JALE ŞEN / KİMSENİN ÖLMEDİĞİ BİR GÜNÜN ERTESİYDİ

‘Koskoca dünyaya benim çocuğumu sığdıramadılar!” diyordu… Bir anneydi bunu söyleyen.Diğer annelerden hiç bir farkı olmayan, seven, kollayan, koruyan, büyük yüreğiyle tüm çocukları kendi evladıymış gibi içine alan bir anne işte. Tek farkı, genel geçer kurallara pek uymayan bir çocuğa sahip olmak olan…20 Eylül 2010’da bu koca dünyaya veda eden İrem’in annesi o, Melek Okan…

Koskoca insanlar, bizler, belli ki küçücük dünyalarımıza bizden farklı olanı almıyoruz. Bakmıyor, görmüyor, duymuyor ve aslında sevmiyoruz! ‘Sanıyoruz’, ‘sanarak’ yaşıyoruz. ‘Saymıyoruz’, saygı duymuyoruz. Bilmek ve itiraf etmek istemiyoruz. Her gün ‘önce kendimize’ kızarak uyanıyoruz. Sonramız başkalarına kızarak geçiyor. Ne için? Bilmiyoruz.

Kendi dışımızda, bize benzemeyen ne varsa tüketmek, yok etmek üzere varız bu dünya üzerinde. Gitgide etrafımıza daha çok kötülüğü çekerken hepimiz yalnızca sızlanıyoruz. Duruyor, bekliyor, bekliyor, vazgeçiyoruz. O vazgeçişleri her yaşadığımız gün kendimizden uzaklaşıyor, herkese ve her olan bitene karşı yalnızlaşıyoruz. Bitmiyor içimizdeki kin. Ne zaman biter merak da etmiyoruz. Vazgeçişlerdeyiz, çünkü biliyoruz kolay olan bu…

İrem Okan öldü. O bir transeksüeldi evet. O bildiğimiz tek isim değil, bilmediklerimizle birlikte çoğalan, daha da artan isimler onlar.

”Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi”. Sumru Yavrucuk, tek kişilik performans sergilediği bu oyunla bir transeksüelin hayatını anlatıyor bizlere. Seyirciyi de içine aldığı oyunda içimizden olana ne güzel de bakmış Yavrucuk, nasıl kendini katmış, kavurmuş…Sahnede olan bitene ‘seyirci kalmak’tan öte, bizleri de alıp götürüyor. Kimi yerinde ağlatıp kimi yerinde güldürüyor. Ama hep bir hüzün var aslında içerlerde bir yerlerde, insanın içine değen, delip de geçen, delerken mahveden, geçerken takılıp kalan…

Düşünerek, ağlayıp gülerek, tekrar tekrar ‘anlamaya çalışarak’ belki biraz insanlığımıza döndük o gece. Unuttuklarımıza, bakıp görmediklerimize, itip kaktıklarımıza, alay ettiklerimize bu defa ‘göz atmak’tan vazgeçip içinde olmak, sevmek ve hatta ilgilenmek istedik. Bunların hepsini Umut’la yaptık o an, orada. Sumru Yavrucuk tüm muhteşemliğiyle bize selam çakarken, biz gerçek isimlerine hiç bir zaman sahip olamayanlara, ‘yüzüne çakıp geçtiklerimize’ üzüldük orada, öylece oturduğumuz yerde. Sonra utandık, ‘UMUT’ ettik sonra da belki bir gün insan oluruz diye…

Oyun; Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi, Sumru Yavrucuk’un tek kişilik performansıyla taçlanan, gerçek olanı anlatan, insanın yüzüne yüzüne vuran, izleyicinin de Umut olduğu, Umut’lar olduğu, aslında hepimizin aynı olduğumuzu anlatan, insanı kendine bir dönüp bakmaya zorlayan yaşam dersi gibi.

Yavrucuk’un 1 saat boyunca sahnede tek başına Umut oluşuna tanıklık etmek, sonrasında herkesi oyuna çağırmaya zorluyor sizi. Ebru Nihan Celkan’ın senaryosunu yazdığı, Sumru Yavrucuk’un aynı zamanda yönetip oynadığı Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi bir Altıdan Sonra Yapım işi olup geçen Mayıs ayından bu yana Kumbaracı50 sahnesinde izleyicisiyle buluşuyor. Uzun zamandır takibinde olduğum oyunu, 20 Ocak Pazartesi akşamı İzmit Sabancı Kültür Merkezi’nde izleme şansına sahip oldum ben de.

Dün de insandım, bugün de insanım. Sadece insanım. Beraber şarkı söylemek varken, dans etmek varken… Neden bunları giydiriyorsunuz bana? Neden beni hizaya çekiyorsunuz? Neden? Bak, gözlerim gözlerinden farksız, kahkaham şen şakrak… Ben Umut, sen?”

Turne durakları bundan sonra İzmir, Aydın, Muğla ve Bodrum olan oyunu ‘görülmesi şart olan oyunlar’ listenize eklemeyi unutmayın!

http://kumbaraci50.com/kimsenin-olmedigi-bir-gunun-ertesiydi/

 

Sen de dinle…

Grup Yüzyüzeyken Konuşuruz. Özellikle Bir Sinema Filmine Bilet Almışım (benden de başka tavsiye beklenmezdi zaten), On Beş Dakika ve Vicdanın Rahat dinlenilesi parçalar.

 

Bazen…

Hayat bazen Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sındaki Raif Efendi’nin hayatı kadar zor ve karmaşık olabilir. Olsun… Sağlığın iyiyse ve azla şükretmesini öğrendiysen gerisi boş.

 

Radyo dinlemek iyi gelir…

Kocaeli Üniversitesi’nin uygulama Radyosu Radyo Ki, özellikle gece 12’den sonra muhteşem. 94.8 frekansında.

 

Ve bitirirken…

”Önce kendini affet”…
JALE ŞEN / MEDYABEY

http://jeansmisin.com

https://twitter.com/bittereniyisi

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com