KANAL D’ NİN DİZİLERLE DANSI VE KANIT’IN AKIBETİ

Kanal D ‘nin bir süredir ne yaptığını anlamak mümkün değil.  Sürekli dizi saatlerinde oynamalar, gün değişiklikleri seyircinin aklını karıştıran, illallah dedirten cinsten.

Kanal D Genel Yayın Yönetmeni Pelin Diştaş’ın bir süre önce bu rotasyonla ilgili yapmış olduğu açıklamalar ise dikkat çekici.

Reyting ölçüm sistemindeki radikal değişiklikle bağlantılı olarak seyircinin niceliksel ve niteliksel dönüşümüyle bağlantılı olarak bir arayışın sonucu olmasından kaynaklandığını belirtiyor. “Yeni evrene adapte olmaya çalışıyoruz” diyen Diştaş bir anlamda izleyici kitlesi üzerindeki arayışlarının buna sebep olduğunu vurgulamış oluyor. Hangi dizi hangi kuşakta izleyicisini oluşturacak denemeyle bulmaya çalışma diğer tabiriyle özetlersek.

Açıkçası vahim ve düşündürücü bir açıklama. Bugüne kadar ne yaptınız diye sorulur bu açıklamaya.

Çünkü bu sistem yürürlüğe girmeden bu sorunlarla karşı karşıya kalınacağı uzmanlar tarafından defalarca dile getirildi. AB grubunun yeni deneklerinin ciddi farklılıklar oluşturacağı, nelere sebebiyet vereceği reyting sisteminin yeni hedef kitlesi ile yaşanacak tüm sorunlar uygulama başlamadan çok önce tablolar halinde sunuldu.

Bu sunumlara kulak tıkayanlar şimdi deneme yanılma yöntemi ile seyirci tanımları oluşturuyorlarsa bunca yıl yaptıkları, yayınladıkları dizileri neden, nasıl yapmışlar çok merak ediyorum doğrusu. Bunca yıl bu işin içerisinde olup hala seyirci ne ister, ne izler tablosu oluşturulmamışsa, seyirci beklentisine göre şekiller oluşturulamamışsa ya tutarsa yayıncılığı yapmış oldukları sonucu çıkar ortaya ki bu da Türk televizyonculuğunun nerelerde olduğunun acı bir göstergesidir.

Böylesi bir tabloda ne, ne zaman hangi zaman diliminde hangi seyirciyi kucakları bizler öğretmeyeceğiz ama ben bile kestirebiliyorsam işin içinde biri yeni evrene adaptasyon sağlıyoruz diyince tuhaf kaçıyor. Üstelik hazırlıksız yakalandık denilmesi ise iki kere tuhaf çünkü tüm bunların olacağı aylar önce sunuldu ama her şeyi biz biliriz diyen Türk insanı şablonu her zamanki gibi işin uzmanlarına kulak tıkamayı tercih ettiklerinden şimdi bocaladıkları için bu sistemde seyircinin sabrıyla oynuyorlar.

Kanal D’nin bu tavrı kanalın marka imajını zedelemekten öteye gitmez. Çünkü seyirci şimdiye kadar güvenilir kanal olarak algıladığı kanalın böylesi atakları karşısında o güvenini yitirmekte.

Bir zamanlar ATV gerçekten “dizi ATV’de izlenir” sözünün içini dolduruyordu.

ATV’nin el değiştirme sürecinin ardından dizilerde uyguladığı yanlış politika ile düştüğü hata bugün nasıl güvensizlik yarattıysa ve artık dizi ATV izlenmiyor algısı oluşturduysa seyircide aynı şekilde Kanal D de oraya doğru gidiyor.

Reklam verenler ise reyting sonuçlarına karşı mesafeliymiş. Oysaki yeni reyting sistemi Türkiye’nin gerçek tablosunu ortaya koyuyor. Eldeki kötü yapımlara karşı izleyici tepkisi ortada. İzlemiyor. Bu sorgulanacağına reyting denekleri sorgulanıyor.

Eski sistemde kanalların denekleri vardı yeni sistemse Türkiye’nin gerçek yansıması. Arabeskse yakın.

Artık denek sorgulaması bırakılıp dizilerin Türk izleyicisini neden tatmin etmediğinin araştırılmasının vakti çoktan geldi de geçiyor. Bu sistemde TRT dizilerinin izlenmediği var sayılıyor örneğin. Oysaki çok uzun zamandan beri TRT dizileri seyirciyi kucaklamayı başardı eski algıyı kırdı. Sonra STV’nin atakları ki verilere de yansımış durumda.

