DEMOKLES’İN KILICI BEHZAT Ç.’NİN ÜZERİNDE

behzat ç

Milliyet.com.tr yazarı Anbal Güleroğlu, Behzat Ç. dizisi etrafında estirilen anaforu yazdı…

‘Behzat Ç.’ altından sopa göstermek!

İki kez ceza verildi… Dikkatle izleniyor. Kim, ne? Toplum yapısının pamuk ipliğine bağlı olduğunu sananların hedefindeki ‘Behzat Ç.’!

Kafaya takılmış bir kere… ‘Tabulaştırma’ hezeyanıyla, komik ithamlarla gündeme gelmekte. Komedinin ana teması, resmi kişilikleri insanüstü varlıklar olarak görmek. Daha doğrusu, göstermeye çalışmak. Tabular adına kurban verilmek istenen son dizi, ‘Behzat Ç.’. Sanki büyük bir suç işlemiş gibi diziye yüklenilmesi, demokratikleşme yolunda iddialı olunan günümüzde fazlasıyla düşündürücü. Amaç eleştirmek mi yoksa ‘Behzat Ç.’ altından genele sopa göstermek mi, belli değil. Üstelik bu yaklaşımla hareket edilecek olunursa, dizilerde veya filmlerde hiçbir mesleği olumsuz yansıtmamak ya da hoşa gitmeyen her şeyi ‘Toplumu bozar’ diyerek yasaklamak gerek. Nasıl ki, Azerbaycan ve Tacikistan ekranlarını Türk dizilerine kapattıysa! Bu gidişle korkarım sıra dizilerden sonra sinema yapımlarına da gelecek. Tıpkı,  Tacikistan’ın ‘Diktatör’ filmini yasakladığı gibi.

‘Behzat Ç.’ komedi olsaydı…

Sert polisiye türünün örneği olan‘Behzat Ç.’yi beğenmeyebilirsiniz. Mantığa ters düşen sahneleri olabilir. Konusu sizi çekmeyebilir. Oyunculuğu eleştirebilirsiniz. Ama kalkıp da, emniyet güçlerini küçük düşürdüğünü söyleyemezsiniz. Bir kere ‘Behzat Ç.’, kimi polisiye dizilerin aksine, ayağı yere basan bir çalışma. Gerçek hayatta asla olmayacak kadar basit tutuklamalar veya ‘şıkıdım, şıkıdım’ bir yansıtma yok. Mesleğin zorluklarıyla, yarattığı depresyonlarla ortaya çıkan bir yapım! ‘Behzat Ç.’ bu haliyle polislerin de kanlı canlı insan olduklarını, vazife yapan robot şeklinde algılanmamaları gerektiğini gösteriyor. Polisler de, duygularıyla, sorunlarıyla, öfkeleriyle, zaaflarıyla birer insandır, diyor.

Öte yandan, ‘Behzat Ç.’ aynı içeriği polisiye-komedi formatıyla sunsaydı eminim tek bir şikâyet dahi olmazdı. Kederli iç konuşmaları yerine, ağzını çarpıtarak sarhoş esprileriyle çıksaydı, bir o yakadan bir bu yakadan bulduğu iki kadın arasında kalan şaşkın erkeği canlandırsaydı ne aile yapısına halel getirmiş olurdu, ne de kurumları rencide ettiği ileri sürülürdü. İşte ‘Behzat Ç.’nin en büyük hatası, kara komedinin kol gezdiği yerde kara polisiye olmaya soyunması!

Dizilere açılan gözler gerçeklere kapalı

Neymiş efendim, ‘Aile yaşam kuralı’ymış… ‘Behzat Ç.’nin ilişkisi, aile yapımıza ters düşüyormuş! Bu söylem, ‘geri kalmışlık’ kavramını da aşıyor; doğrudan sakız kıvamındaki bir uyutmacılığa dönüşüyor. Baskıcılığın en büyük kozudur; ailenin, manevi değerlerin ve makamların küçük düşürüldüğü eleştirisi… Ellerinden hiçbir şey gelmeyenlerin de yegâne ‘kendini gösterme’ fırsatı! Gerçeklerle uğraşmak zor olduğundan, ya ‘Muhteşem Yüzyıl’a takarsın kancayı ya da ‘Behzat Ç.’ye…

Aile yapısının yozlaştırılma konusu çetrefilli iş. Bu iddiayı ortaya atmadan önce sorgulamak gerekir; hangi dizideki hangi aile yapısı, diye. ‘Behzat Ç.’deki ilişki, gerçek hayattaki yozlaşmışlığın yanında zavallıdan da öte kalır. Eğer ondan dolayı çöküşe geçen varsa, o aile zaten ‘Yok’ demektir. Üstelik gerçekçi bir gözle toplumu incelediğimizde, ‘Behzat Ç.’dekine rahmet okutacak nicelerinin yaşandığını her an görüyoruz. Babalar, öz kızlarını mal gibi satmıyor mu? Dayılar, amcalar öz yeğenlerine tecavüz etmiyor mu? İlkokul çağındaki kız çocukları, dedelerinden daha moruklara peşkeş çekilmiyor mu? Kadınların bir sıkımlık canları, kara cahil erkeklere teslim değil mi? Çok eşliliğin yerleştirilmesi adına, pozitif propaganda yapan sözde komediler aile yapımızı bozmuyor mu?

Bu soruları sayfalarca uzatmak mümkün. Vaziyet böyleyken kalkıp da, kurgudan ibaret olan üstelik de geç saatte yer alan bir dizi için kazan kaldırmak ‘geri kalmışlık’ değil de nedir? ‘Diktatörlük’ diyenleriniz olabilir. Doğrudur. Demokrasilerle asla bağdaşmayan, buluttan nem kapma yasakçılığına ancak diktatörlüklerde rastlanır. Çünkü diktatörlüklerin ayakta kalması için halkın, baskı ve yasaklarla gözünün açılmaması, düşünce ufkunun parlatılmaması gerekir. Halkı ve toplumsal yapıları korumak adına çıkılır ortaya. ‘Behzat Ç.’den, ondan, bundan başlanır yasakçılığa. Sonrası, çorap söküğü… Bu arada, şikâyetçilerin dikkatinden kaçan bir ayrıntıyı da ben deşifre edeyim. ‘Kalbim 4 Mevsim’ dizisindeki polis memuru damat adayı yatıştırıcı hap kullanıyordu; trafikte sürücüyü arabasından aşağı çekip pataklamıştı. Tüh, nasıl oldu da bunlar fark edilemedi. Neyse, biten bitmiş kalan ‘Behzat Ç.’ sizindir! Dikkatle izlemeye devam…

Anibal GÜLEROĞLU

www.twitter.com/guleranibal

 

 

masaustu
mobil
Etiketler: ,

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com