Dizilerden nasıl anlam çıkarmalı?

Ben, 2000 yılından bu yana kişisel gelişim sektöründe araştırmacı, yayıncı ve eğitmenim. Konum: Farkındalık. Seminer, eğitim ve özel seanslarla danışmanlıklar yapıyorum. Her şey şu hayattaki farkındalığımızı geliştirmek için. En baştan kendimi tanıtayım ki, ahkam kesmemin sebebi anlaşılsın dedim. Bu konulara girmeden önce farkında olmadan seyrederken dizileri, filmleri 2000 hatta 2004’ten beri çok farkında seyretmeye başladım ve bakın neleri farkettim?

Bazı filmler çalışma alanım oldu. Özellikle de Türk filmleri. Bilmem kaç bin kere seyretmişimdir. İlla ki çoğumuz da seyretmiştir. Ben rast gelirsem mutlaka yeniden seyrederim. Bu artistlere olan sempatimden midir; şimdinin önemini bilsem de geçmişe özlemimden midir bilmem ama duygulanmak, özellikle de ağlamak için birebirdir. O filmlerde sevgi sanki daha dokunaklı a bana göre. Türkan Şoray Anadolu kadınıdır mesela; aşkla evlenir, mutlu geçen kısa bir zamandan sonra dramlar başlar, kocası ölür, ya da iftiraya uğrar… Ama o namusunu korumak için zorlu hayat şartlarına ek bir de kadın olmanın yükünü taşır. Öyle bir duruşu vardır ki; her daim gururlu, daima güzel ve güçlüdür. Oysa ki; hep içine atar, kendi kendine ağlar, sonra yaşlanır, gerçek anlaşılır ve ölür…

Duygu dizimi akışı birbirine yakın da olsa günümüz dizi/filmlerinde de bir duyguyu arıyorum.
Bu ara Güllerin Savaşı’na takıldım, oyuncular çok doğal ama anlamadığım şudur ki; Gülfem gibi güçlü bir kadın karakterin aşık olduğu zaman ne kadar güçsüzleşmesi. Kadıncağız tüm işini gücünü bıraktı, müştemilatta yaşayan bahçıvanın kızı gariban Gülru’nun mutluluğuna taktı! Entrika, entrikalar üstüne.

Hayatı anlamak için senaryo okuluna gittim. Ve de ne doğru yapmışım. Diziler ve filmler dualiteyi (ikiliği) anlatıyor. Zengin- fakir, güzel- çirkin, iyi- kötü, ince-kalın… gibi. Olmazsa olmaz masum ve kötü, entrikacı karakterler yaratılıyor. Her karakter rolünü başarıyla oynamaya başlıyor. Kötü, entrikacı karakterin de izlediği bir doğrusu var; güttüğü bir ideali, hayalleri. İyi bir insan o. O da sevilmek, taktir edilmek, onaylanmak istiyor. Tüm çevresini, şehri, ülkeyi, dünyayı ele geçirmek. Gücü istiyor. İçindeki gücü görmek ve göstermek. Buna nasıl kızabilirsin ki? Adam ya da kadın farketmez, içindeki liderin ifadesidir yaptıkları. Bu bir özelliktir doğuştan getirdiği. Yaşamda da değerlendirilmesi gerekir. Bu hayata bunun için doğmuştur, onun için de illa ki yapacaktır; elinden gelenleri!
Kişisel gelişim konularına girmeden önce hayatımda, iyiler kötüler vardı benim de. Gece ve gündüz gibi doğal olduğunu bir türlü kabul edemediğim. Tabii ki hep iyileri istedim hayatımda herkes gibi. Dizi ya da filmlerde sevdiğim sevmediğim karakterler oldu. Şimdi seyir farkındalığıma bakınca değişim dönüşümüm hoşuma gidiyor. Çünkü kişisel gelişimde bizim insanlara aktarmaya, hatırlatmaya çalıştığımız bu; bütünsel bakış. Bu yüzden 2000 yılından beri 3. Göz adında bir dergi çıkartıyoruz. Derginin içeriği de bu; beden, zihin, ruh bütünlüğünde yaşama bakmak. Kendi bütünlüğünde enerjini ifade etmek. Ve birlikte sinerji yaratmak.

“Öğrenci hazır olduğunda öğretmen gelir” diye bir söz var. Çok hoşuma gider. 2001 yılında bir eğitime katıldım. Güney Afrika’dan gelmişti eğitmenimiz. Tanışma sırasında sordu; ”Bu eğitime neden katılmak istedin?”… Bu yaşam beni çok yormuştu. “Dualitenin dışına (ikilikler) çıkmak istiyorum” dedim. O da; “Bu mümkün değil, çünkü bu Dünya dualite dünyası, bu dünyada olmanın anlamı bu, çıkamazsın!” dedi. Daha eğitim başlamadan ben alacağımı almıştım. Çok rahatladım ve sürecin tadını çıkarttım.
Bu sözün ardından; “Öğretmen en çok öğrenmek istediği şeyi öğretir” sözü geldi ve hayatım mekanizmayı anlamak ve anlatmakla geçti. Geçmekte de hala.

Dedim ya; filmler çalışma alanımdır. Anlamlı replik yakalamaca oyunu oynamayı çok severim. Kucağımda bilgisayar hem seyrederim hem de yakaladım mı sosyal medya da duyguları işlerim. İsteyen katılır. Sıkıntı içinde debelenen karakterlere danışmanlık yapmak isterim seyrederken. Bir terapilik işleri vardır bana göre. Bir hipnoz tekniği mesela, derin nefes al, tut, ver… git çocukluğuna… gir o düğüm olan anına; yüzleş bir daha, ifade et duygunu, gerçekliği değiştir, bitti-gitti!

Sevgili,
Tanıştık mı şimdi?
Siz dergimizi incelerken ben, ikinci yazımı hazırlamaya başlıyorum. Konumuz; dizilerle farkındalık çalışmasına giriş. Bu iletişim ortamında ‘dizi ya da film seyrederken meditasyon nasıl yapılır?’ bunu aktaracağım size. Eee, o kadar kıymetli ve uzun zaman geçiriyoruz ekran karşısında, o havalanan duyguları hayatımızda nasıl kullanacağımızı bilelim, öyle değil mi?
İçimdeki Öz, içinizdeki Öz’ü selamlar, sağlıcakla kalın.

GÜLER PINARBAŞI/MEDYABEY
www.3gozdergisi.com

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com