GÜZEL KÖYLÜ: İZLEYELİM GÜZELLEŞELİM!/OYA TEKİN

Kış sezonu geride bırakıp yaz sezonuna geçtiğimiz hatta yazı yarıladığımız şu günlerde yeni diziler bir bir görücüye çıkıyor.

Yaz deyince cıvıl cıvıllık gelir ya akla o sebeple olsa gerek ekranlara gelen dizilerde daha çok komedi ağırlıklı oluyor malum.

Güzel Köylü dizisi de onlardan biri olarak ekranlarda yerini aldı kısa bir süre önce.

Yazın açıkçası televizyonla alakalı olamıyorum. Bu yüzden yaz dizilerini hiç izlediğim söylenemez. Bu yıl ilk bölümler ramazana denk gelince iftar saatinde, yemek eşliğinde ailece izler oldum yaz dizilerini.

Güzel Köylü de izlediklerim arasında yerini aldı.

Uzun zamandan beri köy yaşamının doğallığına sığındığımızdan Güzel Köylü her ne kadar benim yaşadığım kadar organik olmasa da keyifli bir iş olmuş.

Dizi üç haftayı geride bıraktı. İlk bölümünden bu yana da çarşamba akşamlarının vazgeçilmezi oldu.

Bunun en büyük sebebi sanıyorum herkesin özlemini kurduğu ama hayata geçirmeyi ertelediği ya da becerememekten korktuğu köy yaşamı.

Yapımını Gold Film’in, yapımcılığını Faruk Turgut’un üstlendiği Güzel Köylü dizisi İstanbul’un keşmekeşliğinden kaçıp Güzel Köy’e sığınan şehirlilerin özlemini anlatıyor bir yerde.

Bunu anlatırken köylülerimizi biraz abartılı anlatsa da bu anlatım komedi ayağını güçlendiriyor bu da izleyicin diziyi sevmesine sebep olan etkenlerden biri.

Öte yandan şehirliyi de yüceltmiyor. Gençlerin asosyal yaşadığı gerçeği, şehir hayatının koşuşturmasında hayatı sindirmeden yaşadığımız gerçeğini de vurguluyor.

Bunu yaparken mizahi bir dil kullanıyor e dizi zaten “Romantik Komedi”. Bu yüzden karakterlerin abartılı olması kadar doğal olan bir şey yok. Kaldı ki “haydi kızlar bütün eller havaya” dizilerimizin karakterlerinin abartılı Amerikan çakmalarının yanında Güzel Köylü dizisinde karakterler daha bir gerçekçi ve bizden. Köyün organik olup olmadığına takılmak yerine yediklerimiz ne kadar organik buna bakmak lazım ya neyse.

İzleyici eğleniyor mu bütün mesele bu. Reyting yansımasını bir kenara bırakırsak benim sokak gözlemlerimde de gördüğüm izleyicinin bu diziyi izlerken eğlendiği.

Kaldı ki yapımın böyle bir iddiası da yok “size organik saf bir iş yapıyoruz, tükenmişliğinize iyi gelecek” dediler de ben mi kaçırdım.

Ayrıca mizah dilini çokta güzel kullanıyorlar. Evet, biraz Baba Ocağı ve Dürüye’nin Güğümleri’ni hissettirse de Güzel Köylü’nün kendine has bir yorumu var.

Alttan alttan vur beline kazmayı replikler insanların yüzünde tebessüm açtırıyorsa gerisini sorgulamanın kime ne faydası var.

Adı üstünde “Romantik Komedi”.

Ayrıca yüzlerce piyasada birbirinin benzeri iş varken bir Güzel Köylü mü göze batıyor kaldı ki Ayşegül serisi diye bir gerçekle büyümüşken.

Evet, bir dram olsaydı herkesten önce köy ve köylülerin yanlış anlatımını ben de sorgulardım durun bakalım ne oluyor derdim ama bir komedinin de edisini büdüsünü aramak hele de yolun başında bir iş için biraz fazla olmuyor mu?

Kaldı ki hangi yaz işi bugüne kadar mantık eksenine oturmuş işler olmuş ki! İnsanların eğlenmesine odaklı, mizah yanı ağır basan işlerin tercih edildiği yaz ekranlarında Güzel Köylü’ye gelene kadar eleştirilecek geçmişten bugüne pek çok iş varken bir Güzel Köylü mü göze batmış?

