ECE VAHAPOĞLU: “BAZI OYUNCULUKLARI GÖRDÜĞÜMDE VAH VAH DİYORUM!”

Okan Bayülgen ile yaşadığı ‘yabancı dil krizi’ ile dikkat çeken Ece Vahapoğlu, yazarımız Şadan Kaba’nın sorularını yanıtladı.

Ece Vahapoğlu’nu daha çok konuk olduğu TV programlarından tanıyoruz. Özellikle, Disko Kralı’nda Okan Bayülgen’le yaşadığı “yabancı dil krizi” onun kamuoyundaki popülerliğini daha da pekiştirmişti.

Son olarak da Show TV’nin “fenomen” programı “Yemekteyiz Ünlüler”de yarışmacı olarak karşımıza çıkan Vahapoğlu, tam “on parmağında on marifet” kategorisindeki kişiliklerden…Üzerinden yaklaşık bir yıl geçen o “malum” yabancı dil krizinden sonra Ece Vahapoğlu ile TV programlarını, yerli dizileri; kısaca TV’yi konuştuk.

 

MEDYABEY: Evde olduğunuz zamanlarda TV’ye ne kadar vakit ayırıyorsunuz?

E.VAHAPOĞLU: Pek TV izlememekle birlikte bazı talk şovları ve tartışma programlarını izliyorum. Bir de sadece izlediğim bir dizi var. Yoksa DVD izlemeyi tercih ediyorum.

MEDYABEY: İzlediğiniz o dizi hangisi?

E.VAHAPOĞLU: Muhteşem Yüzyıl. Dizi olarak bir tek onu izliyorum ve ilk defa bir dizi izlediğim için kendime de şaşırıyorum aslında.

MEDYABEY: Muhteşem Yüzyıl’ı neden izliyorsunuz, neden ilginizi çekti?

E.VAHAPOĞLU: Bir kere konusunun tarih olması dikkatimi çekti. Sonuçta, yaşanmış ve büyük bir ismin hayat hikayesinden, büyük bir aşktan yola çıkılıyor. Dünyaca ünlü bir isimden, Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem’le yaşadığı aşk ilgimi çekiyor.

MEDYABEY: Hürrem’in dizide fazla öne çıktığına dair yorumlar yapıldı. Siz, Muhteşem Yüzyıl’da Kanuni ve Hürrem arasındaki dengenin iyi kurulduğuna inanıyor musunuz?

E.VAHAPOĞLU: Bence Kanuni daha ön planda. Birkaç bölümde Hürrem ön plandaydı ama dizi şu an dengede sürüyor.

MEDYABEY: Bilgisayarın başında mı yoksa TV’nin karşısında mı daha çok vakit geçiriyorsunuz?

E.VAHAPOĞLU: Bilgisayarda epey vakit geçiririm.

MEDYABEY: Bilgisayar derken daha çok Twitter’da mı?

E.VAHAPOĞLU: Yok. Benim üç ayrı mail adresim var. Kişisel web sitem; Facebook hayran sayfam var. Tabii, Twitter da var. Hazırladığım projelerim var. Bunların dışında bir de kitap yazıyorum. Araştırıyorum. Hayatım çoğu zaman bilgisayar başında geçiyor.

MEDYABEY: Yerli dizilerden beğendiğiniz oyuncular kimler?

E.VAHAPOĞLU: Halit Ergenç’i başarılı buluyorum. Her rolün üstesinden geliyor; onu tiyatro yaptığı dönemden tanıdığım için altyapısının sağlam olduğunu net bir şekilde görüyorum. Haluk Bilginer’in de oyunculuğunu çok beğeniyorum. Aynı şekilde yeni dönemden Yiğit Özşener’i de başarılı buluyorum. Kadınlardan da Demet Akbağ, Binnur Kaya ve Vahide Gördüm’ü söyleyebilirim.

MEDYABEY: Bundan sonra kariyer planlamanızda TV yer alacak mı? Alacaksa bu ne tip programlar için söz konusu olabilir?

E.VAHAPOĞLU: Senelerdir medya sektöründeyim. Çeşitli kanallarda programlar hazırlayıp sundum. Bir ekran yüzü olarak TV’de yer almaya devam edeceğim. Takip ediliyorum; insanlar beni ekranda gördüklerinde izliyorlar. Ayrıca projelerim oldukça programlara konuk olarak da çok çağırılırım. Dolayısıyla, bir şekilde TV’de olacağım. Ama prompter cihazından direkt okumayı sevmiyorum. Gazeteciyim; konuk almayı, soru sormayı, sohbet etmeyi seviyorum. Haber kanallarında kariyerime başlayıp ulusal kanallarda programlarla devam ettim. Şimdi de görüştüğüm bazı haber kanalları var.
Yine de her gün ekranda olmayı tercih etmem; etmedim de. Farklı alanlarla uğraştığım için, aynı zamanda hayatıma da zaman ayırmak istediğim için az ve öz programda bulunmak isterim.

