İzleyicisinin O Hayat Benim dizisine itirazı var

O Hayat Benim dizisi başladığı günden beri pazar akşamları Fox TV’yi zirveye taşıyan bir dizi. Sevilen dizi iki sezondur ilgiyi diri tutarak izleyici ekrana bağladı ve geçtiğimiz günlerde sezon finali yaparak üçüncü sezon da kaldığı yerden devam edeceğini açıkladı.

Ancak ne var ki üçüncü sezon işleri pekte kolay gözükmüyor.

Çünkü izleyici isyanda ve tepkisini imza kampanyasıyla dile getiriyor. Eski ekibin yeniden işi devir almasını kısaca “eskiye dönüş” istiyor.

Dizinin senarist değişikliğinden sonra hikayenin yönünün değişmesi, başrol oyuncuları Ezgi Asaroğlu’nun oynadığı Bahar ve Keremcem’in oynadığı Ateş karakterinin geri plana itilerek Ceren Moray’ın hayat verdiği Efsun karakterinin öne çıkarılmasına tepkililer.

Olan biten olaylarda bir nebze ileri gidilmemesi hiçbir şeyin açığa çıkmaması da artık sabırlarını taşırmış.

Eskiden izleyiciye karşı bir sorumluluk, saygı vardı bir iş tadında final yapar, konular sakız gibi uzatılmazdı.

Son yıllarda işler tamamen ticarete dönüştüğü için bir iş tutunca tadında final yapmak şöyle dursun işin tadı kaçıncaya kadar devam ettiriliyor.

Hal böyle olunca da uzatıldıkça da aynı eksende bir ileri iki geri gidiliyor.

İzleyiciye kopyala yapıştır sahneler vermişler, üfürüp geçmişler, özensiz çekmişler, şu bu pekte umurlarında değil o günü kurtardık mı bitti.

Bunu dizi saatlerinin uzunluğuna bağlayıp sıyırmaya çalışıyorlar ama kimse kusura bakmasın bu konuda elini taşın altına koyması gerekenler de yine onlar ama sessizler.

Sürekli bir serzeniş halindeler ne var ki konuşmaktan öteye de gitmiyorlar.

Yani dizi saatlerinin uzun olmasının önüne geçmek için hiçbir şey yapmıyorlarsa bu da izleyiciye bir bahane olarak sunulamaz.

Bu koşullarda çalışmayı kabul ediyorlarsa bu şartlar altında da en iyisini vermek zorundalar. Yok yetişmedi, yok şu, yok bu da izleyiciyi bağlamıyor.

Artık izleyici profesyonelleşti, hata kabul etmiyor, daha sahne başlamadan ne olacağını, nasıl ilerleyeceğini biliyor. Çıtası yükseldi. Beklentisi değişti bu beklentisini de ekranda görmek istiyor.

Zaten bu yıl izleyici beklentisini karşılamayan işlere fazlasıyla tepkisini koymuş durumda pek çok iş patır patır döküldü. Neredeyse hiçbir dizi tutmadı.

 

Kısacası izleyiciyi ekrana bağlamak için izleyiciyle uyumlu olmak şart. Beklentilerini karşılamak, klişelerden arınmak şart.

Yok panelmiş, yok reytingmiş bu edebiyatı bırakın artık çünkü izleyici ekranda birbirini tekrarlayan işlerden bıktı.

Seçici. Seçip izlediği işten de zevk almak istiyor.

O nedenle O Hayat Benim izleyicisi de bu anlamda haklı. Evet, Efsun karakteri dizinin bir anlamda lokomotifi ancak ne var ki fazla göze sokulması da izleyiciyi yormuş.

Yormaması da imkansız ilk başlarda merak uyandıran, ilgiyi diri tutan bir karakter zamanla hep aynı eksen içinde döndürülünce antipati kazanarak izleyiciyi ekrandan uzaklaştırmaya başlar. Efsun karakterinin başına gelen de bu. Buna üçüncü sezonda tam gaz devam ederlerse kendi yarattıkları karakterin altına dinamit koymuş olurlar ki sanırım bunu istemezler.

Aslında dizi Nuran karakteri yani Yeşim Ceren Bozoğlu’nun diziden ayrılmasıyla kan kaybetmeye başlamıştı. Hatırlarsanız hiçte hoş olmayan şeyler yaşanmış ve Yeşim Ceren Bozoğlu kendi isteği ile diziden ayrılmıştı. Bunun üzerine Nuran karakteri öldürülerek çözüm bulunmuştu.

Daha sonra da Sakine karakteri Birgül Ulusoy çıkmış yine sitem içeren cümleler basında yer almıştı.

Nuran karakterinin diziden ayrılmasından kısa bir süre sonra da dizinin hikayesini yazan senaristlerin ayrıldığı, 51. Bölümden itibaren yeni senaristlerin diziyi devraldığı söylenmişti.

Eskiden yönetmen değişikliğine gidilirdi ancak son dönemlerde bunun yerine senarist değişikliğine gidiliyor.

Gerçi O Hayat Benim dizisi başladığından bu yana fazlaca yönetmen değişikliğine de gitmiştir o da ayrı bir durum tabi. Önce Merve Girgin, sonra Hülya Bilban şimdi de Hamdi Alkan.

Yönetmen değişiminin diziye artı ve eksi kazanımları olsa da ben dizilerde senarist değişimine çok da sıcak bakmayanlardanım.

Uzun ömürlü dizilerin grafiklerinin hep yükselişi başlangıçtan sonuna aynı senaristlerle yürümesine bağlı olduğunu düşünüyorum.

Örnek vermek gerekirse yine aynı kanalın başka işi Karagül dizisi.

Ve geçmiş örneklerden Asmalı Konak, Binbir Gece, Beyaz Gelincik aklıma ilk gelenler.

