Aykut Işıklar, “Gülben Ergen’in yolunda” dediği Hande Erçel için neler yazdı?

Ünlü magazin yazarı Aykut Işıklar Türkiye’nin yeni Gülben Ergen’i diyerek lanse ettiği Hande Erçil’i ilk gününden geldiği son noktaya kadar analiz eden bir yazıyı kaleme aldı.

Hande Erçel’in şöhret basamaklarını çıkarken Gülben Ergen’e benzeyen ve benzemeyen yönlerini anlatan Işıklar Medyafaresi’ndeki yazısında önemli noktalara işaret etti. İşte o yazı…

Bandırmalı Hande Erçel, yeni Gülben Ergen oldu!

Hande pek çok konuda Gülben Ergen’i taklit ediyor. Ama kurtlar sofrasında kendini koruyacak kadar da akıllı… Gülben’in yolun başındaki hatalarını yapmıyor.

15 yaşındaki Bandırma Lisesi öğrencisi kız çocuğunun Kartal-Yakacık’da ‘Meydan Alışveriş Merkezi’ndeki güzellik yarışmasında ne işi olabilir? Daha önemlisi böyle bir yarışma olduğunu nasıl duyuyor ve taa Bandırma’dan kalkıp geliyor?
Mağazalara daha çok insan gelip alış-veriş yapsın diye organize edilmiş ve genelde varoş kızlarının katıldığı çok sıradan bir yarışma. Aynen yemek yarışması gibi…

Sahneye bakan ne TV kameraları var, ne izleyen Tv yapımcıları. Giysi veya mutfak malzemesi almaya gelen çevre halkının ‘Ne oluyor orada? Bu kalabalık neyin nesi? Madem öyle, ben de seyredeyim’ dediği çok sıradan bir aktivite. İşte öyle bir ortamda tanıdım şimdilerin ünlü genç oyuncusu Hande Erçel’i. Çünkü jüri üyesi idim. 15 gün sonra ise Adana Meydan Alış-Veriş Merkezinde bu kez yanımda idi Hande Erçel. Yakacıkta Kraliçe seçildiği için Adana’da artık Jüri üyesi olmuştu. Yarışmanın sonunda da Adana Kraliçesinin tacını başına taktı.
Az konuşan, ama karşısındakini hiç dinlemeyip başka alemlerde dolaşan, yüzünden sahte gülümseme hiç eksik olmayan, kendini hep kontrol eden ve en kötüsü 15 yaşında bir çocuk değil de ‘büyümüş de küçülmüş bir kişi’ idi.
İşimiz bu, yaklaşık 50 yıldır binlerce Hande Erçel tanıdığım için beyninden geçenleri okuyabiliyordum. ‘İşte gördüğünüz gibi vücudu gelişmiş, beyni de büyümüş çok güzel bir kızım. Beni daha fazla uğraştırmadan Türkiye çapında ünlü yapın. Bu kadar koşturmak ve beklemek yeter artık’ der gibiydi. Evet evet… bir an önce Hülya Avşar, Gülben Ergen olmak istiyordu.
Yaşadıklarını-tanıştıklarını küçümsüyor, sonuca çok çabuk varmak istiyordu. O günlerdeki konuşmalarımızda sabırsız olduğu gibi kendini çok beğenmiş, insanlara tepeden bakan bir kişilik olduğunu da fark ettim. Devamlı oynuyordu. Aynen Gülben Ergen gibi. Gülben nasıl yıllarca Ajda Pekkan ve Hülya Avşar ablasını papağan gibi taklit etti ise Hande de Gülben’i oynuyordu. ‘ Aaa.. öyle mi? derken aslında hiç merak etmiyordu. Şaşırma, sevinme hareketleri yapmacıktı ve sanki film sahnesi gibiydi. Özetle doğal değildi. Halk dili ile yapmacıktı. Bu da taktiği idi. Büyük çok büyük olmak istiyordu. Film galasına beyaz limuzinle götürülen dünya starları var ya.
Ancak bu arada iki önemli gerçek var. Onları da yazmam gerekiyor. Birincisi… Hep ‘Star ışığı’ der dururuz. Hande Erçel’de daha ilk gün bu star ışığını gördüm. ‘Bu kız ilerde mutlaka süper ünlü oyuncu olacak’ diye düşündüm. Kendine baktırıyor, dikkati çektiriyordu. İnanın bu düşünceye Yakacık Meydan Alış Veriş mağazasında karar vermiştim. O günlerde yanında hep annesi vardı. Tuvalete gitse annesi kapıda beklerdi. Bandırma’da oturuyordu ama hep Istanbul’da idi. Menejeri de annesi idi. Çok az konuşan, kibar, akıllı ve otoriter bir anne. Çok da güzel kadın. Babası Bandırma’da Arçelik Servisin sahibi idi. Aklı başında bir adam ama bu konu ile hiç ilgilenmiyor. Sadece liseyi bitirip, üniversite kazanmazsan Bandırma’dan dışarı çıkamazsın’ dediğini hatırlıyorum.

