ALPER GÖRMÜŞ: “İHTİYACIMIZ ELEŞTİREL GAZETECİLİK”

Medyamızın önemli kalemlerinden Alper Görmüş, T24.com.tr’de yazdığı son yazısında basınımızdaki eleştirel gazeteciliğin önemini vurgulayan bir yazıyı kaleme aldı. Görmüş, yazısında bugün gelinen noktada gazeteciliğin amigoluk ve düşmanlık arasında sıkıştığı yorumunda bulundu.

“Özne”lere göre değil “fiil”lere göre gazetecilik yapılması gerektiğinin altını çizen Alper Görmüş’ün “Ne Amigoluk, Ne Düşmanlık…İhtiyacımız Eleştirel Gazetecilik” başlıklı yazısından önemli bir bölümünü okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

 

Ne amigoluk, ne düşmanlık… İhtiyacımız eleştirel gazetecilik…

Bir gazete “fiil”e değil “özne”ye odaklı bir yayıncılık yapıyorsa… Yani tavrını fiillere göre değil de öznelere göre oluşturuyorsa… Yani, diyelim “A” öznesinin her yaptığına doğru, buna karşılık “B” öznesinin her yaptığına yanlış diyorsa, o gazete gazete olmaktan önemli ölçüde çıkmış demektir.

Çünkü böyle bir durum ancak, gazete siyasi amigoluk ya da siyasi düşmanlık pozisyonlarından birini tercih etmişse ortaya çıkabilir; eh, bu durumda da -biraz abartıyla- karşımızda bir “gazete”den çok bir siyasi mücadele bülteninin olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Siyasi kutuplaşmanın şiddetlenmesine paralel olarak

Türkiye’deki gazeteler her gün biraz daha fazla “gazete” olmaktan çıkıp “mücadele bülteni” görünümüne bürünüyorlar.

Kutupların çekim gücü o kadar şiddetli ki, “düşmanlık” ya da “amigoluk” pozisyonlarını reddederek; olması gerektiği gibi “eleştirel” bir pozisyonda kalarak gazetecilik yapmak, hiç talebin olmadığı bir piyasaya ürün arz etmek kadar saçma bir tercih gibi görünüyor.

Görüntü böyle ama ben bunun gerçeği yansıttığına inanmıyorum.

Bu yazıda iki şeyi yapmaya çalışacağım…

Birincisi: Kutuplaşmanın şiddeti nedeniyle bugün ancak sadece “iktidar düşmanlığı” ya da “iktidar amigoluğu” dalgalarının üzerinde gazetecilik yapılabileceği görüntüsünün aldatıcı olduğunu; iyi, eleştirel bir gazeteciliğin de müşterisinin olabileceğini göstermeye çalışacağım.

İkincisi: “Eleştirel” gazeteciliğin neden ihtiyacımız olan gazetecilik olduğunu göstermeye çalışacağım.

 

Gazetecilik toplumdaki dalgalar üzerinde “sörf” yapmaktır ama…

 

Ses getirmiş, iz bırakmış yayın organları her zaman, toplumda öne çıkan dalgaların üzerinde “sörf” yapan yayın organları olmuştur.

Mesela 1980’lerin Nokta’sı, 12 Eylül öncesinin toplumu da bireyi de ezen “yüzde yüz siyaset” baskısına karşı patlayan tepkinin sesi olmuştu. Apolitik bir dergi değildi Nokta, fakat politikanın bütün bir hayatı kapsayan yeni bir tarifini yapıyordu.

Buna karşılık 1990’ların Nokta’sı diyebileceğimiz Aktüel, Özal’lı yılların devletten bağımsızlaşma, kentleşme, bireysel girişimcilik, sivillik değerleri üzerinde yükselmişti; çok çalışan, çok kazanan, çok eğlenen ve bastırılmış hazlarının peşinde koşan yeni kentli kuşağa sesleniyordu.

2007 ve sonrasının Nokta’sı ve Taraf’ı ise askeri vesayetten kurtulma, siyasi demokrasiyi liberal bir demokrasiye dönüştürme arayışlarının yayın organları olarak öne çıktılar ve iz bıraktılar.

 

Yazının tamamını okumak için:

http://t24.com.tr/yazi/ne-amigoluk-ne-dusmanlik-ihtiyacimiz-elestirel-gazetecilik/7667

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com