ALPER TÜREDİ: KAMERA ARKASINDA ENGELLİLERİN YAPACAĞI ÇOK ŞEY VAR

Lösemili kızını kaybetmesinin ardından kendini lösemili çocuklara adayarak çocukların mutluluk ağabeyi oldu. Sana Bir Sır Vereceğim dizisinde Camgöz, şu anda Atv’de yayınlanan Kara Para Aşk dizisinde Ali Güralp karakterinde izlediğimiz dizi ve tiyatro oyuncusu Alper Türedi, Facebook’ta açtığı “Bir Dileğim Var” grubuyla lösemi tedavisi gören çocukların dileklerini gerçekleştiriyor ve bir anlık da olsa mutluluklarına ve sevinçlerine ortak oluyor.

Türedi, eşiyle birlikte ona inanan gönüllülerin giderek büyüyen ilgisiyle daha çok çocuğa ulaşarak dileklerini gerçekleştiriyor. Daha ilk bakışta heyecan, sevinç ve mutluluğu gözlerinden okunan sevgili Alper Türedi ile www.yasadikca.com’da yapılan röportajı okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Adım Alper Türedi, tiyatro ve dizi oyuncusuyum. 43 yaşındayım. Kara Para Aşk’ta ana oyunculardan biriyim. Tiyatro oyunum var, başrolde Adnan Menderesin idamını oynuyorum. Yaklaşık 11 yıldır da bu sektördeyim.

“Bir Dileğim Var” fikri nasıl ortaya çıktı? Ve ne zaman başladı?

2003 yılında kızımı lösemiden kaybettim. Yaşama şansı %71’di ve yanlış bir tedavi sonucu kalp yetmezliğinden öldü. 2003 yılından bu yana lösemiden hep uzak kalmaya çalıştım. Ancak içimden “küçükte olsa büyükte olsa lösemimi çocuklar için bir şey yapmalıyım” dedim. 27 Mayıs 2014 Salı akşamı uzak bir yerde oyunum vardı eve dönüşüm saat 2’yi buldu. Gece bilgisayar karşısında otururken birden bire aklıma Facebook’ta lösemili çocuklar için bir grup kurmak geldi. Önce grubun ismini alelacele “Son Havuzum” koymuştum ancak sağır bir isim olunca bunu “Bir Dileğim Var” olarak değiştirdim. Facebook’ta grup açalı yaklaşık 5 hafta oldu. Grup sayfasını açtığımın ertesi günü Okmeydanı’nda kızımın öldüğü servise ziyarete gittim. İlk gittiğinizde meramınızı anlatmak biraz problem oluyor. Ne amaçla geldiğinizi karşınızdaki insana anlatana kadar uğraşıyorsunuz ama kayıtlarda benim kızımın hala bilgileri durduğu için anlattım. Tabii birçok insan değişmiş doktorlar değişmiş.

Çocuklarla anneleri babaları karıştırmadan direkt çocuklarla bir iki dakika sohbet ederek onların ağızlarından burada sıkıntılı geçen süreci ve ağır tedaviyi ne hafifletir? Ne istersin? gibi sorular sormaya başladım. İlk başta çok naif şeyler istiyordu çocuklar tuttuğu takımın forması gibi ya da tablet gibi bazı kız çocukları takdir edersiniz ki pembe süslü elbiseler istiyorlar ayakkabılar ve oyuncak bebekler gibi. İlk gittiğimde 7 çocuk vardı Okmeydanı SSK’da akşam eve döndüğümde bu listeyi grupla paylaştığımda 48 saat içerisinde her bir dilek bir gönüllü tarafından üstlenildi. Bir kaç gün içinde de bana kargo ile ulaştırıldı. Ben bunları ilk hafta sonu gidip teslim ettim. Fakat gittiğimde gördüm ki ilk ziyarete gittiğimde olmayan çocuklar da gelmişti. 6-7 çocuk daha ilave oldu. Projemiz kapsamında çocukların dileklerini şöyle gerçekleştiriyoruz; insanların akıllarında soru işareti kalmasın diye yani benim yolladığım oyuncak bebek ya da tablet, laptop nereye gitti? Demesinler diye bilhassa Okmeydanı’nda açıkçası küçük videolar çektim. Bu videoları sayfamızda paylaştım. İlk videolar gruptaki diğer üyeler için çok etkileyici oldu. 4 haftada 2700 üyeye ulaştık. Özellikle yurtdışından Fransa ve Azerbaycan’dan telefonlar almaya başladım ancak nakit para işine girmemeye karar verdim ve hala böyle devam ediyor. İnsanlar bana kendi seçtikleri istekleri listeden bir çocuğu seçip diyorlar ki ben bunu seçtim. Kargo adresimi veriyorum yolluyorlar ben hepsini biriktirip götürüp teslim ediyorum.

