OYA TEKİN/EKRAN KİRLİLİĞİNİN SUÇLULARI KİM?

Bizler tek kanallı dönemin çocuklarıyız. Dünden bugüne ekranın değişen yüzünün de gerçek tanıklarıyız.

Tabi meslek içinden gelmenin de bildikleriyle eskiyle yeni arasında ki ayrımın ve arkadakilerle öndekilerin süzgecini daha farklı değerlendirebilen taraftayım.

Yinede bulunduğum taraftan çok yerel bir izleyici gözüyle yazacağım bu yazımı. Yer yer diğer tarafa geçerek eklemeler yapacağım elbet ama daha çok dünden bugüne bir izleyenin gözlemi olarak düşünün siz bu yazıyı.

Akademik verilerle sektör hakkında çok yazı yazdım çizdim reytingin TV’lerin şablonunu meselenin ana özünü kendi düşüncelerim ve gözlemlerimle değerlendirdim hep. Bir gazeteci gözüyle-Türkiye’yi tanıyan bir kimlikle.

Yer yer uzmanlardan görüş aldım, yer yer seyirci kulağı oldum, yer yer sokağa kulak verdim.

Bu yazılarım hala arşivde birçok akademik çalışmada kaynak olarak kullanılmıştır yararlanmak isteyen dönüp bakar bu yüzden tekrarın tekrarını yapmayacağım.

Dedim ya bu sefer yerel seyirciyim.

TV kültürü olan sürekli TV izleyen bir izleyici değilim her şeyden önce. Buna rağmen belli günlerde de olsa TV açıyorum. Daha doğrusu açardım. Haftanın bir günü ya da iki günü. Bu bazen bir dizi olurdu, bazen bir tartışma programı.

Şimdiyse hiç TV açmıyorum.

Ancak yazıma konu olacak dizi, program ya da yapım hakkında bilgi sahibi olmak adına netten tarıyorum inceleyip yazıyorum.

Çünkü artık gerçek şu ki beğenerek izleyeceğim hiçbir yapım yok.

Tartışma programı yok.

Ruhumu dinlendirecek, eğlendirecek, beni düşünmeye itecek, başka açılara itecek, araştırmaya sevk edecek hiçbir şey yok.

Çünkü kalite düştükçe düştü.

Reyting bilmecesi içinde neredeyse son on yıldır ne yaptığı, ne yapıldığı belirsiz işler var ortada.

Yarışmalar yerlerde, kadın programları yerlerde, haber programları yerlerde, magazin zaten yerlerde, her şey ama her şey iş olmaktan çıkıp anlaşılmayan bir yere gitmeye başlamış durumda.

Değişen ne diye bakıyorsunuz.

Reyting sistemi mi? Tek başına bir etken olduğunu düşünmüyorum.

Senaryolar mı? Hayır, aynı senaryolar değişik versiyonlarla yenileniyor.

Sıkıldık mı? Bu da tam cevap olamaz. Çünkü hep alternatif vardır. Ama şimdi kanal çok alternatif yok.

Sorun şu diye düşünmekteyim. İşler eskiden ehli kişilerce yapılıyordu. Şimdiyse ehliyeti olmayan herkes işin içinde.

Örneğin bir kanal açıyorsunuz magazin programını sunuyor iki hatun ama konuya hakim değil. Eline tutuşturulmuş metindekileri bile yanlış okuyor. Daha açık anlatayım. Davet ettiği konuklarıyla birlikte dizileri yatırmışlar masaya ve dizinin başrol oyuncusunu karalıyorlar ama oyuncu orada değil. Ve oyuncunun hem hangi kanalda oynadığını bilmiyor hem de hangi dizide oynadığını bilmiyor. Ama döşüyor oyuncuya.

Konuya hakim değil, oyuncunun oynadığı diziyi bilmiyor, kanalı bilmiyor ama seyircinin kafasını karıştıracak her türlü yorumu yapıyor. Bununla da kalmıyor özel hayat ihlalinde bulunan ithamlarda bulunuyor. Karşı tarafın söz hakkı olabileceği konulara giriyor ama söz hakkı tanımadan.

tv-elestiri

Değiştir kanalı alternatif başka magazin programına bakalım. Burada da bir yapımcıyla güzeller güzeli bir kızımız sunuyor programı.

Ünlü bir erkek oyuncunun sevgilisi hakkında yorum yapılıyor. Yine sunum yapan kızımız bilgisiz. Erkek oyuncunun sevgilisi kızımız da ünlü üstelik üç yıldır yayında olan bir dizinin başrol oyuncusu ama sunucu kızımız adını bilmiyor. “Şuydu dimi” adı söylemiyle devam ediyor yayına.

Ebe güzel kızım sormazlar mı adama madem yoruyorsun her şeyi oraya çıkmadan dersini iyi çalış diye. Kaldı ki sen programında sadece ünlülerle alakalı yorum yapmıyor seyirciyi bilgilendiriyorsun bilgisizlikle verdiğin bilgilere inanan seyirciyi yönlendirmek suçtur sana öğretmediler mi? Seni oraya çıkaran mı kabahatli yoksa sen mi işine sahip değilsin bilemedim?

Başka başka alternatiflerini çeviriyorum onlarda sizdekinden farksız magazin ve aynı bilgisiz sunumlarla.