MEDYABEY: Disko Kralı’nda Okan Bayülgen’le yaşadığınız bir yabancı dil krizi oldu. Bu olay medyada çok geniş yer aldı. Programdan sonra ‘keşke bu programa hiç katılmasaydım’ dediğiniz veya ‘Okan Bayülgen’in beni sınava tabi tutmasına izin vermemeliydim’ dediğiniz oldu mu?

E.VAHAPOĞLU: ‘O programa katılmasaydım’ demedim. Ama o saçma sapan beş dakikalık olay olmasaydı tabii iyi olurdu. Çünkü uykusuz ve yorgun çıktığım bir programdı. Yorgun bir şekilde canlı yayına çıkmak benim hatamdı. Kaldı ki bu şaşkınlıkla “çevirmiyorum” da diyebilirdim. Demedim ama her işte bir hayır vardır. Yıllardır üniversitelere söyleşilere giderim; artık gençlerle birlikte espri yapıp gülüyoruz. Tam bir yıl sonra yeniden Okan’ın programına tekrar davet edildim. O programda Okan canlı yayında benden üç kere özür diledi. Kültür Bakanlığı onaylı, İngilizce sunduğum İstanbul tanıtım filmini de gösterdi. Ama bu ‘iyi haber’ diğeri kadar konuşulmadı.

Bu olayın kariyerimi olumsuz etkilediği bir durum yok. Bilakis o olayın olduğu hafta İtalya’ya THY’nin yabancı dilde sunuculuğunu yapmaya gittim. Pek çok önemli etkinlikte yabancı dilde sunuculuk yapmaya devam ediyorum.

Sadece, keşke o hafta yapılan haksız eleştirilere o kadar üzülmeseydim. Fazla ciddiye almışım.

MEDYABEY:En son içinde olduğunuz proje ‘Yemekteyiz’di. Bize biraz Yemekteyiz’i anlatır mısınız, neler yaşadınız orada?

E.VAHAPOĞLU: Aslında Show TV’de Gani Müjde ve üç kadın olarak bir TV programına başlıyorduk. Gani Müjde’den kaynaklanan bir sebepten dolayı proje askıya alındığı sıralarda kanaldan ‘Yemekteyiz Ünlüler’ özel bölümüne katılmamı istediler. Önce ‘benim orada ne işim var?’ dedim. Gazeteci-Yazar Ece Vahapoğlu kimliğimle orada olmam istendi. Beni ikna ettiler. Sonunda başladım.

ece-vahapoglu-1

Yemekteyiz’de ünlü ama tanımadığım insanlarla tanışmış oldum. Çok eğlenceli, ama bir o kadar da yorucuydu. Yemek yaptığım gün, sabahtan akşama kadar sürdü. Alış-veriş ve yemeği kamera karşısında yapmak çok yorucu oldu. O bir haftaya neredeyse dayanamadım ve iyi ki dizi oyuncusu değilim diye düşündüm.

MEDYABEY: Peki, program sırasında ve sonrasında ne gibi tepkiler aldınız? Sizi ‘neden katıldın’ diye eleştirenler oldu mu?

E.VAHAPOĞLU: ‘Orada ne işin vardı?’ diye düşünenlerin hepsi programı izledikten sonra beni çok sempatik buldu. Çünkü kendimle çok dalga geçtim o programda. Sadece yemek kursuna gitmişliğim var; yemek pişirme tecrübem o kadar yok. Sadece dünyanın her yerindeki iyi mekanları ve iyi yemekleri bilirim. O dönem yurtdışında bile Türkler benimle fotoğraf çektirdi. Sonuçta sokakta durdurulup fotoğraf çektirilecek kadar ünlü biri değilim. Fakat Yemekteyiz’den sonra pek çok insan imza alıp fotoğraf çektirmeye başladı. Ben bu ilginin neyle ilgili olduğunu anlamaya çalışırken ‘Sizi Yemekteyiz’de seyrettik’ diyorlardı. Hatta bir gün Nişantaşı’da bir çift bana ‘Tebrik ederiz’ dedi. Ben de bu tebrik acaba hangi ödül, hangi başarı veya kitap için diye düşünürken, bu tebriğin Yemekteyiz’e katılımımdan dolayı olduğunu öğrenince o çifte döndüm ve gülümseyerek ‘ama sonuncu oldum’ dedim.

MEDYABEY: Seyircimizin yerli dizilere olan düşkünlüğünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

E.VAHAPOĞLU: Bu ilgiyi Türk halkının duygusal yapısına ve kaderci anlayışına bağlıyorum. Diziler fazla dramatik ve duygusal olduğu için takip ediliyor. Ayrıca Anadolu’da büyükşehir yüzü görmeyen insanlar, ekran aracılığıyla renkli yaşamları seyredebiliyorlar. Açıkçası dizilerin sayısını fazla buluyorum. Dizi yerine haber programları, kültür-sanat programları, tartışma programları ve belgeseller izlense daha iyi olur. Bazı kanallar sadece dizi kanalı olma yolunda gidiyor. Bu durumu kültür düzeyimiz açısından çok doğru bulmuyorum.

MEDYABEY: Yerli dizilerimizin kalitesinin giderek arttığı söyleniyor. Başka ülkelerdeki gösterilmelerinin bu durumun sonucu olduğu dile getiriliyor. Siz de bu fikre katılıyor musunuz?

