Hülya Avşar: Hem bir star hem de iyi bir anne

GÜLER PINARBAŞI/MEDYABEY

www.gulerpinarbasi.com

www.3gozdergisi.com

Cuma akşamı tv8′ de Hülya Avşar’ın programına denk geldim. Konuğu geçtiğimiz yılların güzellik kraliçelerinden Senem Kuyucuoğlu. Güzel kızmış gerçekten. Boy, pos, zarafet. Genelde Hülya Avşar’ı bugün ne giymiş, saçını nasıl yaptırmış, makyajı nasıl diye izlerim. Bazen de konuğu kim, o ne giyinmiş; neler diyecek acaba diye de izlerim. Bol kahkahalı ve içeriksiz ise vız gelir, tırıs geçerim!

Ben yine bu araştırmalarımı yaparken bu kez başka bir şeye takıldım. Hülya, önce program yapan bir sunucuydu, güzeldi her zamanki gibi. Sonra dönüşmeye başladı, daha da güzelleşti. Senem ise, sürekli gülerek kendini anlatıyordu. Biraz fazla gülmüyor muydu? O gülüşün ardına baktığımda biraz ürkek, çokça kırgın, yorgun bir çocuk görüyordum. Yok olmuş uzun süredir, kimse onu bulamıyormuş, sürekli telefonunu değiştiriyormuş… Ama neden?

Takıldım kaldım. Başta konuyu anlamadım. Sıkı bir magazin takipçisi değilim. Ama dinledikçe hemen şifa kanallarım çalışmaya başladı. Ho’oponopono tekniğine başladım; “Seni seviyorum, teşekkür ederim, özür dilerim, lütfen beni affet!”

Konu önemli değil, belli ki burada sorun var. Farkına varmadan izlediğim program bana sorumluluk yüklemeye başlamıştı. Duyuyorsam sorumluydum!

Hülya Avşar’ı hep kıskanırdım ben. Sözel iletişimdeki şansından dolayı. Bu programı ben yapmalıydım dediği çok konuğu olmuştur. Bir de Ayşe Arman vardır kıskandığım. Onda da bu röportajı ben yapmalıydım dediğim çok olmuştur. Bu kez Hülya’yı izlerken; ba-yıl-dım! Sunucudan, sevgi dolu, özenli bir anneye dönüşüyordu. Değişimini izlemek pek hoştu.

Sonra hatırladım. Senem Kuyucuoğlu haberlerini okumuştum zamanında. Magazinin bir süre sakız yaptığı, çiğneyip çiğneyip attığı haberlerden biriydi. Merakla devam ettim programa. Dilimde ve kalbimde sürekli “Seni seviyorum, teşekkür ederim, özür dilerim, lütfen beni affet!” sözleri…

Senem, kendini bir türlü anlatamamış ama anlatmak isteyen cesur bir gönüllüydü. O sürekli gülüşü acılarıyla baş etme şekliydi. Yaşadıklarını ciddiye almamışlık değil, sadece kendini anlatamamışlığın duygusal birikiminin gülerek dışa taşması… Acılara gülümseyebilme çabası da olabilir, hayatla dalga geçiş duygusuna geçebilmek belki de.

Bu piyasayı iyi biliyorum. Zor iştir kendini anlatabilmek. Magazin kokusu arar gazeteciler, hatta aramazlar doğrudan sallayarak yazarlar, bilmezler hangi yaraya tuz basıyorlar!(Dilerim tez zamanda ruhlarını fark ederler duasını da ederek programı izlemeye devam ediyorum).

hülya-avsar-senem-kuyucuoglu

Hülya’ya ba-yı-lı-yo-rum. Çünkü tam dozunda bir anne. “Belki de ben ergenlikten daha çıkamadım” diyor Senem. Hemen kızın doğum tarihine bakıyorum. 1990. Çok doğru. Çünkü ergenlik yaşı 21’e kadar uzayabilir. Hatta biraz daha da artabilir.

Hülya ona özel bir alan açtı, ona ifade alanı tanıdı. Karşısındaki kız çocuğunu anlamaya çalıştı ve duygusal yaralarına pansuman yapmaya…Kızın anlatırken “annem şimdi yine kızacak ama” deyişi de manidardı. Annesinden 2, babasından 2 üvey kız kardeşleriyle 5. Kız çocuğuydu. Ailesi ilgisiz bir anne baba değildi anladığım kadarıyla, ama farklı dilde iletişimden dolayı anlayamamışlardı bu çocuğu belli ki. Bu kez tüm anne – babalar için demeye başladım.

Seni seviyorum, teşekkür ederim, özür dilerim, lütfen beni affet!”

