Efsane televizyoncu “gizem avcısı”Saadettin Teksoy geri döndü

Sadettin Teksoy efsanesi geri dönüyor. Ekranların fenomen televizyoncusu Sadettin Teksoy bu kez ekrandan değil yazılı basın ile geri döndü.  ‘Gizem Avcısı’ olarak ünlenen başarılı televizyoncu bundan böyle Posta Gazetesi’nde okurlarıyla buluşacak.

‘Ben Sadettin Teksoy’ anonsu ve sarı yağmurluğuyla hafızalarda yer eden 1990’lı yılların usta araştırmacı-gazetecisi Posta okurlarını; İslam tarihi, dinsel gizemler, türbeler, evliyalar ve kerametleriyle ilgili, aklın sınırlarını zorlayan, sıra dışı yolculuklara çıkarmaya hazırlanıyor.

Öte yandan Posta gazetesine başlaması nedeniyle gazetesine röportaj veren 64 yaşındaki Teksoy, ilginç açıklamaların altına imza attı.

Televizyon kariyerinden önce yazılı basında da çalışan Teksoy, Hürriyet grubunda Hafta Sonu dergisiyle başladı. 2 yıl magazin gazeteciliği yaptı. 2yıl boyunca o kadar çok insanı meşhur ettiğini söyleyen Teksoy, “Zaten en sevdiğim şey, sıfırdan bir insanı almak ve meşhur etmekti. Sonra gazeteye, Hürriyet’e geçtim.” şeklinde konuştu.

İşte, Teksoy’un Posta’ya başlamadan önce verdiği o röportaj:

 

Ve Sadettin Teksoy! Gerçek bir fenomen!

Bilmem öyle miyim? Hiç aklımın ucundan geçmezdi. Küçükken polis olmak isterdim, sonra hep gazeteci olmak istedim.

Çatalca’da mı yaşıyorsunuz?

Eskiden yazlık olarak gelip gidiyor, Ataköy’de oturuyorduk. 2010’da Efe’nin okulu filan da bitince temelli geldik yerleştik.

Bu Vefa Lisesi’nde ne var? Her çıkan başarılı!

Vefa Lisesi mezunuyum ben de, üniversite okumadım. Doğrudan işe başlamak istedim. Oranın hamurunda farklı bir şey var muhakkak ama sende iş yoksa nerden mezun olursan ol!

Lisede de farklı bir adam mıydınız?

Evet, çok gırgırdım, yaptığım esprilere çok gülünürdü. Ne zaman ciddiyetle mesleki hayatım başladı, o zaman o tarafım da bitti.

Televizyondan önce müthiş bir gazetecilik döneminiz var…

Hürriyet grubunda Hafta Sonu dergisiyle başladım, 2 yıl magazin gazeteciliği yaptım. Çünkü gazeteye geçmek için bir kapı lazımdı.

Magazin haberciliğinden de hoşlandınız mı?

2yıl boyunca o kadar çok insanı meşhur ettim ki! Zaten en sevdiğim şey, sıfırdan bir insanı almak ve meşhur etmekti. Sonra gazeteye, Hürriyet’e geçtim.

Hürriyet macerası kaç yıl?

16 yıl çalıştım. Büyük ses getirmiş pek çok gazetecilik başarısına imza attım, bazıları yüksek prestijli ödüller de kazandı. 14 günlük ‘Humeyni’nin İran’ı’ yazı dizisini de, Saddam’la ilk röportajı da yapan benim.

 TV’de reyting rekorları kırmanın sırrı ne? 

Ünlü Billur Tuz cinayetiyle ilgili ipuçlarını en küçük ayrıntısına kadar bir dedektif gibi araştırarak failini buldum. Evli Monako Prensesi Caroline’i yasak aşkıyla el ele görüntüleyerek bir skandalı ortaya çıkardım. Haberin küçüğüne büyüğüne bakmazdım, onu görebilmenle ilgili her şey.

Hep farklı olmaya çalıştım. Kimsenin cesaret edemediği işlere kalkıştım.

Derdiniz kendinizi aşmakla mı ilgiliydi?

