HUZUR SOKAĞI’ NIN ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLARI

Huzur Sokağı dizisi neden huzursuzluk yaratıyor demiştim bir önceki yazımda… Dizi buraya kadar tamam ama dizinin olmamışları da var; kitap ve film arasında benzerlikler ve farklılar da…  Bunları anlatmayı o yazımda ertelemiş sonraya bırakmıştım.

Ama bunlara girmeden http://blog.milliyet.com.tr/huzur-sokagi-neden-huzursuzluk-yaratiyor-/Blog/?BlogNo=385927 başlıklı yazımı okumadıysanız onu okuyup sonra devamı niteliğinde olan bu yazımı okumalısınız.

Şimdi nedir bu olmamışlar ve balıksırtı duran konular ona bakalım.

HUZUR SOKAĞI’NIN OLMAMIŞLARI…

En temel olmamış olan konu “Şükran” karakterinin Bilal ile olan münasebeti baştan yanlış işlendiği için çok abartı bir ilişki kurulmuş.

Huzur Sokağı’nda “Birleşen Yollar” filmi baz alınarak yola çıkılmış diye düşünüyorum. Yani bana verdiği his bu dizinin.

Filmde Şükran karakterinin aileyle olan ilişkisi tam oturtulurken burada kızını Bilal’e yamamaya çalışan bir anne görüntüsü çizilmesi hiç şık durmamış.

Şükran’ın annesinin Feyza’ya yaptığı mahalle baskılarıyla olabilecek şeyler yadırganmaz. Benzerleri yaşamın içinde de var ama bu davranışların temeli Şükran’a dayanınca işte orada boşlukta kalıyor ve itici geliyor. Senarist değişiminden sonra “Şükran’ın Annesi” karakteri biraz daha oturmuş ama söylediğim mantıki boşluklar sebebiyle Şükran’ın platonik aşkı anlaşılır dursa da annesinin tepkileri anlaşılır değil. Keşke baştan daha iyi temellendirilebilseydi.

Filmde de kitapta da Feyza’nın bir anne-babası var. Zenginlik içinde bir anne baba ve çocuklarıyla ilgili değiller. İyi çocuklar yetiştiren annelerin masalıyla büyüyen bir genç kız.  Bu masalların arayışında.

Dizide ise Feyza’nın üvey annesi var. Annenin ölümü ise bir sırın arkasında. Başka bir hikâye yaratmak merak unsuru oluşturmak adına düşünülmüş ki dizilerde hikâyelerin uzun soluklu olması adına gerekli olan bir yolu kullanmışlar; iyi de yapmışlar.

Alışıldık, mutsuz zengin aile çocukları devrini çoktan geçtik tersi olsaydı bilindik olurdu.

Filmde Feyza’nın okul arkadaşı Leyla’yla Bilal için girdikleri iddia burada da kullanılmış ve burada daha gerçeğe yakın temellendirilmiş. Yani Bilal ve Feyza arasına giren uçurum Bilal’in iddiayı öğrenmesine dayandırılmamış ki iyi de yapılmış. Klasik Yeşilçam mantığına sıkışıp kalınmamış.

Kitapta ve filmde Huzur Sokağı’na dikilen bir apartmanla mahallenin isyanı başlıyor ve Feyza ile Bilal bu şekilde tanışıyor dizide. Bu kullanılmamış, “tesadüfen tanışan iki genç” yani klasik dizi tanışması olmuş. Olmuş mu; eh işte, daha yaratıcı olunabilirdi belki.

Filmde de çocuklarla alakalı bir şeyler dağıtan bir “Hayri Dede” var. Dizide de aynı dede kullanılmış.