Üstelik naif bir mizah dili varken, insanlarda sevmişken. Halka yakın, halkın diliyle anlatırken.

İnsanlar iftar sofrasında biraz gülebiliyorsa bundan güzel ne olabilir ki!

Benim sürekli izleyeceğim türden bir iş olmasa da, bu yönüyle Güzel Köylü’nün sıcak bir yaz işi olduğunu görmezden gelemem denk geldiğim sürece de keyifle, tebessümle izlerim.

Şiveye gelince bir yanım Egeli hatta Ege sahil köylerinden birinde uzun zamandır yaşıyorum bana da buradaki insanlara da batmıyor şivesi evet çokça olmamış ama ona gelene kadar ne dram ağırlıklı dizilerin abartılı olmamış şivesi varken Güzel Köylü’de kulağa hoş geliyor tüm olmamışlıklar. Kim bilir belki de o şiveyi kullanan oyuncuların sempatikliğidir ya da dizinin kendi sıcaklığıdır kapatan bilemem ama biz sevdik Güzel Köy’ün köylülerini.

Sevmeyenlerde şiveden ve organiklikten dem vuranlarda bilip de bilmiyormuş gibi yapanlara dizinin yönetmeninin de bir Egeli olduğu ayrıntısını hatırlatalım.

Bu ayrıntılı eleştirilere verdiğimiz cevaptan sonra devam edersek diziye söylediğim gibi dizi keyifli sıcak bir yaz işi olmuş. Hatta kışın bir köşesini rahatlıkla ısıtabileceğini de söyleyebilirim. Her ne kadar kışa uzamaz kahve falları açanlar varsa da bu işler belli olmaz seyircinin ne seveceğini neyi kucaklayacağını önceden bilseydik onca dizi rafa kalkmazdı değil mi?

Kışa daha çok varken kahve fallarını şimdilik bir kenara bırakıp dizide şuan neler hissediyoruz ona bakalım. Yönetmen Mustafa Şevki Doğan’ın kurduğu dünyada Muğla’nın görsel güzelliklerini yaşıyoruz.

Tüm bunları yaşarken de sorguluyoruz her şeyin doğal olduğu zamanlarda insanoğlu olarak doğaya ne kadar zarar verdik? Hayatı ıskalarken, sindirmeden kendimize ne kadar zarar verdik?

Kah tebessümle kah o doğanın büyüsüne kapılıp giderken bir nebze yapay dünyamızı sorgularken buluyoruz kendimizi özetle.

Başrollerini Gizem Karaca, Berk Cankat, Mehmet Ali Nuroğlu’nun paylaştığı dizide Ahmet Mümtaz Taylan, Zerrin Sümer, Erkan Sever, Uğur Biçer, Toygan Avanoğlu, Esin Civangil, Özlem Tokarslan, Simge Selçuk, Ali İpin, Deniz Baytaş, Ömür Özdemir ve Kerim Yağcı da rol alıyor.

Gizem Karaca burada İstanbul’dan Güzel Köy’e gelen Gül’ü canlandırıyor.

Onunla ilgili kararsızım. Oyunculuk anlamında beni tam doyurmuyor. Kendisi çok güzel ama bir şeyler eksik kalıyor oyunculuğunda.

Eve Düşen Yıldırım’dan beri ekranlarda görüyoruz kendisini dünden bugüne epey de yol almış ancak ne var ki öğrenilerek yapılan oyunculuk bir yere kadar ulaşıyor.

Çoğu zaman sahnelerinde yapaylık ve abartı hakim. Benim Hala Umudum Var dizisinde performansı oldukça başarılıydı ama burada Gül karakteriyle sanki tam bütünleşememiş bir şeyler eksik.

İlerleyen bölümlerde bunu aşmasını umut ediyorum. Çünkü azimli.

Berk Cankat’a gelince gelecek vaat eden bir oyuncu olduğunu ispatladı. Sana Bir Sır Vereceğim dizisinde çok az bir aşinalığım olsa da bildiğim şu ki genç kızların çoktan kalbindeki yerini aldığı.

Kendisinde biraz Tolgahan Sayışman havası seziyorum. Köylü Cemal karakterini üzerine iyi giymiş, kendinden de bir şeyler katmış. Cemal’in sevimli halleri ve zaman zaman tebessümleri bana dediğim gibi Tolgahan’ı anımsattı.

