DİLA HANIM KÜLLERİNDEN DOĞDU

Dila Hanım buradayım dedi…
Hasta bir kanalı yeniden alıp iyileştirmeye çalışmak kolay değildir. Ama yanlış ilaç tedavisi de ölüme götürür şüphesiz.

Show’unki de o hesap.

Ne yapmaya çalıştığını anlamaya zorlandığımız birçok ilke imza attı. Pek çok neden sıralandı. Mazeretler sıralandı. Mazeret üretmeye alışkın olan bir toplumuz senaryolarda da üzerimize yok.

Bu yüzden sıralananlar beni ilgilendirmiyor gerçekliği de. El yordamıyla iş yapanların mazereti bol olur.

Haberci olarak ilgilendirenleri atınca halk tarafında gördüğüm bölüme bakarım.

Yeni yıl sonrası onlar da Show ağabey ne yapıyorsun serzenişleriydi.

Saklıyorum diziyi turşusunu kuruyorum cevabını alamasak da gördüğümüz tablo buydu.

Sakladığı dizileri ne yapacak merakı had safhadayken tabii rakipler de boş durmadı gerçekleri bilseler de tersini yazmayı yeğlediler ya neyse.

Dila Hanım da bunlardan nasibini aldı. İki kez direkten döndü. Kanal yayınlama kararını yeniledi.

Kanal kararı alalı epey olsa da diziyi anca yayına verince izleyicisi olan biten içinde yüreği ağzında bekleyişte sonunda dizisine kavuştu.

dila_hanim-1

Sebebinden çok sonuç önemli bu saatten sonra.

Cuma günü kaldığı yerden devam etti böylece Dila Hanım.

Final kararı alınmış bir dizi final bölümü hazırlanmış yani noktayı koymuş. Gördük ki ikinci kez kalem isterse final üzerinden yeniden doğar.

Yani kalemlerimiz var bizim zekice hamleler yapabilecek üretime de sahipler. İsterlerse görüyoruz da.

Dila Hanım’da bunu iki kere gördük gönül isterdi ki en başından görelim.

Ama hikâye üretmek noktasında eksiğiz yani sıfır hikâyemiz yok; doğal olarak da sektörde sıkıntı yaşanıyor başka nedenlerle birlikte diye düşünüyorum.

Yurt dışında tuttu yapalım, film tuttu yapalım, kitabı tuttu yapalım. Yapalım tabii ama yorum katalım. Kalıpların içine sıkışmayalım.

Dila Hanım örneğin, görücüye çıkarken içinde barındırdığı yüzlerce güzel materyale rağmen kolaycılığa kaçan senaristlerin hatalarını düzeltmeye çalışan yeni yazıcılarla ayakta durmaya çalıştı. Her gelen bir iz bıraktı. Ama Dila Hanım mazeret üretmeden başlangıç hatalarını tamir ederek yoluna devam etti.

Bunlar bazen oldu, çokça eğreti durdu. Ama Dila severler hep arkasında durdu. Benim önemsediğim bir işti başlangıcında çünkü günümüz evriminde feodalizmin yerini sorgulayıp filmin büyüsünü de kendi yorumuyla sunar umudum vardı. Olmadı beklentimin kıyısından geçmedi.

Fakat zamanla geçirdiği evrimlerle başka bir iş çıkardı ortaya. Filmi düşünmeden bakınca keyif alabileceğiniz, cuma akşamları oyuncu izlemek istiyorum diyebileceğiniz, Çukurova’da yolculuk yapabileceğiniz bir iş. Yani Dila Hanım’ı izlemek için sebep çok size uyan hangisiyse ona dayanarak izlersiniz. Ki izlendiğini de gösteriyor bazı inanmayanlar olsa da.

Cuma akşamı da uzun bir aradan sonra Dila Hanım tam kadro iş başındaydı. Dila Hanım’ın bir araba kazasıyla biten bölümünün ardından kaldıkları yerden izledik.

Araba kazası sahnesi önemsediğim bir sahneydi.