Varmak istediğim bir yer vardı, evet. Ve bir yerde ‘Yeter, zirvede bırakalım’ dedim.

Saddam’ı nasıl kafeslediniz? O zor iş işte!

İran – Irak Savaşı başlamış! Savaşın en civcivli hali, kalktım Irak’a gittim. Bugün olsa hayattagitmem. Dolaşıyorum şehirde… Anaa bir baktım Saddam Hüseyin! Yanımdaki görevli diyor ki; ‘Bakma üstad oraya doğru’. Ben atladım, Saddam’ın etrafını adamlar sarmış, onları yardım, Saddam’a selam verdim.

 Deli misiniz? 

Vallahi! Başladım Arapça konuşmaya, Türkiye’den geldiğimi, gazeteci olduğumu söyledim. Saddam ‘Gel’ dedi, yanındaki adam kolumu sıktı, mosmor! Orada konuştuk, röportaj yaptık ve Hürriyet’e kaseti yolladım. Başlık ‘Bu dünyada parası olanın borusu öter’di, büyük olay oldu!

Var mı farklı bir ‘ilk’ daha?

Kabe’nin içine girip ilk görüntü alan da benim! Bu yüzden ‘Süper Hacı’ derler bana. İkna etmek, izinleri almak da bir yetenek. Bugüne kadar kimse gidip Kabe’de haber hazırlamayı düşünmemiş. Ben macera severim…

‘Dünyayı 5 kez dolaştım’

Çok pasaporteskitmişsiniz, doğru mu?

Evet, dünyayı 5 kez dolaştım! Türkiye’de gitmediğim yer kalmadı.

Riskli haberciliknerede bitti?

Tahran’dayız, yanımda bakanlıktan biri var, yalnız dolaşamazsın; zaten başıma ne iş geliyorsa dolaşmalarda geliyor.

Humeyni’nin askerleri beni yakaladı.

Aa sonra?

Ne oldu demeye kalmadan, kafama siyah bez geçirip arabaya attılar.

Simsiyah bir odada ellerim arkadan bağlı. Kafama silah dayadılar!

Şu an ağlıyorsunuz!

Bir daha Müge ve yeni doğmuş oğlum Efe’yi göremeyeceğimi sandım! O gün bu tip haberciliği bitirdim.

“40 tane sarı montum var!”

TV’ye geçiş nasıl oldu?

1990’ların başında, o günlerde büyük bir dönüşüm geçiren televizyon dünyasına adım attım, ilk olarak TRT’de, Uğur Dündar’ın genel yönetmenliğinde gerçekleştirilen ‘Hodri Meydan’ adlı haberaraştırma programında özel haber muhabiri olarak çalıştım.

İki başarılı yılın ardından da Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star’a transfer oldum.

Sonra?

Özel röportajlarım büyük ses getirdi.

Bir de ‘Ben Sadettin Teksoy’ diye başlayan ve biten anonslar bu muhabirliğim sırasında oluştu ve yeteneğim fark edilince ‘Teksoy Görevde’ye karar verdik.

Ve efsane geliyor! Yıl 90’lar!

‘Teksoy Görevde’ Türkiye’de uzun yıllar boyunca cuma akşamları prime-time kuşağının rakipsiz televizyon programları arasında yer aldı.

90’larda efsane oldu, haklısın.

Niye o kadar tuttu program?

Her insanla kolaylıkla duygusal bağlantı kurulmasını sağlayan tane tane, basit, ancak gramatik açıdan doğru bir cümle örgüsü kullanma!

Sloganik cümleler, hep sarı mont ve blue jean giymemin de etkisi büyüktür.

Her denilene, gördüğümüze inandığımız yıllar!

Herkesin değil, benim yaptıklarım olay oluyordu, inanılıyordu. Çünkü ben de işlerimi inanarak yaptım. TV’de 45 saniye kuralı vardır.

Yaptığım haberler 4-5 dakika arasındaydı, her biri de patlıyordu, araya da reklam alıyorlardı.

Bir kere bile ‘yalan haber’ yüzünden mahkemelik olmadım!

Röportajın devamı için tıklayın:

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com