Dünya basını Türkiye’yi manşete nasıl taşıdı? 5 Eylül Dünya basın özetleri

Türkiye’de yaşanan sınır ötesi gelişmeler dünya basınında geniş yer bulmaya devam ediyor. İngiliz basını Türkiye’nin sınır ötesi harekatını ve DEAŞ’I Suriye sınırından temizlemesi konusunu manşetlerine bakın nasıl taşıdı?

Türkiye’nin sınır ötesi harekatını Times gazetesi 1. sayfadan vererek; sınırın süpürülmesinin DEAŞ’a katılmak isteyen yabancı savaşçıların da rotasını tıkayacağını belirtti. Times, Türkiye sınırıyla bağlantısının kesilmesinin DEAŞ için çok büyük bir stratejik ve sembolik darbe olduğunu ifade ederek “500’den fazlası İngiliz olmak üzere, en az 86 ülkeden 27 bin kişi DEAŞ’a katıldı. Bunların birçoğu turist vizesiyle Türkiye’ye giderek sınırdan Kaçak olarak Suriye’ye girdi. DEAŞ diğer ihtiyaçlarının ikmali için de bu rotayı kullanıyordu. Avrupa’da terör saldırısı düzenleyecek DEAŞ’liler de bu rota üzerinden gönderildi.” yorumlarına yer verdi.

Aynı şekilde Independent gazetesi de ilgili haberi “DEAŞ Türkiye üzerinden geçen ikmal hattını kaybetti” İngiliz kamuoyuna duyurdu.

The Guardian, G20 zirvesinde ABD ile Rusya’nın Suriye’de IŞİD’e karşı ortak mücadelede bir anlaşmaya varmasının beklendiğini ancak umutların boşa çıktığını yazarken, ortak basın toplantısının son anda iptal edildiğini ve “ABD’li yetkililerin, anlaşmaya vardıklarını düşündükleri bazı konularda Rusya’nın geri adım attığını söylediğini” belirtiyor.

Alman basınında da Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkileri düzeltme yolunda atılan adımlar gazetelerde yer aldı. Deutsche Welle Türkçe’de yer alan habere göre;

Süddeutsche Zeitung gazetesi Alman meclisinin 1915 Ermeni olaylarıyla ilgili kararının ardından gerilen Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkileri konu alan yorumunda şu satırlara yer vermiş:
“Sembol niteliğindeki diplomatik jestleri basit birkaç cümle ile açıklamak her zaman mümkün olmaz. Devletler arasındaki ilişkilerin bir dizi kodu vardır. Büyükelçiler atanır, büyükelçiler geri çağrılır, müzakereciler bildirilerdeki kelimeler için kılı kırk yarar, Çin’de bile Almanya Başbakanı’nın Türkiye Cumhurbaşkanı’nı mı, yoksa Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Almanya Başbakanı’nı mı ziyaret ettiği önem kazanır. Formaliteden ibaret olan bu gibi güç gösterilerini aşabilen, iyi bir politikacı sayılır. Kazanan ve kaybedenler üretilir ama önemli olan uzun vadede kazanılacak başarıdır. Türkiye ilişkilerde başarı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın örneğin NATO’lu müttefiklerine davranışında kurallara uyduğu zaman kazanılır. Daha büyük başarı ise Erdoğan içteki karşıtlarına davranırken hukuk devleti standartlarına uyduğu zaman elde edilir.”

Neue Osnabrücker Zeitung gazetesi, Almanya hükümetinin meclisin Ermeni kararını yorumlayış şeklini ele aldığı yorumunda mülteci krizinin Türkiye’ye koz kazandırdığını dile getiriyor:
“Başbakan Merkel, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünde diz çöktükten iki gün sonra Ankara’dan olumlu haberler geldiğini açıkladı. Alman milletvekilleri IŞİD ile mücadele kapsamında uluslararası koalisyona stratejik destek amacıyla İncirlik üssünde görev yapan Alman askerlerini ziyaret edebilecek. Bu iyi bir haber. Alman silahlı kuvvetleri ‘parlamentonun’ ordusu olduğu için parlamenterler gönderdikleri askerlerin hangi şartlar altında görev yaptıklarını kontrol etmek zorunda. Ancak bu iznin çıkmasında rol oynayan şartlar keyif kaçırtıcı. Bundan sonra kim bilir neler olacak? Kesin olan, Almanya ve Avrupa Birliği’nin Türkiye ile mülteci mutabakatına varmakla şantaja açık hale geldiğidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan bundan adamakıllı yararlanıyor ve Batılı politikacılar önünde küçüldükçe o daha fazla güç kazanıyor.”
Hafta sonunda Almanya’nın kuzeydoğusundaki Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde yapılan parlamentosu seçimlerinden kazançlı çıkan tek parti Almanya İçin Alternatif (AfD) oldu. Sosyal Demokrat Parti (SPD) oy kaybetmesine rağmen yine birinci parti olurken, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) AfD’nin de gerisine düştü. Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi seçim sonuçlarına şu yorumu ayırmış:
“Seçim sonucu SPD ve Genel Başkanı Sigmar Gabriel açısından iyi mi oldu, yoksa kötü mü? SPD’nin korktuğu başına gelmedi ve yüzde 30’ların altında kaldığı birleşmenin ilk yıllarındakine benzer bir bozguna uğramadı. Sosyal Demokratlar yeniden hükümeti kuracak olmalarını, Rheinland Pfalz eyaletinde olduğu gibi başbakan adaylarının eyaletteki en sevilen politikacı olmasına borçlular. Eyalet Başbakanı Sellering olmasaydı SPD seçmeni sandık başına gitmez ya da başka partilere oy verirdi. Parti değiştiren çoğu SPD seçmeni oyunu AfD’ye verirdi, demek abartılı olmaz. Çünkü yerleşik partiler ne kadar sakındılarsa da seçim kampanyasına yine mülteci politikası yön verdi.”

Flensburger Tageblatt gazetesinin Doğu Almanya’daki eyalet parlamentosu seçimini konu alan yorumu ise özetle şöyle: “Yerleşik partiler açısından en büyük tehlike ‘aynen devam’ politikası olurdu. Bu bakımdan AfD’nin seçim başarısı belki yararlı da olur. AfD’yi seçenler bile partilerinin mevcut problemlere çare bulamayacağının bilincinde. Yine de seçim sonucu önemli bir uyarı sayılmalıdır. Seçmen sadece hayal kırıklığına uğramışlığın ve endişeye kapılmışlığın mesajını verdi. Ancak seçmenden önceden düşünmesi de beklenebilmelidir. Bunun seçmenin başına kâhya kesilmekle değil, toplumdan gerekli olanı istemekle ilgisi vardır. Mülteci konusunun geniş çapta açıklığa kavuşmuş olması da bu gerçeğin bir parçasıdır.”

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com