Göztepe SSK’ da tedavi gören lösemili çocuklarında dileklerini gerçekleştirdik. 24 çocuk vardı ilk gittiğimde daha sonra eve döndükten sonra; Gelmişsiniz bizde vardık ama bir günlüğüne eve çıkmıştık bizde bir şeyler isteyebilir miyiz? Diyen çocukların anneleri oldu. Göztepe’de de 32 çocuğun dileklerini teslim ettim. Hatta son dileği de bugün teslim ederek oradan yanınıza geldim.

Projenin amacı nedir?

Oyuncu olmama rağmen benimde kısıtlı miktarda bir gelirim var. Çok şeyler yapmak istiyorum bu çocuklar için. Çocukların gördükleri tedavi hem hijyen anlamında hem de bitkinlik anlamında onların pek sokağa çıkmalarına izin vermiyor. Ben de yattıkları yerde ne yapabilirim? Deyince bu geldi aklıma. Tüm amaç çocukların anlık gülümsemeleri ve orada odada onların biraz daha az üzülmelerini sağlayacak şeyler bulmaya çalışmak. Çocuğun bir tanesi mesela PSP istedi. Ben hayatımda PSP elime almadım ne olduğunu da bilmem. İnternette eve gelince öğrendim ki Play Station’ın evde oynanan türüymüş. Bunu Londra’dan birisi aldı. Çocuk özellikle “Ağabey ne olur kızaklı olsun” dedi. Kızaklı biraz farklıymış onu götürdüğümdeyse çocuğun o yüzünde ki mutluluk bambaşka bir duyguydu. Hatta çocuğu bir gün sonra aradım nasıl olduğunu sormak için gece gündüz oynuyorum dedi. Yani küçücük bir PSP aleti bir çocuğu gece gündüz meşgul ederek mutlu edebiliyor. Bugün Göztepe’ye gittiğimde öğrendim ki bir gün önce hediyesini teslim ettiğim kız çocuğu pembe elbisesini çıkartmamış. Hatta bir kızımız da gitar istemişti bizden. Bir gönüllü çocuğunun çok az kullandığı (yok denecek kadar az) bir gitarı bağışlamıştı. Kızım kendi kendine çalmaya bile başlamış. Tüm amaç bir anlıkta olsa çocukların mutlu olmasına katkı sağlamak ve ailelerinde bu mutluluğa ortak olmalarını sağlamak ve motivasyonlarını yükseltmek.

Aileler ve çocuklar size nasıl ulaşıyor? Proje kapsamında dileği gerçekleştirilecek çocukların değerlendirilmesi nasıl yapılıyor?

