DİZİ SEKTÖRÜ MERYEM UZERLİ’YE MİNNETTAR KALACAK!

Meryem Uzerli’nin bir anda ülkeyi terk etmesi haberi gündeme bomba gibi oturdu.

Meryem kapris yapıyor…

Meryem parasını artırmak istiyor…

Bir kanal zarara sokulur mu?..

En az onun kadar star olacak karakterler var?..

Seyirciye yapılacak iş mi?..

Ve daha pek çok yorum.

Hatta hazırca aramadan Wilma Elles işareti yapanlar bile var. Nasıl bir alakaysa.

Tüm bunlar söylenirken kimse de çıkıp demiyor ki bu kızın tükenmişlik sendromunu biz de yaşıyoruz diye. Bir Saba Tümer iddiası atıldı ortaya o kadar.

Oysa ki ekrana baktığımızda o eski enerjiyi göremiyoruz oyuncuların yüzünde. Ruhları çekilmiş gibi. Sadece oyuncularında değil üstelik.

Buna gözümüzü kapatıyor ne yapıyoruz kolay olanı seçiyoruz “kendi ülkesinde adı bile olmayan kız şöhret kaprisi yapıyor” diyoruz. Çünkü sadece bu öğretildi bunu biliyorsunuz.

Meryem’i buraya getiren süreci alt alta toplayalım ve en son cümlelerine bakalım.

“Ben bu güzel ülkedeki oyuncuların hakları için mücadele veriyorum ve bu yüzden yanlış anlaşılmayı da, kendimi sevimsiz kılmayı da göze alıyorum; ama gerçeği söylemek, bazen tabii ki dirençle karşılaşır. Ama direnç olmazsa, değişim olmaz! “

Kız açık ve net bu eylemi gerçekleştireceğini söylemiş mi söylemiş. Ve tüm bu süreçte yukarda saydığım eleştirileri de göze almış. Kendimi sevimsiz kılmayı göze alıyorum demiş.

Ve eklemiş;

“En az kazanan oyuncudan daha kötü durumda veya daha iyi durumda olan insanlar her zaman bulunacaktır.”

Bu cümleyi söylerken de oyuncuların sıkıntılı durumuna dikkat çekerken yerinin doldurulmaz olmadığının da farkında.

Sonra devam etmiş;

“Benim şu andaki misyonum oyuncularla ilgilidir- zira ne öteki meslek gruplarındaki daha kötü durumda olanlara ilişkin, ne de bazı insanların iyi durumda olamamasına yataklık eden sisteme ilişkin Bir sorumluluğu, Ben maalesef yüklenmem.Ama kendi çalıştığım alanı daha insani ve daha hakkani olarak biçimlendirmeye ve orada bulunan insanların hakları için mücadele etmeye çaba göstermek istiyorum. İşte bunun için BEN sorumluluk yüklenebilirim. Her insana ve onun her geçmişine saygı gösteririm. İyiye inanırım. Ve kendi çevremde, adalet için yapılması gerekenlere arka çıkacağım ve bu konudaki hislerimi de açıklayacağım. Zira Ben Bir oyuncuyum. Zira Ben Bir insanım. Bir başkasından daha önemli değilim – daha önemsiz de değilim…”

Sözlerini doğru okuduğunuzda Meryem kendine bir misyon yüklenerek tüm her şeyi göze almış. Yapmak istediği şeyi açık ve net ortaya koymuş. Daha iyi koşullarda çalışmak için diyor isyanını ortaya koyuyor.

İşte kültürel fark budur. Meryem’in bu davranışını yapabilecek tek bir Star gösterebilir misiniz Türkiye’de hayır.

Üstelik onun bu davranışını insanca çalışma koşulları adına yaptığını anlamaktan bile uzağız.

meryem-uzerli3

Dizi sürelerinden şikâyet ediyoruz. Mangalda kül bırakmıyoruz. O halde ne duruyoruz? Kız yolunu açmış kanala zarar vermekten, yapımcıya zarar vermekten, eleştirilmekten korkmamış.

Tükeniyoruz, tüketiliyoruz demiş. Şimdi onun bu tavrına herkesin sahip çıkması gerekirken bildik Türkiye gerçeği ile aradaki kültüre ulaşmamışlara kalan ekran şövalyeleriyle kızı eleştiriyoruz.

Yapmayın ama paranın kölesi olmak hoşunuza gidiyor. İnsanca yaşamayı savunurken yaptığınız iki yüzlükle adım atmaktan uzakken kızın biri çıkıyor hepinize ders veriyor.

Diyor ki biz starlarla olacak olan bir iş bu biz elimizi taşın altına sokmazsak kanallarda yapımcılarda bizleri sömürmeye devam edecekler. Kalite düştükçe düşecek diyor.