Değiştirip program seçeneğimi tartışma programlarında sörf yapıyorum. Gündemi Tarihçiyle tartışıyor kanalımız. Görüş alıyor tarihçiden. Ama tarihçinin referansı şu Edebiyatçı ve iki kitaplı. Ama tanıtım meşhur tarihçi diye başlayıp seyirci yönlendiriliyor. Tarihçi olmayan biriyle gerçek tarih bilgileri sunmak kişinin kitaplarını tanıtmak üzerinde gidince program hem inandırıcılıktan çıkıyor hem de kalitesizleşiyor. Ama izleyenlerin çoğu o kişiye tarihçi diyerek bakıyor ve söylediklerine inanıyor. Değiştir…

Başka bir kanaldayım ağzında dili dönmeyen bıraktım doğru Türkçe konuşmasını artık düzgün Türkçe aramıyorum kanal sunucuların yok çünkü. Dili dönmeyen bir sipikoş sırf güzel diye oturmuş ana haberleri sunuyor ve de taraflı bir sunumla.

Birde spor programlarına bakalım aman Allah’ım holiganizm tetikçisi yorumcular. Kimsede dur demiyor.

Bunlar isim yapmış gazeteleri de olan TV’ler. Yanlış anlaşılmasın öyle sıradan kanallar değil.

Değiştir değiştir değiştir. Bir birbirine benzer birbirinden tutarsız yapımlar, yapımlar, yapımlar.

Dizlere girmiyorum bile. Onların durumu daha beter. Şimdilerde birde replik yerine reklam sloganı haykırır olmuşlar. Gelde izle.

Bu kadar çok kanal olursa bir ülkede ve siz yapamıyorsunuz çekilin biz yapacağız bu işi diyenlerle yola çıkarsanız o ekranı da bilmeyenlere emanet ederseniz olacağı bundan başka bir şey olmazdı.

Eskiden yapılan işlerin bir profesyonelliği vardı.

Magazin olsun, haber olsun, tartışma programı olsun adı her ne olursa olsun etik barındırdı içinde.

Programı yapan insanlar işe hakim olduğu gibi, karşı tarafa söz hakkı doğacak polemiklerden kaçınır, programları öyle yönetirlerdi. Ve yine kin ve nefret bile duysa şahıslara bunu açıkça programına yansıtmazdı.

Profesyonel yönetimler, profesyonel kimliklerle bu işler yapılıyordu geçmişte.

Centilmenlik vardı.

Şimdi kabadayı herkes ve ehliyetsiz sokak soytarılarına teslim edilmiş medya.

Sözde muhafazakâr kanallarında farkı yok onlarda kendi içinde aynı kalıpta.

Bir bel altı dövüştür gidiyor.

İnatla dizi yapımcıları dramların reytinglerinden kazanmak uğruna 90 dakika yapacağız ısrarında.

İnatla reklamcılar dizi kahramanlarının ağzına reklam sloganı yerleştirmenin çirkinliğinde.

İnatla güzellik uğruna bilgisiz moderatörlere iş teslim edilmekte.

İnatla programlar bölünmekte.

İnatla medyanın anayasası delinmekte.

O kadar inatla ayağa düşünce işler yeni reytinginde denekleri dağılınca her şey çorbaya döndü.

Biran önce gerçek bilimsel ve akılıcı önlemler alınmazsa çok daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız.

Bunu herkes söylüyor, herkes bağırıyor ama kulaklar sağırlaşmış durumda nedendir bilinmez.

Bildiğim doğru diye yürünüyor ama bu doğru kendi ellerinde de patlayacak çünkü artık eskiden farklı bir şey var internet üzerinden yayıncılık.

Ve reklamcılarda artık bunun farkında.

İşler medya ayağında böyle giderken birde RTÜK ve başka dünyalara bakan sözcüler var.

Sözde aileyi koruyoruz söylemleriyle yeni bir aile düzeni yaratan yasaklarıyla iş başında olan bu sözcülerin farkında olmadıkları internet yayıncılığının tehlikeleri.

Onlara inat yayın yapanlar bir uçta diğer uç onların istekleriyle yayın yapanlar.

Tehlikeye yeni tehlikeler eklediğinizin farkına varmak için ciddi depremlerin yaşanmasına gerek yok.

Düzenlemelerinizi doğrular üzerine oturtun yeter.

Daha açık bir söylemle bir Nihat Doğan’ın ekran yüzü olmasını istemeyen bir toplumuz. Hiç TV açmayan TV günah sayan deneklerin olduğu bir toplum değiliz.

O deneklerin sunduğu tablolara bakıp insanlar muhafazakâr yapımlar istiyor sonuçları çıkarılmasın aman ha.

Evet, TV’lerin insanların yaşamlarına etkileri var bunu birçok uzmanların yaptığı çalışmalar doğruluyor ama bunun çözümü yasaklamak örtmek değil.

Yani kalitenin düşüşü kalitesiz işlerin olmasının sebebini yayıncılık ilkelerinin delik deşik olmasında arayın başka yerde değil…

İşte ben TV bu yüzden izlemiyorum diğer izleyicileri bilemem benim kriterimle örtüşmemesi meslekten gelmemdir belki, belki de beklentisi yüksek bir izleyiciyimdir bilemem ama genel tablonuz bu.

Kalitesiz bir ekranın reyting kavgasında ne arabesk yapımları görmek ne de içi boş Amerikan vari şovları görmek istiyoruz. Nede inandırıcılığı olmayan örtük yapımları.

Bir devri kapatıp bir devri açmanın ölçümleri içinde kakalanan grafikler bu ülkenin gerçek yüzü değil.

Önlemleri başka yerlerde aramaya devam ederken sizler olan masumiyetimize olacak sokağa dönüp bakarsanız belki yarattığınız toplumun izlerini görürsünüz.

Kalitesizlik bir yerde diğer yer arabesklik…

Ne iç açıcı tablo değil mi?

OYA TEKİN / MEDYABEY

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

http://blog.milliyet.com.tr/Sayfam/Blogger/?UyeNo=580460

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com