Ben önce İstanbul’dan başlayarak bütün Türkiye’de bunu yapacağımı ahdettim bir kere ve çıktım yola. İlk başta eşim dahil bir çok kişi böyle bir projeye girmememi söylediler. Yeterli yardım alamazsam sükutu hayale uğrayacağımı ve üzüleceğimi düşündüler ki tam tersi oldu. Çocukların hepsine bizzat kendim ulaşıyorum. Önce lösemili çocukların tedavi gördüğü hastaneyi seçerek çocuklara ulaşıyorum. Örneğin proje kapsamında Okmeydanı sonra Göztepe oldu. Şimdi sırada Kartal ve Pendik var. Daha sonra Çapa ve Cerrahpaşa’ya da gideceğim. Hastane yetkilileri ile tanışıp kendimi tanıtıyorum biraz da oyunculuğumla tanınırlığımın yardımı ile karşı taraf bana güven duyuyor. Ve izin alarak (özel bir izinle) video çekmemek kaydıyla yattıkları yere giriyorum. Yanımda bana bir hasta bakıcı eşlik ediyor. Odaya girdiğim her çocuğun annesine, “Alper Bey eski bir hastamızın babası” diyerek beni tanıştırıyorlar. Tanışma anında çocuğumun öldüğünü söylemiyorlar ailelerin moralleri bozulmasın diye. Size hediyeler almak istiyor ne ihtiyacınız var? Dediği anda ben zaten çocukla diyalog kurmaya başlıyorum ve birebir onların ağzından dileklerini öğreniyorum. Açıkçası Okmeydanı’nda ki az sayıda çocuktan sonra Göztepe’deki 32 çocuk isteklerinin yer aldığı listeyi (tablet bilgisayar, netbook, gitar ve giyim eşyası) eve gidip eşimle bunu paylaştığımda “Eyvah ikinci adımda bunu başaramayacağız” dedim. Fakat netbook isteyen kızımıza mesela bir gönüllümüz yüksek bedelli ve ekstradan 3 yıl sigortalanmış bir laptop gönderdi. Tabletler havada uçuşuyor. Örneğin tablet isteyen çocuklar için internette araştırma yapıyorum en ucuz 7 inç tablet nereden bulabilirim diye. Çok düşük fiyatlı tablet bulup bu tabletin satıldığı yerin linkini grupta paylaşıyorum diyorum ki arzu edenler buradan alsınlar. Oradan alanların yanında 600-700 TL’ye tablet gönderenler bile oluyor. Şuana kadar çocukların dilek ve isteklerinde temin edilemeyen çok şükür hiç olmadı. Projeye destek veren insanlar kendi çocuklarına alırken nasıl özeniyorlarsa lösemili çocukların dileklerini gerçekleştirirken de birinci kalite alıyorlar. Hiç pazar malı market malı hiçbir şey göremezsiniz. Şu ana kadar 49 çocuk sevindirdik.

Alper_Turedi_Losemilicocuklar

Bir dernek ya da vakıf kurmayı düşünüyor musunuz?

Öncelikle şunu belirteyim ben her dileği teslim ettiğimde dilek sahibi çocuğun yüzünde ki gülümsemeyi yukarıdan kızımın da gördüğüne inanıyorum. Hepsi benim kızımın kardeşleri gibi geliyor bana.

Haklısınız her gün projemize destekler artarken isteklerde artıyor. Ve bu daha da büyüyecek. Çok iyi bir şey yaptığımı düşünmeye başladım. Bir Dileğim Var’ı kurduğum için diyorum ki ne kadar güzel bir şey yaptım. Şimdi grubun işleyişine nakit para işleyişini katmak istemediğim için projemizi eşimle birlikte yürütüyoruz. Aslında bu bir ekip işi. Ekibin giderlerini karşılaya bilecek kudrete sahip olabilsem sivil toplum kuruluşu olarak devam etmek isterim. Şu an amatörce gidiyor.

Bir oyuncu olarak hiç engelli bir kişiyi canlandırdınız mı? Ya da engelli rolünün olduğu projelerde yer aldınız mı?

Yok hiç böyle bir rol teklifi almadım. Çok istediğim bir şey hatta.

Ülkemizde dizi ve sinema sektörü engelliliği ne yazık ki doğru yansıtamıyorlar. Oysa ABD ve bazı ülkeler hemen hemen her proje içinde önemli rollerle hayatımızın bir parçası olarak gösterirken ülkemizde duygu sömürüsü ve nesneleştirmekten öteye gidemiyorlar. Bu konuda engellileri toplum nezdinde rencide eden görüntülerle karşı karşıya kalıyoruz. Neden?