Kendini yenilemeyen kanallar şimdiye kadar şişme tablolarla kendilerini ve seyirciyi kandırdıklarını artık görsünler biran önce seyirci odaklı çalışmalara başlasınlar aksi takdirde gelecek yıl şuan kinden de kötü sonuçlar alacaklardır.

Seyirci yenilik istiyor, seyirci saygı istiyor, seyirci temiz ekran istiyor.

Temiz ekran algısını da doğru yapmazsanız hüsranı fazlaca yaşayacaksınız. Unkapanı algısındaki yapımcılarla çalışmayı bıraktığınız gün TV sektörü de kabuk değiştirecek iyiye gidecektir. Yoksa kendi ipinizi kendiniz çekeceksiniz…

Dünyadan uzak değil ama birebir aynısı olmadan çıkarak kendi içeriklerimize döndüğümüz gün ekranında seyircisi bol olacaktır…

Tüm bu söylemleri bir kenara bırakarak uygulamalı olarak Kanal D’nin seyirciye ettiğine bakalım.

Kanıt dizisi gibi kaliteli bir yapım reyting almıyor diye yayından kaldırılıyor. E soralım kanala;  Bir dizi reyting almayınca kalkar kalkarda bohça misali gibi oradan oraya sürükleyip kapı kapı dolaştırılırsa birinci kuşakta yayınlıyormuş gibi de reyting beklenirse bunun kabahati de mi dizinin?

Yoksa etinden sütünden yararlandınız da şimdi güle güle mi diyorsunuz?

Yani şimdi tüm bu özensizlikten sonra kanalın hiç mi suçu yok!

Bir dizinin reyting alamamasında ki etkenlerden biride kanal politikasıdır. Kusura bakılmasın ama Kanıt tamda bunu yaşamıştır. İzleyicisi olmadığı söylenen dizi imza kampanyasına başlamış.

Başlatılan imza kampanyasının kısa sürede ilgi görmesi oldukça yüksek bir sayıya ulaşması da izleyicisinin diziden memnun, kanalın hatalı olduğunun göstergesidir.

Yani izlenmiyor olması değil izletilmek istenmemesi gerçeğiyle karşı karşıya kalmıştır Kanıt dizisi.

Ki Kanıt dizisine sadece bir dizi dersek hatalı söylemde bulunuruz. Dünyada bu formatta ikinci bir yapımın daha olmadığı söylenmekte. Ayrıca bir bilim insanının aralarda halkı bilinçlendirmek için yaptığı açıklamalar Kanıt’ı diğer polisiye dizilerden ayırmakla kalmıyor bir anlamda eğitici özellikte taşıyor. Bilgi kirliliği yaşadığımız bir dönemde ve suç işleme oranının arttığı bir dönemde tamda böyle yer yer eğitici içeriğe sahip bu tür yapımlara ihtiyaç duyulurken Kanıt’ın reyting uğruna harcanması şu soruyu sorduruyor.

kayip-sehir-gokce-bahadir

Yayıncılık tamamen reytinge mi dayalı olmalıdır? Eğitici programların sorumluluğunu da taşımak gerekmiyor mu?

Bu sorunun cevabı çok uzun zaman önce rafa kaldırılsa da halka karşı sorumluluklar unutulsa da; Kanıt’ın mutlaka alıcısı olacaktır başka bir kanalda gerekli özenle yayına girdiğinde izleyicisiyle buluşacaktır Kanal D de ektiğini biçecektir diyebilirim.

Kayıp Şehir’in başına gelenleri hiç konuşmuyorum artık. Bilmeyen kalmadı bu haliyle sezonu bitirir ama seneye emin olamıyorum bu mantıkla giden bir kanal politikası karşısında.

Şimdi gelelim Kuzey Güney’e. Kuzey Güney dizisinin izleyicisine yapılansa söylenecek sözü olmayan bir durumdur. İki sezondur kemik izleyicisi ile Muhteşem Yüzyıl karşısında hiçbir dizinin sağlayamayacağı başarıya ulaşmış bir diziyi kalk 22.00 ye al. Olacak iş mi yahu! Hem de kim için Merhamet dizisi için.

Henüz izleyici ile buluşmamış bir dizi, bildik hikâye ve Most yapım bir diziyle. Özgü Namal ile iş olur mantığı ile bakıldı sanırım, oysaki hemen perşembe gününde Beren var bir üst komşuda da Tuba. Onlar açık örnekken hala tek başına Starla bu işler oluyor düşüncesinde iseler söylenecek söz yok, olan bitenden dersler çıkarılmamıştır.