E.VAHAPOĞLU: Senaryo, ışık, dekor v.s tabii ki önemli detaylar… Teknik ve görsel açıdan durum gayet iyi. Ama oyunculuk açısından bazen ‘komik’ diye tanımlayabileceğim oyunculuklara rastlıyorum. Sadece popüler olduğu için ya da manken, şarkıcı diye dizilerde oynayanlar var. Kimisi hakikaten başarılı oluyor. Ama kimi dizilerde, özellikle yabancı dizilerdeki oyunculuklarla karşılaştırdığımızda, gerçekten gülüyorum ve vah vah diyorum.

MEDYABEY: TV’de gördüğünüzde tahammül edemediğiniz programlar var mı?

E.VAHAPOĞLU: Böyle şarkılı türkülü, seyircilerin ellerine renkli mendillerin tutuşturulduğu görüntüler hoşuma gitmiyor. Ayrıca evlilik programları kesinlikle toplumun ahlak yapısına uymuyor. Bu programlara çıkan insanlara inanamıyorum. Evlenmeye, birine varmaya o kadar mı meraklıymışız diye hayretle düşünüyorum.

MEDYABEY: Dışarıda olduğunuzda bir programı izlemek için ‘mutlaka eve gitmeliyim’ dediğiniz olur mu?

E.VAHAPOĞLU: Sadece Muhteşem Yüzyıl dizisi için her çarşamba kızlarla birimizin evinde toplanıyoruz. Onun dışında eve gidip izlemeliyim dediğim bir program maalesef yok. Zaten TV’yi ancak evdeysem ve boş vaktim varsa izliyorum.

MEDYABEY:Hiç şu projenin içinde ben de olmalıydım diye düşündüğünüz bir program oldu mu?

E.VAHAPOĞLU: Habertürk’te bir ara hafta içi Saba Tümer’inki gibi her gece Hülya Avşar, İclal Aydın, Özge Uzun gibi isimlerin sundukları programlar başlamıştı. O tarz bir late-night show’da konuklarla sohbet edebileceğim canlı bir programda olmak isterim. NTV’de Müjde Ar’lı ‘Haydi Gel Bizimle Ol’ programında da olabilirdim. Genelde Güneri Cıvaoğlu’nun Şeffaf Oda’sı gibi reyting kaygısı çok olmayan prestij programları sunmuştum. Gündemi yorumlayabileceğim ve konuk alabileceğim formatlarda daha verimli ve huzurlu olurum.

MEDYABEY: Diyelim ki Acun Ilıcalı Yok Böyle Dans’ın ikincisini çekiyor ve size de ‘yarışmacı olur musun’ dedi. Cevabınız ne olur?

E.VAHAPOĞLU: Takipçilerimden ve okuyucularımdan Yok Böyle Dans’ta olsaydınız diye yorumlar aldım. Ama ben çok gerekli görmedim. Böyle bir teklif alsam cevabımdan çok emin olamıyorum. Çünkü hem o yarışma çok vakit alan bir program; diğer yaptığım işlerden ödün vermem gerekebilir. O programa katılanları tebrik ediyorum; her gün çalışıp özveriyle devam ettirdikleri için. Ben daha çok bilgimi, kafamın içindekileri konuşturabileceğim programları tercih ederim.

MEDYABEY: Bundan sonraki hedeflerinizden bahseder misiniz?

E.VAHAPOĞLU: Medya devam edecek gibi görünüyor. Ruhumu en iyi besleyen işime, kitap yazmaya devam edeceğim. ‘Öteki’ adlı romanım şu an farklı dillere çevriliyor. Bu yaz itibarıyla farklı ülkelerde yayınlanacak. Bu benim için çok gurur verici bir olay. Bu anlamda “hayallerimi yaşıyorum” diyebilirim. Roman yazmaya ve bunu dünya çapında yapmayı hedefliyorum. Ayrıca bir gazetede yeniden köşe yazmayı istiyorum; okuyucularım beni bırakmıyor. Yine gazeteci-yazar kimliğimle TV projelerinde yer alırım.

MEDYABEY: Bu arada bir radyo programına başladığınızı biliyoruz.

E.VAHAPOĞLU:Evet, çok taze. Gazetecilerin buluştuğu haberin radyosu 91.6’da “Ece’nin Konukları” adlı, bir saat süren, her pazartesi yayınlanan bir programa başladım. Ekranı özlediğimi radyodaki programımdan anlıyorum. Birileriyle konuşup sesini duyurmak keyifli. Radyonun bir avantajı; saç ve makyaj yaptırmanıza gerek yok.

MEDYABEY: Yakında bir projede sizi görebilecek miyiz?

E.VAHAPOĞLU:Sosyal sorumluluk adına zaman zaman anlamlı projelerde gönüllü yer alıyorum. TV açısından sürprizlere hazır olun diyebilirim; çünkü henüz görüşmeler sürüyor.

( Bu röportaj 8 Nisan 2011 Tarihinde Medyabey’de yayınlanmıştır.)

MEDYABEY/ÖZEL

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com