Eski mahallerin böyle dedeleri, amcaları vardı. Örneğin, bizim mahallenin bir Recep Amcası bir de Sema Teyze’si vardı. Eskilerde tüm çocukları seven ve tüm çocukların sevdiği…

Filmden ve kitaptan farklı olarak burada Feyza’nın babasıyla Bilal arasında kurulan bir bağlantı var. Feyza’nın babasının fabrikasında arıtma tesisi olmadığı için mahalleden bir çocuğun zehirlenip ölmesiyle mahkemeye uzanan yol ve bu yoldaki sorunlar. Feyza’nın babasının ortağının aileye olan gizli kini ile ayrı bir hikâye yaratılmış. Kötü mü olmuş şu anki işleyişiyle iyi olmuş hikâyeyi kısırlıktan kurtarmak adına düşünülmüş. Feyza’nın üvey annesiyle ve babasıyla ilişkilendirilen yan karakterler ve onlara ait hikâyeler yaratılmış.

ZARİF, HANIMEFENDİ KIZLAR DEVRİ

Film ve kitaptaki Feyza daha uysal bir kız buradaki Feyza biraz daha hırçın hatta eleştirisi bile yapılmış. Bu bana çok itici gelmedi. Çünkü 70’li yıllarda bir hanımefendilik vardı ve kızlar daha bir narin daha bir zarifti. Şimdiye uyarlanan bir dizide erkeksi, hırçın bir kız gerçeğe daha yakın duruyor. Zarif, hanımefendi kızlar devri çoktan geçti bu yüzden pek de eleştirilecek bir karakter değil Feyza.

huzur-sokagi

İlk sekiz bölümde izlediklerimle bu ve buna benzer konular kullanılmış ya da kullanılmamış; kimisi oturmuş kimisi oturmamış, bu şekilde oturtulmuş ilerleyen bir dizi.

70’li yılların penceresinde de fakülteye giden insanlar nasıl sofu olunur düşüncesi hakimdi. Bugün geldiğimiz noktada da böyle bir düşünce içindeyiz. Değer yargılarına bağlı insanlar maalesef ki belli bir kesimce bu kelimenin içinde haps edilip ötekileştirildi. Ötekileştirilen taraf da diğer tarafı berikileştirdi.

Bir önceki yazımda da söylediğim gibi dizi bu temellendirmeyi bizim sorgularımıza bırakarak anlatmayı tercih etmiş ve bu şekilde ilerliyor.

En güzel anlatılan şey her iki tarafın da birbirlerine kendini ifade etme telaşı. Yanlış anladın, yanlış anlattım, aslında öyle değil böyleydi.

Gerçekte de öyle değil midir? Birbirimizi anlamaktan uzak hep kendimizi doğru anlatma telaşında değil miyiz? Bir öyle bir böyle örneklerle kendimize göre kötü kendimize göre iyi belirleyerek yargılar oluşturmaz mıyız? Kimi zaman bunu değer yargılarına bağlar, kimi zaman yaşam farklılıklarına, kimi zaman politik simgelere; ama hep bir şeylere bağlar birbirimizden uzaklaşırız.

Bu dizide de bunların altı çiziliyor işte. Ne tek taraflı türbanlılar kötüdür ne tek taraflı açık saçık yaşamlar kötüdür mesajı veriliyor. Cahilin her yerde kendi doğrularıyla insanları yargılamasına, kibirin dünyayı sırf ben yarattım mantığının gücün egemen olduğu kesimin kendi çerçevesinde ki değerlendirmelerine yer veriyor.

Son bölüme kadar. Yani bu haftaki bölüme kadar anlatılanlarda verilen de bu. Henüz bu haftaki bölümü izlemedim.  İlk sekiz bölümü geçiş bölümüydü diğer nedenlerin yanı sıra buraya kadar yazmamamın bir nedeni de buydu. Bana göre dizinin kendini ispatı bundan sonra başlıyor. İlk sekiz bölümüne bakarak İslami temellerdedir dizi, belli bir amacın parçasıdır demek sadece bir ön yargıdır ya da bir önceki yazımda söylediğim nedenlerdendir.