Çünkü yapımcılar ve yönetmenler Türk halkının istediği şeyi yaptıkları için. Bizim halkımız üzülmeyi çok sevdiği için o damara basıyorlar. Aslında herkesin tek düşüncesi aslında gişe. Gişede çok satış yapması daha öncelikli olduğu için verdiği mesaj ise 2. planda işin. Tabii herkes belirli bir para harcıyor, bugün uzun bir metraj film kaç trilyona mal oluyor bunu düşünürseniz engellilerin ne düşündüğünü mü önemserler sizce? Yoksa kaç milyon gişe yapacaklarını mı önemserler? Ama kamera arkasında engelli de olsa birçok engellinin yapabileceği birçok iş var bence. Timecod tutmak, notlar almak, uzaktan bakarak devamlı takip etmek gibi ve daha birçok kamera önü veya arkasındaki işleri engellilerinde rahatlıkla yapabileceklerine ben inanıyorum. Önce kendi beynimizdeki engelleri bir kaldırmamız lazım. Önyargılı yaklaşım, yapamaz, edemez yapsa da ne kadar sürede yapabilir? Ne kadar dayanabilir? Sorularından kurtulmamız gerek. Çünkü neticede engelli olan bir insan haftanın 6 günü günde 18 saat çalışabilir mi? Sektöründe biraz kendi içinde bu çalışma şartlarını düzenlemesi lazım.

Sinema ya da dizi sektöründe engelliliğin de işlendiği projeleriniz var mı?

Evet 2 tane hikayem var. Bir tanesi zihinsel engelli ve otizm ile ilgili. Konusu 7 yaşındaki birinin zekasına sahip yetişkin bir adamı anlatan alt metni olan bir hikaye. Uzun metraj ama tabii bu kağıt üzerinde. Projeyi hayata geçirmek için sponsor arayışlarım da oldu. Hatta ciddi görüşmeler sonunda onaylanmıştı ve çekilecekti ancak önceliklerden dolayı beklemeye aldım.

Engelliliğin işlendiği bazı rollerde gerçek engelli yerine oyunculara yer veriliyor bunun sebebi nedir?

Oyunculuk eğitimi almış engelli yeteri kadar olmadığı için yer verilmiyor. Çekimler esnasında zamana karşı yarışılıyor her saatin sette yapımcıya bir maliyeti olduğundan yapımcılar genelde kendi harcamalarını düşünüyorlar. Eğitimsiz bir oyuncu ile tek bir sahne için 2,5 saat uğraşacağına eğitimli ama engelli olmayan birisiyle dakikalar için bu işi kurtarmak derdine düşüyorlar bence olay bu. Şimdi eğitimli de olsa engellinin kendini bir kaç projede ispatlaması lazım. Diyelim ki 20 tane engelliyi eğittik kamera karşısında oynamaya hazırlar ama hiçbir tecrübeleri yok bunu yapımcılara sunmak için bunların videoları olması lazım. Bunlarda ufak ufak rollerle başlayabilirler. Bir iki diyalog 3-5 cümle derken bu ufak ufak büyür. Bizim de geldiğimiz yol bu yol. Aslında böyle bir eğitim kurumu kurulduğu takdirde birçok oyuncunun gönüllü olarak eğitmenlik yapacağına inanıyorum.

Oyunculuk, kendini ifade edebilme ve özgüven işidir. Ben bilsem ki engellilere oyunculuk eğitimi veren bir kurum var ve eğitmene ihtiyacı var ben ve benim yanımda ki birçok profesyonel oyuncu arkadaşımı oraya eğitmen olarak rahatlıkla götürebilirim.

İngiltere’de kaza ile kol ve bacaklarını kaybeden ampute kişiler sinema ve dizi sektöründe oyuncu olarak önemli bir katmadeğer yaratıyorlar. Oysa ülkemizde hiç kimse böyle bir değerin farkında bile değil. Bu konuda sektör temsilcilerine neler söyleyeceksiniz?

Engellilerle ilgili çekmecelerde bekleyen pek çok senaryolar var aslında. Ama bunu nasıl çekeriz nasıl yansıtırız derdine düşüldüğü için bence hiç biri çekilemiyor. Sette sorunlu insanlara bile hala iş bulunabiliyorsa figürasyon için gelen oyuncuya sokak kavgası yapan birisi o yapımcıdan çıkıp başka bir yapımcıda iş bulabiliyorsa bu yapımcıların gözünün kara olduğunu gösteriyor. Bu kadar gözü kara olan yapımcılar kendileri için aslında devede kulak olacak bir miktarı bu işe ayırsalar devletin de engelli çalıştırdığı için destek verebileceğini düşünüyorum. Yani her şeyi devletten bekliyoruz, nedense alıştık devlet yapsın diye. Biraz da biz yapalım ki devlette desin ki evet bunlar yapıyorlar bende biraz da dokunayım bunların sırtına demeli.

