Bekir Hazar The Times’ın o haberini masaya yatırdı

İngiliz The Times gazetesinde Çamlıca’ya yapılacak olan cami ile ilgili çıkan haber şaşkınlığa neden oldu. Gazetenin haberinde Türkiye’deki laik çevrelerin yapılacak olan camiden rahatsız olduklarından hareketle “İstanbul’un en görkemli yerine cami yapıyorlar” diye yazması medyanın gündeminde beklenen yerini aldı. Takvim gazetesi yazarı Bekir Hazar, The Times’ın Çamlıca’da yapılan camiye karşı ilgisini ve olumsuz tavrını masaya yatırdı.

The Times’ın haberini art niyetli bulan Bekir Hazar, gazetenin haberinden ilginç bir analize vardı.

İşte Bekir Hazar’ın The Times’ın haberiyle ilgili o ilginç yazısı:

**********************

Ağlama kağıdı

Avrupa’da hemen hemen gitmediğim ülke kalmadı. Başkentlerde devasa kiliseler yükseliyordu. Şehir merkezlerinde havralar inşa ediliyordu.
“Bu ne ya” olmadım asla. Saygı duydum.
İnsan inançları için ibadethaneler olacaktı tabii ki. Medeniyetin ve insanlığın gerektirdiği bir durumdu bu. Hiçbir Türk gazetesi de “Avrupa’da bu kiliselerin, havraların işi ne” diye feryat etmedi. Çünkü bu saçmalığın daniskası olurdu.
TAKVİM‘in dünkü manşeti müthiş, ibretlik, daha ötesi dehşetti. Dünyayı soyup soğana çeviren Paranın Firavunlarına, yeryüzünün her köşesine dağılmış yüzlerce yayın organı ile TETİKÇİLİK yapan medya imparatoru Murdoch’ın gazetesinde çıkan haberi tercüme ediyordu. Paradorların nasıl bir Türkiye istediklerinin kodlarını çözüyordu o manşet.
The Times yayınlıyordu haberi. Murdoch’ın gazetesi kafayı Çamlıca’da yapılan camiye takmıştı. “Eyvah” diyerek çığlık atıyordu.
Mali’den Moskova’ya kadar cami yapan Türkler’in nüfuzu yayılıyormuş. Boğaz’ın her yerinden görünen arsaya cami yapılır mıymış? Ankara Çamlıca’ya yaptığı cami ile İslam markasını dünyaya ihraç ediyormuş.
“Oh my god” imiş durumlar. Bu ülke üzerinde oynanan tüm tezgahlarda parmağı olan uluslararası baronların tetikçisi gazete manşetinde ağlıyordu. Boğaz’da her yerden görülen cami, 3911 km ötede Londra’daki bir gazeteyi rahatsız ediyordu. Öfkelendim, “Sana ne” demek geldi içimden. Sonra sağlıklı düşünmeyi seçtim, adamlara hak verdim. Yıllarca Boğaz aslında Londra’ydı.
İngiliz ajanlar İstanbul’da ağırlandıkları kırmızı yalılarda nasıl Türkiye’ye operasyon yaptıklarını, yazdıkları kitaplarda ballandıra ballandıra anlatıyordu. Türkiye BEYAZA BÜRÜNMÜŞ Boğaz’daki yalılardan yönetiliyordu ve orada “HER YOL LONDRA” idi. Anadolu sermayesi asla oraya giremezdi. İngilizci Boğaz’a, Cami yapılması adamları delirtiyordu. “Yalıları kaybediyoruz” endişesinin dışa vurum öfkesiydi The Times’daki o haber. Çok değil kısa bir süre önce HDP mitinglerinde bombalar patlıyor, ne hikmetse solcular ölüyordu. HDP’liler gelmiyordu o gün o mitinglere… Boğaz’da yalılarda bembeyaz Türkler’den oluşan işadamları bir araya geliyordu. O mitinglerin tertiplenmesi için BEYAZ yalılarda “Pamuk eller cebe” deniyor, milyon dolarlar toplanıyordu. Solcu örgütlere, solcu sivil toplum örgütlerine para dağıtarak, HDP’ye destek mitinglerine getirmek için. Ne hikmetse o mitinglerde bombalar patlıyordu. İsimlerle işimiz olmaz.

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com