Geri bildirim verme sanatı

Havalar soğuk olunca eve kapanıyorum ve tam bir televizyon canavarı oluyorum. Elime zap-zup aleti geçtiğinde bir anda 8 kanalı takip edebiliyorum. Kabul edin lütfen, bu bir başarı! Çünkü hepsini anlayarak izliyorum.

Bu Tarz Benim yarışmalarında iki kanalı birden izliyorum. Gereksiz uzatma ve saçmalamaya başladıklarında hoooopppp! ben öteki kanala geçmiş dizi izlemeye başlıyorum. Bu arada ergenlik döneminde veya henüz geçmiş kızlarımızın olumsuz geri bildirim yağmuruna neden bu kadar hevesli oluşlarını düşünüyorum. Gerçekten ekran karşısında ben üzülüyorum onların yüzüne yüzüne gelen bu olumsuz enerjiden; onlar gerçekten çok sabırlılar. Gerçi sabırlı da değiller; dinleme sanatından uzak kakafoni içerisinde geçiyor zaman. İşte o sırada bilmeden bana destek oluyorlar. Ben hopppppppppppppp diğer kanalda müzik dinlemeye geçiyorum. Eeee… söyleyin bu oldukça beceriklilik değil mi?

Bu konuya çok önemli bir konuya dikkat çekmek için girdim. Konumuz: geri bildirim verme sanatı. Uzun zamandır değinmek istediğim bir konuydu. Çünkü tartışmayı bilmeyen bir ülkeyiz. Bakınız: tüm tartışma ve yarışma programları.

2004 yılıydı… NLP eğitimleri almaktaydım. Beyin dilini yeniden programlamayı  sağlayan bilgidir bu. Çeşitli aşamalarla ilerleyen bu bilginin temelinde ustaca geri bildirim vermek var. Bu bilgiye ulaşınca içimde umut tohumları yeşerdi. Temel eğitimde bilginin bir parçasını öğrendik, pratisyenlik eğitiminde hem uygulayıcı hem de temel eğitim verme hakkına sahiptik. Ve ardından gelen master eğitimiyle, bunlara ek  pratisyen yetiştirme iznine de sahip olduk. En son aşaması Tranier, yani eğitimcinin eğitimiydi. Yola çıkınca ilerliyorsun haliyle. Her şeyi öğrenmek istiyorsun.

Eğitimdeyiz. Öğretmenimiz Uluslararası üne sahip Sue Knight. Herkes NLP master eğitimi almış olmalı bu eğitime katılabilmesi için. Bilgiyi almışız ama sindirmiş miyiz? Sorusunun aklıma geldiği zamandı. Allah biliyor! Egolarımız tavan durumda. Halbuki bu bilginin en temel uygulaması geri bildirim verebilme başarısıdır. Dünyanın en sakin insanı görünen ben bile, içimdeki katili kontrol etmeye çalışıyorum. Ortalık, zihin boyutunda kan revam içinde!..

Gelelim bu ciddi sorunun çözüm kısmına. Eğitimin başındayız. 10 gün bu insanlarla bir arada olacağız. Bir yanım gitmek istiyor, diğer yanım kim sağ kalacak merakıyla devam etmek!

Ve eğitmenimiz gerçekten usta. Hepimize geri bildirim verme konusunda o kadar zarif bir örnek oluyor ki, o haldır huldur kaba yapımız zarafetle inceliyor. En sonunda birbirimize sarılarak ayrılıyoruz eğitimden.

Nasıl mı başardık? Her şeyin bir bilgisi var. Mühim olan bunu almaya, yapmaya gönüllü olmak. Geri bildirim verirken doğrudan ‘sana göre’ yanlışa odaklanırsan kan gövdeyi götürüyor. Bunun neden olduğunu düşündüğümde  sürekli sert ve eleştirerek öğreten bir sistemimiz olduğu geldi aklıma. Aileden öğrenime, topluma. Şimdi televizyonlarda olan durum gibi. Eğitim hayatımda ben olmasam da öğrenme zorluğu çeken arkadaşlarımın maruz kaldığı bir tutumdu bu.

Gelelim doğru tutuma: Bir kişiye’ size göre’ doğruyu aktarmak istiyorsanız önce ondaki iyi olanı görmelisiniz. Kişiye özel zenginliği bulmalısınız. Hatta bu konuda o kadar başarılı olun ki; o bile gördüğünüz güzelliği bilmiyor olsun. Bunu becerebilmek iki kişiye de harika bir enerji veriyor. O egoları tavan yapmış hepimizi işte böyle bir potada eritmişti eğitmenimiz. Her yaştan katılımcı vardı. Anlamak için bir soru sorduğumuzda önce bu soruyu sorma sebebimizdeki akıl yürütme becerimizi onurlandırıyordu. Ve ardından neleri daha iyi yapmamızı öğütlüyor ve bizim o güne kadar fark etmediğimiz bir yönümüzü bularak, araya koyduğu önerisini  veya bilgiyi hayatımıza katmamıza olanak sağlıyordu.  İsteyerek, sevinerek hem de. O kadar keyif alıyorduk ki bu zamanlarda…

Ben bir kızdan hiç hoşlanmamıştım eğitimde. Eğitmenimin süreç içerisinde kıza yönelik verdiği geri bildirimleri depolayıp kıza karşı antipatikliğimi sempatiye çevirmiştim. Kıza verdiği geri bildirimlerle kızın dönüşümüne şahit oldum. Güzel bir alış veriş vardı.

Sandviç denilen bu teknikte geri bildirim şöyle yapılmaktadır:

Önce karşınızdaki kişinin iyi yanlarına odaklanacaksınız. Ardından geliştirmesini istediğiniz konuyu aktaracaksınız ve son olarak da bu önerinizi yaptığı zaman olacak güzel gelişmeye odaklayacaksınız kişiyi. Böylece karşınızdaki kişi fikirlerinizi paylaştığınızda eleştirildiğini değil, geliştirildiğini hissedecek. Tabii ki bunu yaparken  doğal olmak önemli, yapmacıklık samimiyeti bozar.

İşte her iki kanalda seyreylediğimiz ‘Bu Tarz Benim’ de gerek juri üyeleri, gerekse yarışmacıların bu konuyu öğrenmelerinde bence fayda var. Yoksa boşuna negatif enerji üretip, boşuna kakafoni yaratıp kafamızı şişiriyorlar.  Bu konuda başarılı bir yarışma programını da örnek verebilirim. O Ses Türkiye. O ses Türkiye’de jüri üyeleri çok zarif geri bildirim yapıyorlar. Yarışmacı sahneden kaybederek inse bile teşekkürle, orada olmanın memnuniyetiyle iniyorı. Önce sesindeki fark edilmesi gereken konulara odaklanıyorlar, ne yaparsa ilerleyebileceğini öneriliyor ve başarılar dilenerek uğurlanıyor.

Yetenek her zaman onurlandırılıyor, onurlandırılmalı da! Bence ülkece özgüveni korumak çok önemli. Kolay oluşmuyor, kolay da harcamayalım değil mi?

GÜLER PINARBAŞI/MEDYABEY

www.gulerpinarbasi.com

www.3gozdergisi.com

 

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com