İşin bir diğer boyutu da Muhteşem karşısına Merhamet ile çıkmakta akıl işi değildir. Yeni bir dizinin çarşamba günü görücüye çıkması zorken hele de izleyicisi Muhteşem Yüzyıl’ı izleyen guruptansa işi diğer dizilerden iki kat zor. Yani Merhamet AB’ye hitap etmez, gençlere hitap etmez tam Muhteşem izleyicisi kıvamı bir dizi iken bu izleyici kalkıp Muhteşem’i bırakıp Merhamet’i izlemez. Ha ilk bölüm Namal için izler, biraz merak için izler onu da büyük kısmı internetten izler ama sonra sonra bilinmez.

Tüm bu hesapsızlıklar yüzünden yeni diziye de yazık daha başlamadan seyircisini bulamayacak. Kanal D’nin bu uygulamasına seyirci de kızgın.

Öncelikle Kuzey Güney seyircisi kızgın. İki sezondur ayırdıkları saat dilimiyle oynanması ve daha geç bir saate çekilmesi, üstelik ertesi gün mesai saatine uykusuz kalmalarını istemek seyircinden hem diziye hem de seyirciye haksızlıktır. Bu sebeple kızgınlar.

Merhamet izlemek isteyenler kızgın Muhteşem Yüzyıl ile çakıştığı için şans vermek isterken yeni diziye şansızlığa uğratıldığı için.

Kuzey-Guney

Kuzey Güney izleyen seyirci Merhamet izlemek ister diye düşünüldü sanırım. Pis Yedili varken Merhamet’i izlerler mi? Ya da Muhteşem Yüzyıl vardı onu izlerlerdi Merhamet benzeri ( ha ne alaka tarih diyeceksiniz Merhamet ile nasıl ilişkilendirdiniz dekor tarih olsa da içeriğe bakınca Kuzey Güney izleyicisini bağlamaz Merhamet ) Küçük bir azınlığı cezp etse de geneli çekmez. Farz edelim Kuzey Güney izleyicisi izlemek istedi dizilerinin saatleriyle oynayan bir kanal izledikleri zaman dilimine yine aynı kanalda Merhamet’i izlerler mi? Kızgınlıklarıyla tepki koyarlar. Empati kurarak sonuca varmak çok kolay oysaki. Zaten ATV’nin yeni dizisi de çarşambaya göz dikerse o zaman Kanal D bu yerleşik düzeni bozduğuyla kalır.

Önceki değişiklikte sadece Arka Sokaklar kazançlı oldu. Bakalım Yalan Dünya’ya. Gülse Birsel ne diyordu “bizi AB gurubu izliyor bu değişiklik iyi olacak. Yahu hangi AB.  Eski AB gurubu pazartesi çalışıyor cuma etkinliklerde. Yeni AB ise zaten Yalan Dünya’yı izlemez. Ki öylede oldu. Kayıp Şehre gelirsek onunda her geçen gün düşüş yaşadığı ortada oysa cuma ikinci kuşaktayken dizi çok daha iyi sonuçlar alıyordu.

Doğrusunu isterseniz ben Merhamet’in Kuzey Güney ile değil Yalan Dünya ya da Kayıp Şehir ile takas yapacağını düşündüm hep. Kuzey Güney’in sağlamlaşmış yerine geleceği hiç aklıma gelmemişti. Kanal D bu atağı ile dizi harcamadı ama seyirci harcadı. Kendisine dönüşü faydalı da olabilir bilemeyiz elbette ancak gördüğüm seyirci tepkileri ve deneklerin durumu ve dağılışına bakınca benim çıkardığım sonuç bu şimdiye kadar yanılmadım bu sefer yanılmayı isterim elbet Merhamet’e merhamet etmek adına.

Son olarak Kanıt dizisinin imza linkini verelim belki destekleyenlerdensinizdir.

OYA TEKİN / MEDYABEY

http://imza.la/kanit-dizisi-bitmesin/liste ( Kanıt Dizisi Bitmesin) Yazıya tıklarsanız direk imza atılan siteye yönlenirsiniz.

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

http://blog.milliyet.com.tr/kanit-imzaya-cikti-merhamet-gorucuye-kuzey-guney-nereye-/Blog/?BlogNo=401266

masaustu
mobil

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com