KALEMİNDEN İRONİ DAMLAYAN YAZAR: AHMET HAKAN

Ahmet-Hakan-Tuba-Unsal-ozur

Geçtiğimiz günlerde Ahmet Hakan’ın bir yazısında Tuba Ünsal ile ilgili yazdıkları ikili arasında gerginliğe neden oldu. Hürriyet’in etkili kalemi Ahmet Hakan’ınTuba Ünsal için ” çocuğunu götürmeyeceği hastaneye bakıcısını götürdüğü için kaçılması gereken tiplerden biri” diye yazması genç oyuncunun haklı tepkisine yol açtı.

Twitter’dan kendinsini savunan Tuba Ünsal, Ahmet Hakan’ı iki yüzlülükle suçladı. Belli ki hakkında yazılanlara oldukça içerlemişti…

Ahmet Hakan, beğensek de beğenmesek de medyamızda her daim kendini okutmayı becerebilen nadir yazarlardan…Gelen tepkilere bakılırsa geniş kitleler onun hakkında keskin bir fikre sahipler. Ya onu çok seviyorlar ya da ondan neredeyse nefret ediyorlar…

Bu sonucun ortaya çıkmasında geçmişten günümüze yaşadığı ilginç kariyer macerasının önemli yeri var. Tabii kaleminde bitmek tükenmek bilmeyen ironinin izlerini de tam da bu noktada zikretmek gerekiyor. Kaleminden adeta ironi damlayan bir yazarın blok halde çok geniş çevrelerce sevilmesinin ne denli zor olacağını tahmin edebiliyoruz.

Yazılarında daha çok siyasette öne çıkan konulara yer ayıran Ahmet Hakan’ın zaman zaman nükseden ünlülere “çakma” özelliğine hepimiz aşinayız. Çok beğendiğiniz bir oyuncu ya da şarkıcı hakkında pervasızca sarfettiği alaycı sözlerden dolayı ona sinirlenen insanların sayısının her geçen gün arttığını düşünüyorum.

Tuba Ünsal’la yaşadığı gerilimden sonra köşesinde “Çocuğunun bakıcısını devlet hastanesine götüren Tuba Ünsal, çocuğunu aynı hastaneye götürmez diye yazmıştım dün.Meseleyi tam anlamadan yazmışım.’Aciliyet’ söz konusu imiş, ‘en yakın hastane’ye götürmesi gerekiyormuş.Hem kendisinden, hem de okurlardan özür diliyorum.” ifadelerine yer veren Ahmet Hakan’ın bu özür ile Tuba Ünsal’ın hukuk yoluna gitmesini engellemeyi mi yoksa samimi düşüncesini dile getirmeyi mi amaçladığını tabii ki bilemeyiz.

Ama sonuçta haksız bir yargıda bulunup muhatabından özür dilemesini takdir etmek gerekiyor. Büyük bir gazetenin çok okunan bir yazarının öyle ya da böyle egosundan vazgeçip köşesinden özür dilemesi çok kolay olmasa gerek.

Gerek siyaset gerekse magazin dünyasındaki isimler üzerinden eleştirilerde bulunmayı seven bir yazarın yaşaması doğal hadiseler bunlar…Sevsek de sevmesek de bu tarzı onu okumaktan kendimizi alamamamızın en önemli sebeplerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Bu saatten sonra değişmeyeceğine göre Ahmet Hakan’ı alaycı üslubuyla kabul etmekten başka çare yok…Bunu derken geniş bir kesimin de “iyi ki Ahmet Hakan böyle yazıyor” dediğinin de farkındayım.

ENGİN ARDIÇ NEDEN EKRANDA YOK?

Yazılı basının polemiği seven, lafını esirgemeyen renkli kalemi Engin Ardıç’ın sivri dilini bilmeyenimiz yok. Ekranlarda izlediğimiz tartışma programlarındaki konuk yelpazesindeki stabil durumu gördüğümde birçok kere aklıma Engin Ardıç geliyor…

Belli bir rotasyon eşliğinde tartışma programlarının müdavimi olan isimleri TV’den izliyoruz. Aralarında beğendiğim isimler de yok değil.Ama insan taze kan kabilinden yeni isimler arıyor doğrusu.

Benim ekranda görmek istediğim isimlerden biri de Engin Ardıç. Oysa onu ekrandan izlemek mümkün değil. Bu kadar yoğun tartışma gündeminin içinde ve çok kanallı bir ülkede Engin Ardıç’ın ekranda olmamasının tek izahı var. O da Ardıç’ın ekranlara nefret etme seviyesinde bakması…Bu uzak kalışın başka bir izahı yok çünkü…

Hani, diyorum Engin Ardıç bu istikrarlı kaçıştan artık sıkılsa da her akşam tartışma programlarında gördüğümüz o malum isimlerin arsına taze bir kan gelse…

Fena mı olur!

ŞADAN KABA / MEDYABEY

https://twitter.com/Sadan_Kaba

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com