Neden mi?

dila-hanim-2

Beyaz Gelincik izleyicisi hatırlarlar mutlaka. Yine Erkan Petekkaya’nın başrol olduğu dizi sona iki kala asıl kız kaza yapar frenlerle oynanır. Ceren ( Sezin Akbaşoğulları ) ağır yaralı hastaneye kaldırılır. Komaya girer.

Burada da sona iki kala yine Erkan Petekkaya başrol, sevdiği kadın kaza yapar ve komada Dila Hanım.

Ne kadar benzer olacak merakındaydım ama şüphe duymuyordum sonuçtan.

Ve öyle de oldu. Yönetmen yorumunu katmış. Senarist kalemini oynatmış. Oyuncu da oynamış.

Çünkü sahne benzerliğinin tek karesi dahi aynı duyguları uyandırmadı. Nihat Durak başarısıdır bu da.

Hani sürekli esinlenebilir ayağı çekilir ya esinlenmekle yorum katmak birbirinden nasıl ayrılıyor oturup bu sahneye baksınlar Türk izleyicisinin zekâsını da küçümsemesinler.

Ha yok Türk televizyon izleyicisi için yapmıyoruz diyorlarsa da bilelim izlemeyelim.

Ayrıca yönetmen ve senarist farklı da olsa oyuncu aynı kişi. Yani tehlike daha fazla. Oradaki adamı görmüyor buradaki adamı görüyorsanız bu oyuncunun doğru verdiği yansımadır. Kısacası Erkan Petekkaya farkıdır.

Beyaz Gelincik’te tamamen kaybetme korkusu, bitik bir adam ve pişmanlık yüklü. Tesadüf bu ya yine Ağa. Acının içinde pişmanlık, söyleyemediklerinin ve söylediklerinin altında ezilme, korku, çırpınış ve yitiklik duygularıyla ezilen, âşık olduğu kadının elinden kaybolup gidişini seyreden bir adam var. Ağalığını bir kenara bırakıp sadece seven adamın yansımasını veren bir oyuncu.

Dila Hanım’da da ağa. Rıza Ağa ve aynı sahne sonunda yine bir kaybediş var. Sağlam durmakla acıyı yaşamak arasındaki ince çizgideki duygular. İki Adanalı Ağa yine bir tesadüf. Ancak buradaki ağanın sorumlulukları omzunda sadece Rıza değil. İki karakterin birbiriyle karıştırılması o kadar müsaitken sizi sıyırıp atıyorsa buna oyunculuk denir.

Bazı oyuncuları beğenmenin nedeni olmaz inanmak yeter Erkan Petekkaya o oyunculardandır.

Nasıl hatırladınız sahneyi dediğinizi duyar gibiyim söyleyeyim Beyaz Gelincik dizisini mutlaka izle dediler engellilerle alakalı çalışmalar yaptığımı yakın takip edenler bilir zaten. Orda kullanılan bir karakterin işlenişi sebebiyle izledim. Bir de Beyaz Gelincik dizisini severek izleyenlerin met etmesi eklenince enteresan tesadüf yakın zamanda diziyi izlemiş bulundum topluca. İyi ki de izlemişim tam da esinlenmek, başka karakterin içine hapis olmak, kopyala yapıştır nedir meselelerinin tartışıldığı ve Türk izleyicisinin zekâsının küçümsendiği bir zamana denk gelince iyi bir örnek sunayım istedim.

Yani Türk izleyicisi izlediğinde ne gördüğünü iyi biliyor çünkü profesyonelleşti. Kopyala yapıştır ile yorumsal farkı çok iyi anlıyor.

Bu yüzden Dila Hanım bu sahneyi bilerek mi kullandı tesadüf mü bilemem ama yönetmenin yorumu bana Beyaz Gelincik sahnesini almış kullanmış dedirtmedi.

Erkan Petekkaya’nın da kattıklarıyla ve farkıyla Rıza izledim Ömer değil. Ki Erkan Petekkaya severler anında “a biz izlemiştik” diye şak sahneyi sunarlardı hele Beyaz Gelincik severler hala diziyi överlerken kaçırmazlardı bu ayrıntıyı.