HUZUR SOKAĞI’NIN ÜÇÜNCÜ EVRESİ ÖNEMLİ

Şimdi dizi ikinci evresine giriyor. Feyza ve Bilal’in ayrı dünyalardan birbirlerine sızışlarına. Yani aşklarının, birbirlerine olan yaklaşmalarının başlama ve ilerleme dönemi.  Nasıl devam eder ne kadar sürdürürler bu evreyi bilmiyorum. Bu evreden sonrası üçüncü evresi işte dizinin asıl başlayacağı yer üçüncü döngüsüdür.

Huzur Sokağı kitabını okuyanlar bilir ki kitabın en dikkat çekici noktalarından biri Feyza’nın kimlik arayışında kendine çizdiği yoldu.

Dizinin balıksırtı olduğu yer de burası. Bakalım bu hassas ayarı reyting yolunda eze eze mi gidecek yoksa aynı orantıyı kuracak mı? Bir şeyleri aşağılamadan öne çıkarmadan salt “doğru bu” ya da “öteki” demeden nasıl yapacak? Burada sisteme olan güvensizliğim ağır bastığı için çok da emin olamıyorum becerip beceremeyeceklerine. Bu yüzden dizi asıl kendini bu dönemeçte ispatlayacak. Bunu ilerleyen bölümlerde hep birlikte göreceğiz ben de tabii gözüme batan rahatsızlıklar oldukça ya da diziye yersiz suçlamalar buldukça yine yazacağım.

huzur-sokagi2

Ha bir de diziyle alakalı keskin bir eleştiri de başörtüsü, türban reklamı satışlarına yönelikti ki evet, haklılar başörtüsü satışları Şükran’ın türbanlarıyla orantılı bir değişim yaşayacaktır.

Ki bu çok normaldir. Normal olmayan şudur ki Bihter’in gecelikleri, Fatmagül’ün entarileri, Sıla’nın tokası, Hürrem’in yüzüğü satışlara renk katıyor da Şükran’ın eşarpları neden karın ağrısı yaratıyor? Yarın da Feyza’nın bir şeyleri satışlara yansır. Bundan doğal bir şey yoktur. Çünkü reklam unsuru içermeleri dizilerin olmazsa olmazlarıdır.

Bugüne kadar hiçbir dizi karakterinin öne çıkarılan ürünlerine sempatim olmadı. İlk kez Dila Hanım’ın atına karşı bir sempati duydum. E onunda klonlanan ve “Dolly”  adı verilen koyun gibi kopyası yapılmayacağına göre..

VE SONUÇ…

Demem o ki dizilerde bu tür ürünlere sempati vardır ve bunu da reklamcılar kullanır.

Bunlara takılmayı kenara bırakıp asıl olana odaklanmaya başlasak, olayları doğru yorumlayıp doğru aktarsak hem temiz ekran oluşumuna katkı sağlar hem de gelecek nesillerin aydınlık yetişmesine ön ayak oluruz.

Yok, bizler illa da popülizme hizmet edeceğiz diyorsanız elinizde bir gelecek kalmayacak benden söylemesi…

Ve tekrar diziye dönersek dediğim gibi balıksırtı olduğu konu işlenmeye başladıkça dizi gerçek kimliğini bulacak burada yine senaristlerin ve yönetmen Şenol Sönmez’in becerisi devreye girecek. Bakalım ne kadarını becerip ne kadarında sınıfta kalacaklar. Gerçekten işleri zor ve onlar da zor olanı seçtiklerinin oldukça farkındalar.

Onlara kolay gelsin diyoruz. Çünkü buna çokça ihtiyaçları oldukları bir dönemece girdiler… Haydi  hayırlısı…

Ve soracağımız soru “O sokağa girmek mi daha zor çıkmak mı?” bunun cevabını Feyza’da mı Bilal’de mi, anlatılanlarda mı yoksa kendimizde mi bulacağız…

OYA TEKİN / MEDYABEY

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

http://blog.milliyet.com.tr/huzur-sokagi-neden-huzursuzluk-yaratiyor-/Blog/?BlogNo=385927

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com