Vermiş olduğum örnekler başlangıçtan sonuna kadar aynı senaristlerle devam eden işler ve başarıları ortada.

Çünkü hikayenin ana konusuna hakimler ve bir sonraki adımı planlayarak yazıyorlar kafalarındaki kurgu belli doğal olarak izleyicinin beklentilerini de biliyorlar ona göre hareket ediyorlar.

Ancak senarist değişimi yaşayan diziler de durum tam tersi işliyor. Çünkü ilk yaratılan karakter sıfırlanıyor yeni senarist kendi kafasında “ben yazsaydım bu karakteri böyle yazardım, olayları da bu şekilde işlerdim” düşüncesiyle yazmaya başladığı için de ortaya aynı eksende dönen, sürekli başa saran bölümler çıkıyor.

Yeni gelen senaristin asıl konuya girip gerçekleri çıkarması için oldukça zaman geçmesi gerekiyor çünkü önce kendini tatmin etmesi gerekiyor.

Senarist değişimi yaşayan dizilere bakarsanız bunu görürsünüz. Oysa kalınan yerden devam edilse, geriye dönük ne yapıldı, ne yapılmış bakılsa daha tadında izlenir işler çıkar ve izleyici de bu kadar serzenişte bulunmaz.

O Hayat Benim dizisinde de olan bu. Efsun karakterini “biz yazsak nasıl yazardık, hangi replikleri söyletirdik, hangi sınırlarda gezdirirdik” düşüncesiyle yazıldığı için Efsun karakteri ön planda olmaya devam ediyor. Bu her ne kadar Nuran karakterinin çıkmasıyla bütün yükün Efsun’a yüklenmesiyle alakalı gibi gözükse de senarist egosunun iz düşümü olarak görüyorum ben.

Çünkü henüz onların yazacağı Efsun bitmemiştir. “Biz yazsak böyle yazardık…”

 

Bu yüzden de senarist değişiminin dizilere olumlu yönde ivme kazandırdığını düşünmüyorum. O Hayat Benim dizisi de tam olarak bunu yaşıyor gelecek sezon da bu minvalde sürerse diziden hayli kopuş olacaktır bunun sinyallerini izleyici imza kampanyasıyla duyurmuş onlara kulak tıkayıp “bildiğim yolda devam ederim” deniliyorsa geçmişte yaşanan olumsuz örnekler gözden geçirilsin derim ben de.

Tabi bir de yönetmenin oyuncu kayırması denilen bir durum var ki buna da bu dizi de şahit olduk. Bu yüzden izleyicinin idiası Efsun karakterinin öne çıkması yönetmen kaynaklı olabilir mi diye düşünmeden edemiyor insan.

Hatırlasanız dizinin görüntü yönetmeni Efe Kubilay ile İclal Aydın sürpriz bir şekilde evlenmiş eşi tarafından İclal Aydın’a torpil yapıldığı, onun sahnelerinin özenli ve uzun çekildiği iddialarıyla gündeme gelmişler bu iddialar sonrası da Efe Kubilay işinden olmuştu.

Bu olay hala tazeliğini korurken olabilir mi diye de düşünmüyor değil insan. Gerçi Hamdi Alkan uzun yıllar sektöre her alanda hizmet vermiş, duayen bir isimken bunun olabilirliğine de inanmak istemiyorum. Bir oyuncuya endekslemiş olamaz tüm işi.

Bu yüzden izleyicinin sesine kulak vereceğine inanmak istiyorum.

Aslında sorun biraz da ilk baştan Bahar karakterinin silik yazılmasıyla alakalı. Başrol karakterinin üzerine giydirilen giysi zayıf kalınca izleyici oyuncuyu sevse de Bahar’ın ardından sürüklenemedi.

Efsun karakterine daha ne yaptırırımla uğraşmak yerine biraz Bahar karakterine ivme kazandırılsaydı bu kadar Efsun’dan da nefret edilmezdi.

Üstelik Ezgi Asaroğlu başrol oyuncusu ama karakterin zayıf kalması yüzünden geri planda.

Diğer başrol oyuncusu Keremcem gibi. Ki Ateş karakteri etkin bir karakterken pasifize edilip içi boşaltılıyor.

Oysa izleyici bu iki oyuncu için diziye başladı. Sevenleri de bir hayli fazla.

Şimdi “Efsun da Efsun” olunca izleyicinin imdat demelerini yadırgamamak lazım. Ki Efsun da Nuransız çekilmiyor.

Özetle üçüncü sezonda gerçekleri ortaya çıkaran adımlar atmak yerine “Efsun da Efsun” taktiğine devam edilirse, başrol oyuncuları Keremcem ve Ezgi Asaroğlu’nun hayat verdiği Bahar-Ateş karakterleri geri plana itilirse O Hayat Benim için sancılı zamanlar başlar, sezonu tamamlamadan erken final yaparlar.

“Yok canım daha neler” denildiğini duyar gibiyim o zaman geçmişteki örneklere bakılsın izleyiciye her kulak tıkayan işlerin akıbetine.

Örnek mi? Hayhay.Yine aynı kanalın iki dizisi Lale Devri ve Yer Gök Aşk dizileri de izleyiciye tıkadıkları kulaklarını sonunda reyting canavarına kaptırıp erken final yapıp sezonlarını tamamlayamamışlardı.

Oysaki iki ve üç sezon gecenin hakimiyetini kimseye bırakmamışlardı her iki dizi de.

Yani henüz sezon başlamadan izleyiciye kulak verilse iyi olur zira sonradan iş işten çoktan geçiyor. Ha bildiğimiz yoldan gideriz deniliyorsa o da bir tercih tabi. Ama doğru tercih mi orası tartışılır…

OYA TEKİN / MEDYABEY

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com