Hande bu yüzden lise son sınıfında olağanüstü ders çalıştı. Okuldan çıktı dershaneye koştu. Hem İstanbul’a yerleşip, hem de ünlü olmanın yolunun derslerini çalışmaktan geçtiğini biliyordu. Yanlış hatırlamıyorsam benim de küçük katkım olmuştu o günlerde. Neşe Erberk’in ajansına göndermiştim. Meğerse Neşe başka işlere başlamış, ajansını kardeşine devretmiş. Bu işlere bakan bir iki ünlü arkadaş da Bandırmalı olduğu için yüz vermemişti. ‘Biz elimizin altında olan kızları tercih ediyoruz’ demişlerdi. Tabii ki yalan. Hande’de aradıklarının olmadığını gördüler. Kolay kız değildi. Onlar başka tiplere alışkın oldukları için…

Hande ünlü olmayı kafaya takmış ya… Her yolu denemeye kararlı ya… Bu işlere meraklı olan gazeteci arkadaşımız Nurcan Sabur aracılığı ile rahmetli Süha Özgermi’den yadigar olan Miss Globe Güzellik yarışmasına girdi. Beylikdüzü’ndeki bir otelde yapılan bu yarışma, medyada hiç yer almadı. Otel medyaya uzak kaçtı, jüri renksizdi, organize edenler iyi tanınmıyordu. Ama Hande iyi kötü birilerini tanıdı, piyasayı öğrendi yani pişti. O günlerde facebook profilinde hala Bandırmalı sevgilisi ile çektirdiği fotoğraflar vardı. Gençlik aşkı pozları işte… ’O fotoğrafları kaldır. Yarın öbür gün ünlü olursan başına iş açarsın’ diye ikaz ettiğimi hatırlıyorum. Sanırım bir iki ay sonra da Bandırmalı delikanlıya ‘Tak sepeti koluna herkes kendi yoluna’ dendi.

Hande’nin Miss Globe’da olması fazla işe yaramadı. Patlama yapamadı. Aynen birilerine uyup gittiği Azerbaycan Bakü’deki ‘Miss Civilization Of the World (Dünya Medeniyetler Kraliçesi Yarışması’ gibi. Bakü’de de birinci seçildi. Katıldığı bütün yarışmalar halk dili ile dandik olduğu için birinci olması zor olmuyordu. Diğer finalist kızlar onun yanında çok çirkin ve cahil kalıyordu. Ama bu kraliçelikler de işe yaramıyordu. Çünkü TV dizilerine yön veren yapımcılar tam tersi bu tip yarışmalardan nefret ederler. Kimlerin, hangi maksatlarla bu işlere para bağladığını bilirler. Küçük kızlara meraklı ağabeyler yani…
Yarışmadan sonra belki stüdyo evimde kalmaya başlar, eh bu arada benim de sevgilim olur ‘diyen sözde iş adamları. Tabii kadın satıcısı organizatörler de var bu işlerin içinde. Hande bu tiplere hep mesafe koydu. Hiçbirinin yanına yaklaşmasına izin vermedi. Yaşıtı delikanlılar ile gezmek, gülmek, eğlenmek tamam da, parası var diye ona yardım edecek diye peşinden koşanlara avuçlarını yalattı. Azerbaycan dönüşü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesine başlaması, İstanbul’a yerleşmesi ve dizilere oyuncu bulan cast ajansları ile tanışması peş peşe geldi. Bana göre hayatının akışını Altın Kelebek Yarışması değiştirdi. Kelebek’te bir şampuan güzeli olarak lanse edildikten sonra maşallah..
İki günde bir Kelebek’te pabuç kadar fotoğrafları yayınlanmaya başladı. Herkes ‘Bu kızın Hürriyet’teki sevgilisi kim? Mutlaka arkasında birisi var’ dediği sırada Tv dizileri de peş peşe gelmeye başladı. Bana sormayın yemin ederim bilmiyorum. Zaten bilsem de yazmam. Bundan sonrasını benden iyi biliyorsunuz. Ben sadece şunu hatırlatmak istiyorum. Şayet bir genç kız, ne iş yaparsa yapsın, bir yere gelmeyi hak ediyorsa namusuyla, onuruyla mutlaka gelir. Varsın ‘mavi boncukçu’ desinler. Varsın biraz daha beklesin, üzülsün. Ama sonunda mutlaka gelir. Ama hiçbir yeteneği yoksa, çirkinse de… ne yaparsa yapsın boşunadır. Kurtlar zaten sofraya oturtmak için onları bekler.

Hande 2013 yılında Çalıkuşu dizisinde Zahide rolü ile kamera karşısına geçti. Güneşin Kızları‘nda ise beklenen patlamayı yaptı. ‘Aşk Laftan Anlamaz’ dizisi ile şöhretini pekiştirdi. Bu arada üç yıl içinde pek çok ödül kazandı. Önlenemez yükselişi devam ediyor. Her gün bir kamyon genç ve güzel kızın piyasaya girdiğini düşünürsek Hande’nin başarısını küçümseyemeyiz. Ama annesini de asla unutmayın. Neler çektiğini Bandırma feribotu bilir.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com