İzlerken ikisine de sevgimi, saygımı gönderdim. Kız, yorgun psikolojisine rağmen yine de gençlere hayatından örnekler verip bu bilindik tuzaklardan uzak durmaları için kendi yanlışlarını paylaşıyordu. “Kesinlikle, bir kez bile, denemek için olsa bile bulamasınlar” diyordu. Sorumsuzluluğunu da anlamıştı ve ne güzel ki şimdi sorumluluğunu da biliyordu. İncinmiş dişiliğini de tamir etmeye hazır gördüm. Allah hayatına kolaylıklar getirsin yavrucağımızın. Gücüne güç katsın ve hayat kolay gelsin hepimize. Bu çok konu bir önemli; çocuklarımızı doğru dinlemeliyiz ve hiç bir çocuğumuzu ziyan etmemeliyiz, çünkü onlar çok kıymetli ruh parçalarımız!

Şimdi canı gönülden dua ediyorum; “Bu sektörde çalışanların hepsinin ocağına incir ağacı dik Allah’ım!”. Üreticisinden, patronuna, paketçisinden, tüm aracılarına, toptan ve perakende tüm satıcılarına… Ellerine geçen para peri olsun, anında uçsun gitsin. Ocaklarında kendiliğinden incir ağacı büyüsün, zevkle yesinler! (En azından incir sağlığa faydalı… Yerken dua ederler bana 

Bu dua da size üreticiler: “Seni seviyorum, teşekkür ederim, özür dilerim, lütfen beni affet!”

BÜTÜNDEN BAKMANIN PÜF NOKTASI ŞUDUR!

Bu dünya illüzyon dünyası. Dualite, ikirciklik, ikilik… İyi ve kötü var, gece ve gündüz gibi. Kara ve ak gibi. Erkek ve kadın gibi. Dağ ve ova gibi. Biri olmadan diğerinin olamayacağı gibi…

Bu dünyada bir çok ot yetişir; bakmak için, yemek için, temizlemek için… Doğa verir tüm bu otları. Seçmez verirken, zengindir; sunar hepsini. Sen seçersin. Alırken ya da yerken seçersin, dikmek için, yemek için, sunmak için. Sevdiğin için, faydalı gördüğün için, keyif aldığın için…

Seçimler özgür irade işidir. Bu konuda kimse kimseyi engelleyemez, etkileyemez. Etkilememeli de. Ben bir anneyim, kızıma-oğluma sadece seçeneklerini gösterebilirim. Seçim onun işidir. Ben sadece saygı duyarım, gerektiğinde kollarım.

Zararlı bir maddeyi bilerek dikmek, bilerek kullanmak, bilerek satmak da seçimdir. Ben kızabilirim. Bu benim duygumdur. İfade şekli ve yönetimi bana aittir. Onlara sadece dua edebilirim kızdığımda. Ocaklarında incir ağacı da çıksın derim. Aradaki farkı görebilsinler diye. Fark etsinler ki, ikisi de keyif verir. Biri sağlıklıdır, diğeri sağlıksız. Seçmek özel alandır, ayrı bir iştir. Özgür iradenin işi.

Çocuklarımızı koruyamayız, kollayabiliriz. Onlar pırıl pırıl dünyaya inmiş ruh parçalarıdır. Yaşamı deneyimlerken kirlenecekler illa ki. Onlara öğretemeyiz. Bizim daha önce geçtiğimiz yollardan fark ettiklerimizi fark ettirebiliriz sadece. Seçim, yine onların işi. Özgür bırakmlıyız orada. Zaten yapabileceğimiz başka bir şey de yok. Her neyi seçerlerse seçsinler, biz onları sevmeliyiz, çok sevmeliyiz. Kirlenmişlerse yıkanırlar. Bu, zor iş değil  Haklarında hayırlı olanı seçmeleri dileğiyle…

Sevgili Hülya Avşar, sana teşekkür ediyorum. Bu yavrucağa kendini ifade edebilmesi için özel bir alan açtın, özenli bir iletişim kurdun, saygını hissettim, analık yüreğini gördüm, çözüm arayan sosyal sorumluluk hissini hissettim. Hepsini çok zarifçe yaptın; acımadan, yargılamadan, severek, hem de kıymet vererek. Çok teşekkürler.

Güzeller güzeli Senem Kuyucuoğlu, sana çok ama çooooookkkkk teşekkür ediyorum. Bu zorlu hayat yolunda bu deneyimden geçme cesaretini gösterdiğin ve bunu cesurca paylaştığın için. Çok güzel paylaştın. Ailene karşı özenli, farkında ve zarif. Hayat kolay gelsin sana yavrucağım. Hem de çok kolay gelsin. Bolluk ve bereket dolu yolların da, kısmetin de açık olsun. Amin..

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com