HÜRRİYET’TEKİ DOMINATRIX PARTİDE EKSİK OLANLARI YAZDIM

Hürriyet Gazetesi’nde hangi akla hizmet yazıldığını bir türlü çözemediğim, garabet bir yazı vardı.

Yazarımız İstanbul’da yapılan Dominatrix bir partiye katılmış.

29 Mart gecesi İstanbul’da neler yaşanmış da haberimiz yokmuş…

Habercimiz geceye; aslen İstanbul’un içinden, şeklen Üsküdar doğumlu; dünyaca ünlü sado-mazo ilişkileri anlatan kitaplar yazan, yetmeyip üste bir de bunu filme çeken -artık bir ayağı çukurda olmasına rağmen gözü hala çöplükte olan- Madam Bumerang’ın davetlisi olarak katılmış.

Herkesler siyahlar içindeymiş, bardak çanak ne varsa siyaha kesmişmiş.

Pencere, kapı, kadınların giysileri hep siyahmış.

Herkesin gözü bazen bağlıymış, bazen açık.

Kiminin elinde kitaplar varmış böyle karanlık çağları anlatan. İç karartan.

Millete gına getirten.

Parti masanın ortasına malak gibi bir mankenin yatırılmasıyla başlamış.

Sonra başka bir hanım kızı ayağa kaldırmışlar. Gözlerini bağlamışlar.

Ona öyle bir yemek yedirilmiş ki anaaammm..

Herkesler bayılmış.

Yazarımız kadın olmasına rağmen bir kadının bağlanıp da üstünde yemek yenilmesini pek bir erotik bulmuş ki sormayın gitsin. Ayrıca dikkatini de dağıtmamış bu sahne. Çabuk şaşıran biri de değilmiş üstelik.

Efendi gibi yemeğini yemiş.

Yemekte neler yokmuş ki.

Mürekkep balıkları, risottolar, tabii ki siyah şarap.

Hani kırmızıyı duymuşluğumuz vardı da siyahın ne menem bir şey olduğunu henüz çözebilmiş değilim.

Katılımcılar ne der bilmiyorum ama bir de içeridekilerin listesini yayınlamış haberci bacı.

Yabancı, yerli, yabancımsı yerli, yerlimsi yabancılar listesi de pek hoşmuş anlaşılan.

Parti aman ne egzantrik, ne erotikmiş.

Yazarımız pek bi eğlenmiş, pek bi coşmuş.

İşte sanat buymuş.

Gece bitince de usul usul sıvışmışlar partiden.

Gecede olan biteni ballandıra ballandıra anlattıkan sonra da:

“Ben 29 Mart Gecesi çok eğlendim. Siz o sırada ne yapıyordunuz?” tarzında can alıcı bir soru sormuş.

Bu haberi okuduğumda aldı mı beni bir düşünce.

29 Mart gecesi neler kaçırdığımı, nasıl bir öküzlük yaptığımı düşündüm.

Hastaydım, başım vızt vızt dönüyordu, kukumav kuşu gibi köşemde oturmuş, ertesi gün nasıl oy kullanmaya gideceğimi planlıyor idim.

dominatrix-parti

Ne sıradan, ne bayat bir hayat. Halbuki o sırada İstanbul’un bambaşka bir semtinde, sanatı sanat için yapan bir teyzemiz sanatın taa en dibine vurmuş da haberimiz yokmuş.

Bu güzide sanat için de Karaköy seçilmiş.

Bu seçimini de pek bir manidar bulduğumu söylemeliyim.

O gece sanat için sadece yemek mi yenildi, sado-mazo ilişkiler tanrıçası teyze sadece birine yemek yedirdi de diğerleri sofradan aç mı kalktı, bu yüzden derin bir keder mi vardı içeride çözemedim, gecenin finalinde kim kiminle sevişti, kim kiminle sevişmedi. Orasını da anlamadım.

Gerçi zaten bu yazı, bu haberimsi şey gazetede neden yayınlandı vallahi onu da anlamadım ama ben yine de sorumluluk sahibi bir bilim insanı olarak geceye ait bazı aksaklıkları eleştirmeden geçemeyeceğim.

Misal; her şeyin siyah olduğu menüde nasıl olur da siyah zeytin, siyah üzüm olmaz?

Hadi Fransız ev sahibi, Madam Kıkırdak bunu unuttu, hiç mi aklınıza gelmedi sizin bir koşu köşedeki mahalle bakkalından bir yarım kilo sele zeytini almak?

Pazar pazar kapalıydı bakkal diyelim, ayol Bim’de bile var 7.90’a mis gibi.

Sonracığıma bizim yörelerin meşhur kara havucu var. Ondan alaydınız ya iki üç kilo.
Hadi kara havuç bulamadınız, şalgam da mı yoktu yahu?
Kebapçılarda bol miktarda bulunur mor lahana.
Limonla sirkeyle ovuştur, al sana geleneksel bir dominatriks parti menüsü.

Yayınlanan katılımcı listesinde neden Neslihan Yargıcı yoktu?

Bu ne rezalet, bu ne ciddiyetsizlik?

Siz bizi nasıl kepaze edersiniz dünya aleme yahu, hani nerede bizim o meşhur Türk misafirperverliğimiz?
Nerede bu geleneksel kör gözüm parmağına partileri?
Nerede o tüm ışıkları kapatıp da “Yüksek yüksek tepeler”i söylediğimiz kınalar?
Bunca eleştirdiğim partiden sonra gözümü karartıp, ben de bir parti vermeye karar verdim.

Naasipse memlekete gider gitmez konu komşuyu toplayıp, herkesin ağzını burnunu kapatıp, böyle geleneksel bir yemek vereceğim.

Babamın gözünü bağlamaya gerek yok. Onun gözleri uzağı seçemiyor zaten.

Çocukların da karnını önceden doyururum. Sofraya öyle yamyam gibi atlamazlar.

Sonra parti menüsünü anam ve Şükriye’yle birlikte hazırlarız.

Evi karartmaya gerek yok.

Faturayı ödemediğimiz için elektrikler kesik zati.Tüm her şeyi inceden inceye planladım.

Parti esnasında komşular eyalet polisine haber verebilir diye, el altından “Mevlidimiz var, buyurun siz de gelin” diyerekten onları da kafalamayı düşünüyorum.

Mevlidi babam okur.

Şöyle içten acıklı bir sesle söyledi mi ; al sana iç karartıcı en sahici bir ayin.

Korku unsuru isteyene ruh çağırma seansları düzenler, komşumuz Şukufe Teyzenin ruhuyla sohbet ederiz.

Rahmetli yaşarken de çok meymenetsizdi.

Eminim o gece de hepimizi korkudan üç buçuk attırır.

Küçük bir kasabada dominant bir sapık nerden bulcaz, çaresiz çaçaron Hayriyeyle kılıbık kocası Muammerle idare edicez, napalım.

Eğer misafirler acı isterse bir de ağda partisi yaparız, acılı çiğköfteleri de isle kararttığımız tavana yapıştırdık mı milli ögeleri oldukça baskın dominatriks partiyi tamamlarız.

İnsan yeter ki sapıtmak istesin. Her şeyi sapıklığı yapabilecek kapasitedeyiz şükür!

Allahım, kimseleri el kapılarına baktırıp da başkalarının Dominatriks sanat partilerine özendirme..

Allahım ülkemizin sado mazolarına zeval verme, çoluk çocuğumuzu bu tür partilerden ırak etme.

Amin.

MELEK DEMİR GENCO/ MEDYABEY

twitter.com/pancovilla

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com