itmeye başladı. Kalabalığa ateş açılıyordu fakat polis ateş açanlara değil, kalabalığın üstüne yöneldi. Bir kamyonun tıkadığı Kazancı Yokuşu`ndan aşağıya kaçmaya çalışan kalabalığı daha da korkutmak için bir daha ateş açıldı. İnsanlar panzerler altında kalarak ve birbirlerini ezerek kaçmaya devam etti.

28 kişi ezilme ya da boğulma nedeniyle, 5 kişi vurulma nedeniyle, 1 kişi de panzer altında kalarak yaşamını yitirdi, yaklaşık 130 kişi de yaralandı. Ölenlerin çoğu Kazancı Yokuşu’nun başında, park edilmiş kamyon yüzünden sıkışarak ölmüşlerdi. 470 kişi göz altına alındı fakat hiçbirinin olayla ilgisi kurulamadı. Ateşi kimin açtığı tam olarak belirlenemedi, olay halen aydınlatılamadı.. Sular idaresinin çatısından ve otel odalarından ateş açanlar bulunamadı. Resmi olarak kanıtlanamayan bilgilere göre olayın planlayıcısı CIA, Etap Marmara Oteli’ni bir gün önceden boşaltıp buraya Amerika’dan getirilenler ise CIA ajanlarıydı.

 

Kanlı 1 Mayıs’ın Sessiz Tanığı Marmara Oteli

The Marmara Oteli Kasım 1975’te İstanbul’un üçüncü gökdeleni olarak açıldı. 1970’ler İstanbul’un siluetinin değişmeye başladığı yıllardı; Sheraton Oteli, Odakule binası ya da Zincirlikuyu’daki karayolları binası şehrin yüksek modern yapılarının ilk örnekleridir. Tabi bugünkü gökdelen algımızdan biraz uzak oldukları açıktır, yeni nesiller için biraz yüksek binalar olarak görülebilir bazıları. Binanın tasarım çalışmaları 1969’ da başlıyor; Rüknettin Güney ve Fatih Uran’ın beraber başladığı proje, ömrü vefa etmeyen Güney’in son projesi oluyor. Hatta projenin tasarımı bitmeden ölüyor Güney. Aslında benim bu yazıyı yazma sebebim, The Marmara Oteli’nin mimarlık tarihi açısından taşıdığı önemden çok, 1 Mayıs 1977’ deki katliama ettiği tanıklıktır. Üstelik yapı bu olayda sadece pasif bir tanık konumunda da değildir. 1980 darbesi öncesinde, özellikle 1975 sonrası giderek büyüyen sağ-sol çatışmaları ülkede büyük bir kargaşa döneminin habercisiydi. Türkiye’de gün geçtikçe güçlenen bir işçi sınıfı vardı ve 1 Mayıs gövde gösterisi yapmak, kendi seslerini duyurmak için büyük bir fırsattı. DİSK, 1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanında yapılacak olan kutlamalar için tüm sol gruplara çağrıda bulunmuştu.

Ancak sol yekpare bir bütün değildi elbette, buda kutlamaların olaylı geçmesi beklentisini yaratmıştı. Özellikle Çin ve Sovyet yanlıları arasında olası bir kavganın vuku bulması neredeyse kaçınılmazdı. Sağcı basın, gazetelerinden halka o gün sokağa çıkmama tavsiyesini veriyordu. DİSK kendi açısından önlemini aldı, alana 20.000 sopalı işçiyi düzen sağlamak üzere görevlendirdi. Meydana hâkim konumu sebebiyle The Marmara Oteli ki o zamanki adıyla Intercontinental Oteli, 30 Nisan 1977’de kapatıldı. 1 Mayıs günü erken saatlerinden itibaren insanlar alanı doldurmaya başlamışlardı. Kesin bir rakam olmasa da öğleden sonra taksim meydanı ve çevre bölgesinde 500.000 işçinin bulunduğu tahmin ediliyordu. Rakam çeşitli kaynaklarda 300.000 ile 500.000 arasında değişmektedir. Kitleler meydanı doldurmadan çok daha önce, sabahın erken saatlerinde alanın çevresinde farklı bir hareket olmuştu, Cumhuriyet Savcısı Muhittin Cenkdağ’ın yürütülen soruşturma sonucunda belirlediği üç farklı nokta vardı; birincisi Taksim Sular idaresinin duvarı, ikincisi Shereton Otelinin çatısı ve üçüncüsü The Marmara Oteli’nin 213, 510 ve 713 numaralı odalarıydı. Bu noktalara Amerikan uyruklu ve silahlı kimseler yerleşmişti. Tabii ki resmi hiçbir kayıt yoktu, hatta bu insanlar ülkeye giriş ya da çıkış bile yapmamışlardı görünürde. Cenkdağ, kayıt yoktu ama tanık vardı, üstünü; kim, nasıl, ne şekilde kapattı bilemiyorum diyecekti yıllar sonra. Belki de herkes tehlikeyi içeriden beklemekteydi, bu sebepten 50.000 kişilik Dev-Genç grubu alana sokulmadı. Ancak grup zorla güvenlik barikatını yarmayı başarmıştı. Alana alınmayan diğer grup Çin yanlısı Maocu’lardı, onlar Tarlabaşında durduruldular ve itişmeler başladı. Bu karmaşa DİSK başkanı Kemal Türkler’in konuşmasının gecikmesine yol açacaktı. Saat 19.00 sularında konuşmasına başlamıştı Türkler, bitirmesine de çok az kala Tarlabaşı tarafındaki karmaşa büyümeye başlamıştı. Hepsinin ardından bir el silah sesi duyuldu. Çok sonraları bu ilk ateşin bir işaret ateşi olduğu anlaşılacaktır. Bir el ardından bir el daha, bu iki ses karmaşanın başlamasına yetmişti. İnsanlar paniklemiş ateşin nereden açıldığını anlamaya çalışıyorlardı. Kimileri uzun yatış pozisyonu almış, kimileri birbirlerini ezmek pahasına kaçmaya girişmişti. İlk yaylım ateşi Sular İdaresinin üstünden başlamıştı.