Kısacası Cemal’i sevdik. Onu sevdirende Berk Cankat oldu. Şiveli konuşması da çok yakışmış amman dokunulmasın.

Mehmet Ali Nuroğlu ise onu Çemberimde Gül Oya ve Kırık Kanatlar dizilerinden bu yana beğeni ile izlerim. Özelikle Çemberimde Gül Oya’nın Mehmet’i olarak seyircinin gönlünde taht kuran Nuroğlu burada Kaan karakteriyle karşımıza çıkıyor.

Sınır tanımaz Doktor Kaan Gül’ün nişanlısı ayrılığı kendine yediremeyen doktorumuz Gül’ün ardı sıra köye gelip yerleşir.

Şehirli Kaan’ı sevmemiştik ama köydeki halleri pek bir sevimli.

Ahmet Mümtaz Taylan (Hüsnü) ve Ali İpin ( Yusuf) karakterleri arasındaki sahneler ise değmeyin keyfimize. Oyucuların karakterleri alıp yürümesi konusuna girmiyorum bile her iki oyuncunun başarısı hakkında söylenecek söz yok çünkü.

Muhtarımız ise ayrı bir sevimli Erkan Sever’in kattıklarıyla Muhtar Niyazi’yi ayrı bir sevdik.

Ve Sultan Ana. Benim bu dizide ki favori iki karakterimden biri. Hele kırmızı rujlu halleri. Her gülümsemesinin ardında yine bir dolap çeviriyor halleri. Babam “yine kesin oyundur” derken sevilmez mi Sultan Ana? Zerrin Sümer’in giydiği bu karakteri izleyici de çok sevdi.

Favori diğer karakterim ise tabii ki Kamuran. Bu dizide Cemal’le pek bir yakışıyorlar. Aşk onlarda daha bir sevimli. Her ne kadar Cemal istemese de, Gül’e yanık olsa da, senaristlerimizin kalemleri de onlara dönük olsa da, seyircinin daha bir sevdiği izlemini aldım Kamuran’la Cemal sahnelerini.

Kamuran’ın sevimli halleri, sakarlıkları Gül’ün sakarlıklarının yanında daha doğal daha samimi. Köylü olmasından daha çok oyuncunun kattıklarının bunda rolü var. Esin Civangil bu rolü iyi giymiş kendi yorumunu da katmış bize de sevdirdi açıkçası Kamuran’ı.

Ve Özlem Tokaslan’ın Dudu’su ile Gül’ün ablası Simge Selçuk’un hayat verdiği Nihal karakterleri neşemize neşe katıyorlar. Zıt iki karakter oyuncularında kattıklarıyla keyfimizi yerine getiriyor.

Kısacası her bir karakter özenle seçilmiş cuk yerine oturmuş daha öne çıkanları ele alsam da her bir oyuncu tek tek çok başarılı. Dediğim gibi Gül karakterinin biraz daha çalışmasının, daha içinden gelir gibi oynamasının dışında bir sorun yok.

Senaristlerimiz Baykut Badem ile Filiz Ekinci’nin kalemlerinden çıkan günümüz teknolojisine de atıfta bulunan replikleri ve Ege türküleriyle keyifli çarşambalar yaşatan Güzel Köylü tüm bu özellikleriyle seyirciye kendisini sevdirdi.

Bundan sonra Lokman Hekim Cemal ile sınır tanımaz doktorumuz Kaan’ın aşk için kapışmalarını izleyeceğiz Gül kimi seçer bilinmez ama seyirci çoktan Güzel Köylü’yü seçti.

Karşımda Yunanistan ışıkları, tezek kokusuna bulanmış mis gibi iyot ve toprak kokusu balkonumdan gecenin dinliğinde ki doğallıkla yazdığım bu yazıyı muhtar odasında da yazmak vardı ya neyse muhtar odalarının da ayrı bir ilhamı var hele zamanında ne haberler yetiştirmemize yardımcı olduklarını düşününce.

Yani özetle nerede yazdığımız değil ne yazdığınız önemli…

OYA TEKİN / MEDYABEY

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

http://blog.milliyet.com.tr/Sayfam/Blogger/?UyeNo=580460

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com