Tekrar projenize gelecek olursa dileği gerçekleşen çocuklar ve aileleri ile yaşadığınız ve unutamadığınız anılar var mı? Bizimle paylaşabilir misiniz?

Göztepe SSK’ya lösemili çocukların dilekleri öğrenmek için gittiğimde odaları dolaşırken bir odaya girdim. Çok zayıf haliyle kemoterapiden saçları dökülmüş daha sonradan kız çocuğu olduğunu öğrendiğim bir çocuk vardı. İlk bakışta erkek çocuk zannettim. Çünkü çok zayıftı ve çok bitaptı. Bir deri bir kemik yatıyordu. Başında bekleyen annesi ismini söyleyince kız çocuğu olduğunu anladım ve sohbet etmeye başladım. Hatta yaklaşıp o anda refleksle “Ne kadar güzelsin sen ya ne kadar tatlı birisin” diye bir laf söyledim. Dileğini öğrendim ve geri döndüm yanındaki yatağa. Yandaki yataktaki çocukla konuştuktan sonra tekrar geçmiş olsun demek için kız çocuğuna döndüğümde kız ayaklanmıştı. Yani “Sen ne kadar güzelsin ya ne kadar tatlı birisin” dedikten sonra çocuk annesinden ayna istemiş olmayan saçlarını düzeltmeye başlamış ve kendine çeki düzen verdiği o anı o mutluluğu iki güzel kelimenin nasıl sihirli bir şekilde etkilediğini unutamadım. Sevgiyle yaklaştığımızda mutluluğu görmek harika bir duyguydu. Yani bir laf bile yetiyor çocukları mutlu etmeye. Lösemili çocukların anneleri çocuklar kadar yoruluyorlar. Günlerce aylarca eve gitmeden orada kalıyorlar. Annelerden çocuğunu arada bir motive et, çocuğuna arada bir güzel sözler söyle demeyi bekleyemezsiniz diyemezsiniz. Çünkü o annelerde aynı çocuğu gibi kendisi de aynı şeylere muhtaç olduğu için. Bir başka etkilendiğin durum ise dilekleri teslim etmeye gittiğimde annelerden 43 yaşındayım 43 yıldır duymadığım kadar Allah razı olsun kelimesi duydum ve duymaya devam ediyorum. Her Allah razı olsun cümlesi kalbimden girip arkadan çıkıp delip geçiyor beni. Bir de gönüllülerin hediye paketlerini kargoya vermeden önce ekledikleri notlar çok etkiliyor beni. Bir tanesinin son iki satırını okumuştum. Dileği gerçekleşecek çocuğun adı Umut’tu. Yollayan kişinin adını anımsayamıyorum. Notta aynen şöyle yazıyordu. “Adın gibi Umutlu ol hiç korkma. İyileşeceksin hiç bir zaman tanışamayacağın ağabeyinim. Asla pes etme” gibi duygulu cümleler yer alıyordu. Bu notları onları okuyunca çok duygusal oluyorum ama bunlarda güzel şeyler.

Gerçekleştiremediğiniz dilek var mı?