The Marmara Otel’inden ateş edenlerin asıl hedefi DİSK yöneticilerinin bulunduğu kürsüydü. Bu sırada nereden meydana girdiği anlaşılamayan beyaz bir Renault otomobil’in camlarından etrafa gelişigüzel ateş ediliyordu. Bayram, bir can pazarına dönüşmüştü. Etraftaki resmi görevliler tepkisiz kalmışlardı, çok sonra sahneye çıkan panzerler ise etrafa su sıkıp, ses bombası atmak ve bu hareketleriyle insanları daha da kaosa sürüklemek dışında hiçbir şey yapmamışlardı. Kaçış yönlerinden biri olan Kazancı Yokuşu, büyük bir kamyonet yerleştirilerek bloke edilmişti. Ölenlerin çoğu kurşunlar yüzünden değil, ezilerek ölmüşlerdi. Ertesi gün resmi rakamlara göre 34 ölü, yüzlerce yaralı vardır. 400 kişi gözaltına alınır ancak hiçbirinin olaylarla ilgisi olmadığı saptanır. Onlarca dava açılır, hiçbiri sonuçlanmaz. Bu olaydan ötürü hiçbir resmi görevli ve polis yargılanmamıştır. 1 Mayıs 1977 tarihimizde kanlı bir leke olarak yerini alır. Bu olayı tasarlayanlar ve güç odakları belirlenemez . Otele yerleştirilenlerin kimlikleri saptanamaz. Cumhuriyet sonrasına dair tarih yazımımız henüz çok zayıf bir durumda da olsa, bu olayın Türkiye’deki sol hareketin bastırılması ve sağ-sol çatışmasının kızıştırılması için çıkarıldığı genel olarak kabul görmektedir. Bizim devlet geleneğimizdeki, devletin bekasını korumak için her yolun mübah sayıldığı makyavelist yaklaşım bu olayda da kendini göstermiş, kontrgerilla ya da derin devlet olarak adlandırılan güç odaklarının bu olayı desteklediği düşünülmüştür. Sağ basın olayı ‘’Maocu vatan hainleri işçi bayramını kana buladı’’ ya da ‘’solcular 40 işçiyi katletti’’ gibi absürt denebilecek başlıklarla sunmuştur. Hatta sağın lideri Süleyman Demirel, işte komünizm tehlikesini ciddiye almazsanız bunlar olur şeklinde açıklamalarda bulunmuştur. Trajik bir olayın, trajik-komik bir hale sokulması çabası gibidir bu talihsiz açıklamalar. Bence bu olayın en mühim noktası sol için bir dağılma, parçalanma döneminin başlangıcı olmasıdır. O günden bugüne değişen pek çok şey var Türkiye’de ama eğer Taksim Meydan’ına çıkarsanız The Marmara Oteli oradadır, bu kanlı katliamın da bir tanığıdır.

Kaynaklar:
”Soruşturma Nasıl Yapılmalı!” Uğur Mumcu, 6 Mayıs 1977 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Köşe Yazısı
”12 Eylül Belgeseli, 3. bölüm: Can Pazarı” Mehmet Ali Birand, Hikmet Bila ve Mustafa Ünlü, 1998
”1 Mayıs 1977 Keşke Olmasaydı” Belgesel, Kanal 24
”Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi” İletişim Yayınları, 1988
“Rüknettin Güney.” Vikipedi, Özgür Ansiklopedi. 26 Aralık 2011, 18:40 UTC. 28 Nis 2012, 18:36
‘Kanlı 1 Mayıs’ın Tanığı: The Marmara Oteli’ http://mistiklal.com/2012/04/kanl-1-maysn-tang-marmara-oteli/

Derleyen: Neslihan Sultan PALA

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com