ELVEDA SON YAZ BALKANLAR

SON YAZ BALKANLAR

Deliler gibi bir ön hazırlık yaptım. Koca bir kase patates cipsi, tepeleme antepfıstığı, meyve tabağı falan hepsi hazır önümde. Keyif yapmaya hazırım. Koltuk da süper rahat. Uzandım “Dizi izleme pozisyonum tamamdır” diye düşündüm. Biraz da telaş var, dizinin başını kaçırdım. Ama olsun nasılsa tekrarını da verecekler, bir kez daha izlerim diye aklımdan geçirdim.

Evet, haftalardır “Son Yaz”ın anonsu yapılıyor. Kürşat Başar, senaryodan sorumlu. Makedonya’da yaşanan dram beni yakından ilgilendiriyor, zira anne tarafından dedem bu acıları bizzat yaşamış biri ve ben büyükannemden ve dedemden bu acıları hep duyardım.

Kardeşçe yaşamak için savaşan bir halkın, memleketinden göç etmeye zorlanışını ve topraklarına sahip çıkma uğruna direnişini anlatan dizide Balkan Savaşı öncesinden Çanakkale Savaşı’na uzanan bir süreç işlenecek. Muhteşem bir proje. Sevindim, çünkü tarih sayfaları canlanacak ve biz ekran başında dedelerimizin ve ninelerimizin yaşadıklarına şahitlik edeceğiz. “Elveda Rumeli”yi unutmadık. Oysa Uzun bir süre daha devam edebilirdi. Zira, tarihin zenginliği sonsuz hikayelerin gelişmesine yeterince fırsat veriyordu. Ama nedense “bir adam, bir kadın ve aşk” şeklindeki kısır konulu basit hikayeleri çekip milletin önüne sürmek daha cazip geliyor yapımcılara.

İş kolay olsun, ucuz olsun, hemen çek, hemen yayınla. “Fast Food” tarzı. Ayak üstü tüketiliversin. Ne gerek var lezzete. Gözün doysun karnın doysun. Dostlar alışverişte görsün tarzı işler işte. Arada sırada böyle farklı konular gündeme gelince insan heyecanlanıyor doğal olarak. Daha dizi yayına girmeden herkes “Son Yaz” diye diye merakla bekledi. Keşke “bekleme yapma ticari” diyen birileri çıksaydı da, yolumuza devam etseydik!..

Bu kadar tanıtım, bu kadar reklam hepsi boş çıktı. Koskoca bir kase cipsle elimde öylece kala kaldım izlerken koltukta. Daha ilk bölüm ve ilk dakikada acemilik boy gösterdi. Sen, yepyeni bir dizi yapıyorsun arkadaş… Üstelik “Elveda Rumeli”, “Balkan Düğünü”, “Behzat Ç” gibi başarılı yapımlara imza atmış ve büyük alkış almışsın. Neden aynı titizliği bu diziye göstermedin ve baştan savma bir iş çıkardın ortaya. Elveda Rumeli’deki neredeyse tüm oyuncu kadrosunu “Son Yaz” dizisine yerleştirince iş tamam mı olur sandın? Bu Bir!…

İkincisi; Kürşat Başar’ın kalemini eleştirmek asla bana düşmez, asla saygısızlık etmem. Kendimi yakarım daha iyi! Ama galiba senaryo yazmak başka bir iş.

SON YAZ BALKANLAR2

Planlar boş, diyaloglar havada, sahneler bir birinden kopuk. Akıcılık yok. Öte yandan, “Best Model of Turkey” birincisi, Furkan Palalı’nın acemiliği insanı ağlatıyor adeta. Tuğçe Kazaz’ın iyi niyetli çabaları da öyle. Kızcağız resmen “oynamalıyım, oynamalıyım” diye kendini paralıyor. Garibim, kendini zorlamak dan oyun dışı kalıyor zaman zaman. Ben burada en çok, üstün oyunculuk yeteneği ile Tardu Flordun’a üzüldüm. Bu kadar acemi ve “toy” başrol oyuncuların arasında, dizinin reklamı yapılırken adı hiç öne çıkarılmadı. Oysa tam tersi olmalıydı. “Adını Feriha koydum”, “Aşk-ı Memnu” gibi yapımlarda, üstün bir performans gerektirmeyen rolleri canlandıran Hazal Kaya’ya biçilen rol ne yazık ki üzerine oturmamış. Burada terzi hatası var. Giydiği kostümler bile “sakil” duruyor üzerinde.

Bu arada her yakın planda sık sık oyuncuların kimi zaman burnuna, bazen sarığına konup, kameraya göz kırpan sinekleri çok başarılı buldum. Figürasyonu sineklerden oluşan ekibin Allah yardımcısı olsun.

“Reytinglerde ilk on’a bile giremez”, dedim. Hem de oturduğum yerden. Giremediler.

GÖNÜL GÖKMEN / MEDYABEY

www.twitter.com/ekinoba

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com