Fazlası var eksiği yok. Bir çocuğumuz bir sanatçıyı görmek istedi ve çok şükür ulaştım. Konya’da çekimdeydi sezon finali çekilir çekilmez yanındayım ağabey dedi. Çocuğun bir tanesi Beşiktaşlı Bobo’yu görmeyi çok istiyor onun için çabalıyorum. Şu anda Brezilya’da tatilde dünya kupasını seyrediyor tekrar Türkiye’ye dönerse nasıl ulaşırım onu bilemiyorum. Ama isteklerin fazlası geldi eksiği gelmedi. Örneğin çocuğun bir tanesi S3 cep telefonu istedi çocuk 12 yaşında bütün liste tamamlandı bir tek o kalmıştı, gerçekten o çocuğun ona ihtiyacı olduğunu biliyorum. Söylemeden geçemeyeceğim beni kandırmak isteyenler de oldu. Ama direkt çocuklarla muhatap olduğum için ben anne babaları katmıyorum. Eşime dedim ki, “Biz alalım onu da”. Aslında Göztepe’deki 32 çocuğun hepsinin dileğini alabilirsiniz 4-5 bin TL tutacak bir rakam ama amaç bu değil. Amaç, imece usulü birçok insandan bunu toplayabilmek. En son Medcezir ekibinden birisi aradı beni dediler ki “O çocuğun istediğini S3’ü biz karşılayalım ama bizim elimizde S3 yok biz ona S4 yollayalım” dediler. Ben çocuğa telefonu götürdüğümde kaydımızı yaptık teslim aldığına dair çocuk bana dedi ki, “Alper ağabey biliyor musun ben aslında S4 istiyordum ama ikisi arasında çok fiyat farkı var diye kimse almaz diye S3 yazdırdım ben sana” dedi. Bir şekilde Allah işini biliyor. Dolaylı yoldan da olsa çocuğun asıl isteği gerçekleşmiş oldu. Dediğim gibi fazlası var eksiği yok.

Projenizin geleceği ile ilgili düşünceleriniz neler?

Lösemili çocuklarla ilgili bazı sivil toplum kuruluşlarının başlatmış olduğu kampanya var ve ciddi rakamlar var bu işte. Ben 20.000TL’ye bir şey almıyorum ve satmıyorum. Yine bir başka dernekte bir kız çocuğu pembe yatak odası istiyor diye yardım topluyorlar. Satın aldığınız o yatak odasını hastane odasına koyma imkanınız var mı? Yok. Bir çok yatak odası takımı hepsi dahil 4 – 5000 TL’den başlıyor. Ben yetişkinim benim yatak odam 4 – 500TL. değil. 3000TL veya 5000TL yatırıyorsunuz ve orada ibre ilerliyor sona doğru şu kadar kaldı bu kadar kaldı diye. Ben 4500TL’ye çocuk odası takımı da aldırmıyorum 20.000TL ye başka bir şeyde satmıyorum. Benim yaptığım naçizane anlık tebessüm ve mutluluk kondurmak çocuklarımızın yüzlerinden kalplerine akan. Bu mutluluklarının ailelerinde de mutluluk ve motivasyon sağlamak için çalışıyorum.

Son olarak bizi takip eden herkes için mesajınız neler?

Bir gün herkes engelli olabilir insan hayatı bir saniyede değişebiliyor. Benim gördüğüm bizim insanlarımız gerçekten birilerini güldürmeye ve sevindirmeye açlarmış. Fakat bugüne kadar bazı sömürücü faaliyetler olmuş ve insanlar buna güven duymamışlar. Birazcık da göz önünde olduğum için benim kolaylığım oydu. Mutlaka gözleriyle görebilecekleri bir iyilik yapsınlar. Bugün devlet bir kanun çıkarsa dese ki her dizi ya da film setinde en az 2 tane engelli çalıştırılacak dese bu arkadaşlar çalıştırmayacaklar mı? Bunu niçin mecburiyete döküyorsunuz niçin gönüllü olmasınlar. Bugün kostüm bölümünde çalışabilir bir engelli açıkçası makyaj da bile olabilir. Kalemi kuvvetliyse senarist, potansiyeliyle alakalı yönetmen yardımcısı da olabilir bunların hepsi neden olmasın? Bugün ülkede akademik eğitim verdiğini iddia eden bazı kuruluşlar yoldan geçen insanlara oyunculuk diploması nasıl verebiliyorlar ise bugün 2-3 katlı bir bina istihdam edilip aynı şekilde engellilere de oyunculuk eğitimi rahatlıkla verdirilebilir.

http://www.yasadikca.com/ Röportaj: Mehmet Kızıltaş-Hasibe Kızıltaş-Oya Tekin

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com