İstanbullu Gelin’de Özcan Deniz ve Aslı Enver ne kadar uyumlu?

Tanıtımlarında Aslı Enver’i gördüğümde ‘’aha Aslı, tamamdır’’ dedim, ta ki kasıntı Özcan Deniz karşıma çıkana dek! Olanlar olmuştu bir kere, yan yana düşünemediğim bu ikili nasıl olmuştu da aynı dizide olurlardı? Üstelik de karı-koca olarak! Oooo yooo! Benim gibi düşünen bir başka ‘’oooo yoooo’’cu daha vardı ve bu sevindiriciydi benim için; bakınız: Esma Sultan! Bu Özcan’ın karılarının kayınvalidelerinden çektikleri nedir yahu, hem İstanbul’dan ayrılarak koca peşine takılıp şehir değiştiriyorlar hem de yine konaklarda kayınvalide zulmüne maruz kalıyorlar! Bakınız: Asmalı Konak. Ama alışıyor insan be, nelere alışmadık ki biz değil mi!

Bir yandan çayımı yudumlarken, bir yandan da Hayat Şarkısı izliyorum. Dram-komedi dizilerimizden (böyle bir kategorimiz oldu zaman içinde) en tatlısı bence Hayat Şarkısı. Burcu Biricik’le Ahmet Mümtaz Taylan yüzünden izliyordum önceleri diziyi, şimdi Birkan Sokollu’nun saçları bile sevimli görünüyor gözüme. Salı, Hayat Şarkısı’na arada bakarak, Perşembe Ölene Kadar’la ve demek ki Cumalar da İstanbullu Gelin’le geçecek.

Zeynep Günay Tan ve Deniz Koloş yönetmenliğinde yola çıkan İstanbullu Gelin ilk tanıtım fragmanlarıyla ilgimi çekmiş, meraklanmıştım. Kadın yönetmen işleri ayrı ilgimi çekiyor zaten, bir de o işte yer alan oyuncular da iyiyse, hele de hikaye gerçek hayattan alıntıysa o iş tam benlik işte.

Süreyya’nın (Aslı Enver) ilk bölümde telefonunun alarmıyla cebelleşme halleri, her gün sabahın altı buçuğunda ‘’gaipten sesler mi duyuyorum Allahım yine’’ diyerek  kendini yerden yere atan ben olaraktan yüzümü güldürdü, bir yumuşattı, Süreya’ya bir yakınlaştırdı filan. Dahası müzikler, ışık ve sıcak renkler bunları seven ben için ilk artılardı. Fazla beklentiye girmeden izlediğim karşımdaki iş kendini bana inandırmaya başlamıştı bile.

Aslı Enver’le birlikte dizide Salih Bademci, Fırat Tanış ve Güven Murat Akpınar’ın oluşu izlenmesi için diğer sebepler. Özcan Deniz bende Neredesin Firuze’yle birlikte orada öylece kalakaldı. Ben onu bir tek orada sevdim! Şimdi Süreyya’yla Faruk’u yan yana düşünemedim burada. Aslı Enver gibi en en en doğal şekilde oyunculuk sergileyen bir oyuncunun karşısında sanki aynada kendini izliyor gibi rol’kesen’ biri! Adam sanki içinden sürekli aynadaki aksine ‘’amaan Allahımm ne kadar yakışıklı, ne kadar karizmatiğim, herkesler bana bayılıyor’’ der gibi. Diğer kişiyi seven ben sevdiğinin yanında başka bir sevdiğini istiyor işte. Belki bir Nejat giderdi (İşler) mesela Süreyya’nın yanına! Ama o da konak çocuğu olmazdı işte. O pek bir havalı, karizmatik, yalılar, konaklar çocuğu, ağa kıvamında olsa olsa evet evet yine Özcan Deniz olurdu! (Kendisi de böyle düşünüyor, ne yazık ki!)

Faruk’a gelin adayını çoktan bulmuş, kafasında düğünü derneği çoktan yapmış olan fena kayınvalide Esma Sultansa (İpek Bilgin) izlerken hepimizin dişlerimizi gıcırdatmamıza sebep oldu. Yeni gelini, gelinini kabullenemeyen, bu gidişle de pek kabullenecek gibi gözükmeyen Esma Hanım’dan türlü türlü işkencelerle bezeli hareketler izleyeceğiz daha uzunca bir müddet anlaşılan.

Murat Güven Akpınar ve Salih Bademci de izlemekten ayrıca keyif aldığım oyuncular. Bademci’nin hem annesine hem belli ki abi ve anneden dolayı oluşmuş hayata karşı olan hırs ve öfkesine tanık oldukça ilerleyen bölümlerde de durulmayacağını anlıyoruz. Aşık olduğu ve annesinin ‘’Faruk olmadı, sana bir adet Fikret verelim kızım’’ dediği  İpek’le beraber  el ele verip ailenin tepesine çorabı örecekler, anlaşıldı. Akpınar ise belli ki ‘uzlaştırmacı’ kardeş olarak konağın minnoş kedisi olacak. En küçükleri de ‘’tekne kazıntısı zaten şımarık ve de haylaz olur’’ kategorisinden torpilli yerini almış.

Ve yine her konaklı dizide olduğu gibi ‘yukarıdakiler-aşağıdakiler’ bazında mutfak da ayrı bir yaşam olarak karşımızda. Baklalarıyla her işi çözen medyum kızımız, konağın haşarı çocuğuna sevdalı güzel diğer kızımız, bir dedikoducu, Esma Hanımın yalakası, her şey kendisine sorulan, akıl danışılan bir aklı başında adam, saftirik kontejanından yarım akıllı bir başka adam…Kadro tamam! Aşağıda komiklikler, gelecekten haberler, dedikodular, fikir yürütmeler, yukarda ortalık savaş alanı. Tanıdık mı? Hımm biraz düşünelim: evet; Asmalı Konak…

İlk bölümden sonra ‘’izlerim galiba ben bunu ya’’ derken üçüncü bölümü de arkada bıraktık. Önümüzdeki Cuma konaktaki hayat biraz daha hareketlenecek. Bölüm fragmanı merakta bıraktı bile. Eve yeni girecek diğer ‘istenen gelin’’ kızla beraber evdeki hava biraz daha gerilecek, Süreyyamız biraz daha üzülecek, nedense ‘tepkisiz’ Faruk, Süreyya-Esma Hanım arasındaki çekişmeye ‘gülümseyerek’ karşıdan bakacak. Ve konaktaki kayınvalide eziyeti devam edecek.

Gerçek hikaye olması sebebiyle de  izleyiciyi ekranda tutmayı başaracağına inandığım İstanbullu Gelin Özcan Deniz’e rağmen izlenirse eğer bilin ki ‘cidden iyi bir yapımdır’.Tabii ki eğer Esma Hanım-Süreyya arasındaki savaşın dozu kıvamında ayarlanıp izleyiciye verilir, Faruk halihazırda annesi ve karısı arasındaki savaşta biraz ‘’hop noluyoruz ya o benim karım’’ demeyi başarırsa seyirci de sıkılıp gitmez. Her ne kadar gerçek yaşamdan alınmış olsa da daha önce bu tür işleri zaten izlemiş olan seyirciyi zinde tutmak burada hüner isteyecek gibi gözüküyor.

Tüm ekibin ellerine, emeklerine sağlık, yolları açık olsun.

JALE ŞEN/MEDYABEY

twitter.com/bittereniyisi

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]