“HAFTADA BİR KIVANÇ OLUYORUM!”

 

Kuzey Güney’deki performansıyla takdirleri toplayan Kıvanç Tatlıtuğ, Hürriyet’ten Gülbahar Karakuş’un sorularını cevapladı…

 

Kuzey’i daha önce oynadığınız rollerden farklı kılan şey nedir?

– Bu, biraz daha farklı bir karakter. “Daha derin” deyip de önceki rollerime saygısızlık yapmak istemiyorum ama Kuzey’in diğerlerine göre anlaşılması daha zor bir karakter olduğunu söyleyebilirim.

Neden anlaşılması zor?

– O kültürden gelen bir insanı anlamak bence daha zor.

Sizin Kuzey’i anlamakta zorlandığınız anlar oldu mu?

– Oldu tabii. Bir kaza oluyor ve abisinin yerine suçu üstlenip hapse giriyor. Abisinin istikbali için suçu üstleniyor. Sırf abisi başarılı olsun diye. Bu psikolojiyi anlayabilmek mümkün değil ama ben karakteri oluştururken şundan yola çıktım: Türkiye’de buna benzer hayatlar yaşayan, başkasının suçunu üzerine alan birçok kişi olabilir. Biraz da onları, onların yaşamış olabileceği sıkıntıları, o çetrefilli hayatları düşünerek Kuzey’i yorumlamaya çalıştım. “Kuzey’i oynamak” demiyorum, çünkü sürekli onu anlamaya çalışıyorum ve her gün onunla ilgili bir şey keşfediyorum. Bu süreç hiçbir zaman bitmiyor. Puzzle gibi. Bu yüzden Kuzey’i anlarken çok keyif alıyorum.

KUZEY YARALI BİR ÇOCUK

Kuzey’i oynadığınız diğer rollerden farklı bir yere koyuyor musunuz?

– Ayırmıyorum ben. Yapmış olduğum her şey benim için çok önemliydi. Zaten çok seçici davranıyorum… Bu iş tutmayabilirdi de. İçinde bulunduğum iş tutsa da tutmasa da, benim için önemli olan tatmin olup olmadığım. Hiçbir zaman “Herkes bizi konuşsun” gibi bir idealim ve hedefim olmadı. Kuzey’in diğer rollerimden şöyle bir farkı var; Kuzey, yaralı bir çocuk. Aslında imkân verilse, güven duyulsa çok güzel şeyler yapabilecek bir insan. Çok zeki, hamarat ve elinden her şey geliyor. Ama insanların ona karşı önyargıları var. Böyle yaşayan çok insan var, bunu biliyorum.

Sizin Kuzey’le benzer yönleriniz var mı?

– Biz çok ayrı iki insanız Kuzey’le. Ama onu bu yolun içinde keşfetmeye çalışmak benim için muhteşem bir duygu.

“HAFTADA BİR GÜN KIVANÇ OLUYORUM”

Bu rol size ödüller de getiriyor, az önce de Rotary kulüplerinden “En İyi Erkek Oyuncu” ödülü aldınız, neler hissediyorsunuz?

– Sormayın. Muhteşem! Bunu kelimelerle anlatamam. Benim için çok değerli. Bu ödül sanırım üç ya da dördüncü. Sette olduğumuzdan törene gidemeyeceğimiz için buraya getirmişler. Bir şey yapabilirsin ya da yapamazsın o önemli değil ama izleyicinin takdir etmesi, bunu ödülle taçlandırması, senin dizini de “en iyi dizi” seçmelerinden daha fazla gurur verici bir şey olamaz sanırım. Bunun değeri parayla pulla ölçülemez. Demek ki güzel bir iş yapıyoruz, düzgün bir iş yapıyoruz. Biz öncelikle kendi yaptığımız işten keyif alıyoruz. Biz bu işi yaparken gerçekten eğleniyoruz.

Kuzey’in o bıçkın hallerinin sizin hayatınıza girdiği zamanlar oluyor mu?

– Hayatıma girdiği anlar olmuyor ama ben haftada bir gün Kıvanç olabiliyorum. O da setimin olmadığı gün. Haftanın altı günü Kuzey’i anlamaya çalışıyorum. Onun yapabildiği şeyler, onun hareketleri, telefon tutuşu, konuşma tarzı, jestleri, mimikleri ister istemez ufak bir yerde kalıyor, çünkü fazla mesai harcıyorum. Ama bunun sıkıntısını yaşamıyorum, üstüme yapışmadı.

“TELEFON TUTUŞUNUN BU KADAR KONUŞULMASINI BEKLEMİYORDUM”

Telefon tutuşu demişken, böyle küçük bir ayrıntının bu kadar çok konuşulacağını tahmin eder miydiniz?

– O benim için küçük bir ayrıntıydı. “Kuzey, telefonu böyle tutar” deyip de çıkardığım bir şeydi. Bu kadar konuşulmasını hiç beklemiyordum.

O hareketi siz mi bulmuştunuz?

– İlk olarak senaryomuzun çok güzel yazıldığını söyleyeyim. Ece (Yörenç) ve Melek (Gençoğlu) bu konuda iki usta, onların kaleminin üstüne çıkabilmek de çok önemli. Senaryonun dışında, Kuzey’in hareketleri, oturması, kalkması, konuşma tarzı, bazı kelimeleri telaffuz edememesi, telefon tutuşu benim yaratmış olduğum ve yaratmaktan da keyif duyduğum şeyler. Bilmiyorum ileriki bölümlerde daha neler çıkacak ama hazine dolu bir sandığın içerisindeyim. Çıkarıp, çıkarıp bakıyorum.

“ETRAFA YETEMİYORUM”

“Haftanın bir günü Kıvanç oluyorum” dediniz. Bir gün Kıvanç olarak ailenize, arkadaşlarınıza ve kendinize yetebiliyor musunuz?

– Açık konuşmak gerekirse etrafa yetemiyorum. Bir günde yapacağın şeyler çok kısıtlı. Aileniz var, eşiniz dostunuz var, bir özel yaşamınız var… Mümkün olduğu kadar herkese yetişmeye çalışıyorum, herkesin gönlü olsun istiyorum. Ama biraz daha fazla zamanım olsa mutsuz olmazdım tabii! (Gülüyor)

“FİLMİ YAKINDA ÇEKECEĞİZ”

“Kuzey Güney”i izleyebiliyor musunuz?

– Bazen takip edebiliyorum, bazen de edemiyorum ama yapım şirketi her bölümün DVD’sini gönderiyor, oradan izlemeye çalışıyorum.

Dizi dışında bir de film çekeceğinizi biliyoruz. Fakat filmi sır gibi saklıyorsunuz…

– Yakında çekeceğiz ama detaylarını zamanı geldiğinde konuşacağız.

 

Gülbahar Karakuş / Hürriyet

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com