Kaldı ki daha sıcak bir mahkeme var önümüzde emsal olan. Güneş Emir’in mahkemesi. Yapımcının oyuncuya açtığı bir dava. Şartları iyi olmadığı için ayrılan oyuncuya yapımcı ayrıldığı için dava açmıştı. Oyuncular Sendikası’nın da müdahil olduğu bu dava geçtiğimiz günlerde sonuçlanmış Focus Film haksız bulunmuştu.

Hadi bunu da anlamlandıramadınız. O zaman dizi tarihine bakalım.

30 reytinglerin alındığı döneme. Asmalıların, Zerdaların, Kınalı Karların kasıp kavurduğu döneme. İki ayrı kuşakta diziler yayınlanırken birden sektör uyanıyor. Dizilerin sonlarına doğru reytinglerin yükseldiğinin farkına varıyor. Ve beşer dakika beşer dakika derken 60 dakika’dan 120 dakikaya çıkıyor diziler.

Bu süreye mahkum edilen oyuncular, senaristler, yönetmenler, set emekçileri ve izleyiciler.

Tükene tükene buraya kadar geldiler.

Şimdi sektör ERROR verdi.

Ama ısrarla şikayetin önünde ve arkasında olanlar bu eyleme sahip çıkmak yerine tu kaka diyor.

Bilmiyorlar mıydı öyle çalışacaklarını gibi içi boş kelamlarla bu duruşun temelinden uzaklaştırıyorlar.

Farkında mıyız acaba “Bu Sette Çocuk Var” diyor Oyuncular Sendikası aynı koşullardan etkilenen çocuklara dikkat çekiyor.

Dünyada işler böyle yürümüyor. Farkındalar farkındalık yaratmaya çalışıyorlar.

Bazı şeyleri göze almazsanız, çözüm üretenlere, üretmeye çalışanlara kulak vermekten kaçarsanız emin olun yakında iş yapacağınız bir sektörde kalmaz.

Meryem Uzerli’yi bu yüzden takdir ediyorum. Ve onun bu adımına diğer oyuncularında katılmasını isterdim. Meslek odalarının sahip çıkmasını. Oyuncular Sendikası’nın ve diğerlerinin.

Hallerinden memnunlar ya da değiller sektörün gerileyiş döneminde olduğu bir zamanda ancak herkes elini taşın altına koyarsa değişim yaşanır.

Ama yok biz köle olmayı seviyoruz diyorsanız o zaman kalitesiz işlerden uzaklaşan seyircide siz kaliteye dönene kadar dönmeyecektir. Elinizde kalan seyircide reklam verenlerin işini gören para harcayan seyirci değil zaten.

Olayın birde Muhteşem Yüzyıl tarafından bakalım.

meryem-uzerli2

Muhteşem Yüzyıl’a Meryem dönmezse ne mi olur sadece Türkiye’de değil gösterildiği ülkelerde de prestij kaybeder. Hürrem yüzüne alışkın seyirci yeni geleni kabul eder mi? Peki Timur Savcı bunu göze alır mı? Alır mıydı? Her şey alt altta toplandığında bu işin bugüne geleceğinin ayak sesleri duyulurken tecrübeli bir yapımcı tüm riskleri bertaraf etmez miydi? Bu yüzden parasını artırmak için yaptığı şeklinde yapılan yorumlar hedef şaşırtmaktan başka da bir şey değil.

Ücretine istediği zam yapılır sorunda çözülürdü. Onun şartları iğleştirilirdi.

Demek ki geriye kalan tek şey olan insani koşullar ki setlerde ki insani olmayan koşulları hepimiz biliyoruz.

Dizi sürelerinin uzunluğunun sebep olduğu şartlar ki bu sadece oyuncuları değil sektörün her kesimini tüketiyor.

Şimdi bu insani şartların sağlanması için bir yol açıldı gözünüzü açmayı elinizi taşın altına koymayı mı tercih edenlerden olacaksınız yoksa yine hep konuşup icraata gelince kaçanlardan mı?

Bu yüzden Meryem Uzerli’yi alkışlıyorum. Keşke onun baktığı yerden onun sergilediği duruştan bizim starlarımızda da olsa.  Diliyorum ki bu duruşunun sonuna kadar arkasında dursun. O dururken herkes sahiplensin kalıcı çözümlerle sorunlar çözülsün.

 

OYA TEKİN / MEDYABEY

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

http://blog.milliyet.com.tr/osmanli-nin-sonu-hurrem-oldu–muhtesem-yuzyil-in-sonu-meryem-uzerli-olur-mu-/Blog/?BlogNo=416536

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com