“FASULYEDEN” İZLEYİCİYE “FASULYEDEN” DİZİ

ibreti-ailem

Yaz projelerinin ekran serüveni başladı. Yazarımız Gönül GÖKMEN, Star TV’de başlayan İbret-i Ailem’i mercek altına aldı…

 

Sezon kapandı, başı çeken bol bütçeli dizilerin tamamı ekranlara veda etti. Malum tatil vakti geldi çattı. Okullar kapandı, herkes bir tatil rehaveti içinde. Havalar sıcak, evlere kapanmanın da bir alemi yok zaten. Çoğu kimsenin yaz mevsiminde eğlence alternatifi artıyor doğal olarak. Tabii imkanı olanlar için geçerli bu durum. Öte yandan televizyonlarda yayın devam etmek zorunda. Şimdi talebin düşük olduğu piyasalarda üretim de düşer. Ancak “piyasa” Tv olunca üretim kalitesi düşüyor bu defa ne yazık ki.

Esas izleyici tatile çıktı ya, “baba diziler” de veda etti, hiç bir yere gidemeyenler de zaten fasulyeden sayılıyor, işte onlara özel süper(!) yapımlar peş peşe ekranlara sürüldü. Bunlardan biri de Star Tv deki “İbret-i Ailem”. Türü komedi olan bu dizi, gerçekten ibretlik. Herkese tavsiye ederim mutlaka izlesinler! Ben izledim ve çok güldüm eğlendim. Şimdi jet hızıyla bir özet geçmek istiyorum ardından da en komik bölümüne dikkatinizi çekeceğim. Vallahi siz de çok güleceksiniz.

Küçükbaş ailesinin bir hikayesi anlatılıyor. Efendime söyleyeyim; evde kalmışların, işsiz güçsüzlerin, “yırtmaya” çalışanların, hayatından memnun olmayanların, sözde bambaşka bir ailenin hikayesi anlatılıyor. Konu ne kadar değişik ve ilginç dimi?

Yapılan işi “Tipik, basit, maliyeti düşük ve sadece boşluk doldurmak amacıyla yapılmış bir dizi”, şeklinde özetlemek istiyorum aslında. İnsanların zekası ile alay eden türden esprilere boğulmuş diyaloglar, yaratıcılıktan uzak sahneler ve karakterler. Resmen aceleyle yazılıp çizilmiş tahammül sınırlarını zorlayan akıllara zarar bir iş. Yazık bunca insanın emeğine.

Şöyle de diyebiliriz; “Akasya Durağı” muadili bir yapım. Oyuncular arasında Müjdat Gezen de var. Beş yıldan sonra tekrar sevenleriyle buluşuyor bu dizi vasıtasıyla. Müjdat Gezen, bildiğimiz Müjdat Gezen. Onda da bir fark yok yani.

Şimdi gelelim asıl bombaya… Küçükbaş ailesinin oğlu Ender’in, (aynı zamanda hikayeyi anlatıyor dış ses olarak) ilkokula birlikte gittiği ve gıcık olduğu Sivaslı kardeşlerden Şerif ile bir flashback sahnesi var. İki delikanlının çocukluklarını görüyoruz. Ender’in çocukluğunu canlandıran ufaklık Ender’in benzeri. Ama Şerif, ilkokula giderken esmer, kara gözlü bir çocuk. Üstelik son derece temiz bir Türkçe konuşuyor. Ve nasıl oluyorsa, yıllar sonra bu esmer bücür, büyüyüp kocaman bir adam olduğunda gözleri mavi mavi bakmaya başlıyor. Ayrıca Türkçesi de değişmiş, aksanlı konuşuyor. Yani evrim geçiriyor! Sevgili yönetmen arkadaş, dizi ye oyuncu yaptığın İnanç Koçak’ın hiç mi gözlerine bakmadın? Yoksa küçük oyuncuya kıyak mı geçtin rol vermek adına? Bulamadınız mı renkli gözlü bir çocuk oyuncu, Şerif’i andırsaydı bari azıcık?

Böyle bir hata nasıl gözden kaçıyor bunu anlamak mümkün değil. Şimdi bakıyorsun, yönetmen koltuğunda “Geniş Aile”nin yönetmeni Ömer Uğur oturuyor. Senaryo dan, Murat Emre Kaman-Mehmet Emrah Kaman kardeşler sorumlu. Hadi fason bir iş çıkardınız, öyle çok da iddialı değilsiniz, belli. Hiç değilse imza attığınız önceki iyi işlerin hatırına böylesine bariz hatalara düşmeyin ki CV’ nize kara leke düşmesin. Fasulyeden diziler yaparken “Fasulyeden” de olsa televizyon izleyicisi var unutmayın.

Gönül GÖKMEN / Medyabey

www.twitter.com/ekinoba

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com