Ama pardon size göre dizi severler kadınlar onların da akılları çalışmaz değil mi? Ne hikmetse dizi seven kadınlar, her şeyden haberdar olansa kocalar.

Cinsiyet ayrımının bolca yapıldığı, zekânın küçümsendiği bir haftaydı malum, beğenmedik deme özgürlüğünü kullanan izleyiciye Rusya’dan selamlar çakılmışken yaramaz kalemim rahat durmadı ne yapayım.

Şimdilik bu kadar yaramazlık yetsin malzemesi bol olan selama döndüğümüzde yazarız elbet yine.

Dila’ya dönersek yeniden rüyalardan dünyaya ulaşan sahnelerin de yansıması farklıydı.

Gözümüzün bir yerden ısırdığı ama Dila Hanım’da farklı yorumlanmış hali. Dila komada, rüyanın sahibi. Rıza ile çocuklar hayal. Dila’nın hayali.

Net olan görüntü Dila. Silik ve buğulu olan görüntü Rıza ve çocuklar. Rüya sahibinin net olmasını da siz yorumlayın.

Komadasın hayallerin dökülür sahneye ya da yaşanmışlıkların. Pek çok dizide izlediklerimizden farklı olan sadece yorum. Teknik kısımda ki emeğin yansıması.

Kimin işi nerde başlar nerde biter bilemem bilmek zorunda da değil izleyen o uzmanların işi.

Kısaca kopyala yapıştır ruhuyla kendi yorumumu kattım farkını izleyici piştiliyor. Hani bu sahne diğer dizide reyting aldı kullanalım tıpa tıp diyenler ve kullananlar sonrada izleyici memnuniyetsizliğine yakalananlar kalemim burada da rahat durmadı hay aksi.

Ve tabi Azer’in vicdan muhasebesi. Oyunculuğu hakkında yazmama gerek olmayan adam Necip Memili imzasını atıyor her bölüm.

Dila Hanım’ın komadan uyanış sahnesinde de Hatice Şendil inandırıcılığı yönetmenin imzasında yansıyınca budur diyebildiysek cuma akşamı diziden akılda kalanların keyfini çıkarmışız demektir.

Rahatsız olduklarım yok mu en başından beri söylediğim şey senaryosuydu ama artık bu saatten sonra olandan çıkana bakıyorum. Çünkü Dila Hanım kendi küllerinden yeniden yeniden doğup başka bir iş sunuyor sezon sonuna kadar da evdeysem izler bunlara bakarım rahatsızlıklarımı da yazarım olmuşları da.

Bu cuma rahatsız olduğum sahneyi de atlamadan söyleyeyim Savcı Suat’ın öldüresiye dövülmesiydi. Rıza’dan başka türlüsü beklenmezdi. “Oh olsun eline sağlık “denilen bir sahneydi. Fazlası da göze battı maalesef ayarı biraz kaçmıştı. Nasıl ayarlanır o da onların işi.

Ve son hamlede finale bağlanan iki bölümün kurgusunu birleştirip yenileştiren kurgucunun zekâsına bakarım.

Armudun sapı, üzümün çöpüne bakarsam, bakarsak hiçbir şey yapılmasın kapatalım televizyonları sektör bay bay olur yerini de bekleyenler alır. Ki oraya doğru sürüklensin diye uğraşılan bir eşikteler aynı saat diliminde var olan diziler bir çocuk kanalıyla yarıştırılırken kim çıkabilir bu işin içinden.

Onca kanal tek olamaz, onca dizi de tek galip tüm hataları toplayıp çözüm üretmek yerine en iyi benim ben olacağım savaşı verildikçe biz yazarız içinden ayıklayan yenilenir ayıklamayan da kibriyle Rus selamı çakar…

OYA TEKİN / MEDYABEY

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

http://blog.milliyet.com.tr/Sayfam/Blogger/?UyeNo=580460

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com