ALİ MURAT GÜVEN: MÜSLÜMAN CAMİANIN DİNDAR OYUNCULARI SENARİSTLERİ YÖNETMENLERİ YOK

İslami camianın sinema alanındaki önemli isimlerinden olan Ali Murat Güven, 212 Haber’e verdiği röportajda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Yenişafak gazetesi ile yollarını ayırdıktan sonra Sinemerkez Akademi’yi kuran Ali Murat Güven, şu sıralar sinemaya gönül vermiş gençlere bilgi ve birikimlerini aktarıyor.

İşte, Hacer Türkel’in Güven ile yaptığı ilginç röportajdan bir bölüm:

……………………………………………………..

Peki, muhafazakâr kesim sanatta neden pasif?

  • Kanuninin dünyanın üçte birini ele geçirmesiyle 17. yüzyıldan sonra İbn-i Sina’ları, İbn-i Rüşt’leri, İmam-ı Gazali’leri yetiştiren o kadim gelenek adeta bir anda rehavete kapıldı, elini bilimden, sanattan, felsefeden hatta dünyadan çekti. Sinemada, tiyatroda, şiirde, romanda yokuz. Çağımızda hayatı sadece köydeki tarlayı büyütmek, içinde domuz eti olmayan has sucuk yemek, Vakfıkebir’den tereyağı getirtmek olarak gören, çok minimal yaşayan yüzde 50’nin üzerinde bir kesim var. Bu kesim, çocuğumuzu Kur’an kursuna gönderdik, kızımız başını örttü, Ramazan’da oruç tutuyoruz, cumaya da gidiyoruz; artık bu dünyadaki bütün mesuliyetlerimiz bitti, Allah bizi başka hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek diye düşünüyor.

Oysa Müslümanlar Türkiye ve dünya sanatında tüketen, edilgen, beyinleri sürekli biçimlendirilen değil, veren pozisyonda olmalı, paraları istif etmekten vazgeçip kültür-sanata yatırım yapmalı. Bugün Marksist mesajlar veren ya da iki lezbiyen arasındaki ilişkiyi anlatan bir film 500 bin-1 milyon seyrediliyor, Recep İvedik rekorlar kırıyor ama merhamet, Allah sevgisi üzerine çekilen bir film 15-20 binle batıyor. Böyle olunca da o alana girmeye kimsenin cesareti kalmıyor.

 

Yücel Çakmaklı çok anlamlı bir yol açtı

Türkiye’de sinema sektörünü İslami film bazında nasıl değerlendiriyorsunuz?

  • 1970 yılında hepimizin abisi Yücel Çakmaklı, çok zor koşullarda; Yeşilçam’da neredeyse cumaya bile giden adamların olmadığı bir dönemde Şule Yüksel Şenler’in Huzur Sokağı romanından uyarladığı Birleşen Yollar’la, Anadolu’da sinemaya küskün çok kalabalık bir kesimi ilk defa salonların önünde kuyruğa dizmişti. Birleşen Yollar iki yıl boyunca on kopyayla Anadolu’yu dolaştı. Yücel abi çok anlamlı bir yol açtı. Halkın anlayabileceği basit bir sinema dili vardı. Çakmaklı dile değil, mesaja özendi. Mesaj da şuydu: “Bu dünya hayatı gelip geçicidir. Kendinizi bu dünya hayatının tutsaklıklarıyla hasta etmeyin. Sevin, sevilin ama bu dünyayı kendinize de karşınızdakine de zindan etmeyin. Evlatlarınızı çok sevin ama Allah’ın emaneti olduğunu unutmayın. Allah’ı, ülkenizi, tarihinizi sevin.” Söylenmesi gereken bütün doğruları yaptığı filmlere, dizilere yedirdi Yücel Çakmaklı. Ondan esinlenen birkaç kişi oldu; Üstün İnanç, Mehmet Tanrısever, Mesut Uçakan, İsmail Güneş, Ayşe Şasa… Emek verenlerin hepsinin sayısı bir düzineyi geçmez. O hareketi 20-30 kat büyüğüne getiremedik; İsmail Güneş’ten, Mesut Uçakan’dan 5 çırak, Ayşe Şasa’dan 10 kadın senarist çıkaramadık diye ölüyorum kahrımdan.

 

Çok büyük bir tarihsel fırsat heba edilmiştir

 

Töre cinayetlerini Müslümanca bir bakışla irdeleyen İsmail Güneş’in Ateşin Düştüğü yer filmi dünyanın en önemli festivallerinden biri olan Montreal Film Festivali’nde en iyi film seçildi ama Türkiye seyircisi 16 bin kişi. Yine Mesut Uçakan’ın son dönemde yaptığı filmlere ilgisizlik var. Çok büyük bir tarihsel fırsat heba edilmiştir. Kısa vadede İslami düşüncenin savunusunu yapan, bunu sanatın kendine özgü latifliğiyle çok uyumlu bir şekilde birleştirmiş milli sinema ya da İslami sinema dediğimiz akımın 3-5 yılda tekrar kendini bulup yola devam edebileceğine inanmıyorum.

İslami filmleri nasıl yorumlayabiliriz?

  • İslami film; içinde bol namaz, türbe, cami, takke, hacı yağı, yaşlı teyze, başörtülü kadın, sakallı amca geçen film demek değildir. İslami bir film baştan sona Nişantaşı’nda da geçebilir. İslami bir film, dünyevi bir mesele karşısında hikayesini yazan senaristin ve o hikayeyi beyaz perdeye aktarıp yorumlayan yönetmenin nerede durduğuyla ilişkili bir filmdir. Örneğin bir sinemada kocası tarafından terk edildiği için kafasını intihara takmış bir kadının bunalımları anlatılıyor. Senaryoyu yazan, öldükten sonra ahiret olduğuna inanmayan bir ateist ve yine bu senaryoyu yorumlayan da ateist bir yönetmen. Onlar için intihar soylu bir başkaldırı yöntemi; cezası yok, sorumluluğu yok. Nihilist bir bakış açısıyla bu dünyanın zulmünden kadını hap içirme yöntemiyle intihar ettirerek kurtarır; fakat senarist ve yönetmen dindar olsa o kadını hayata inadına bağlanan, yeniden evlenen, kocasıyla birlikte aktivistlik yapan, kendi durumundaki kadınlara ışık saçan, onları motive eden bir halk kahramanına dönüştürür.

 

İslami film sayısı neden az? Maliyeti çok olduğundan mı ya da zor olduğu için mi fazla çekilmiyor?

-Tarihsel filmler her zaman çok pahalıdır; kostüm, makyaj, dekor, vb. şeyler. Son yıllarda bilgisayar teknolojisiyle bu biraz daha kolaylaştı. Rahmetli Mustafa Akad Libya’da veya Fas’ta savaş sahneleri çekerken 500 kişi lazımsa 500 kişilik, 1000 kişi lazımsa 1000 kişilik figüranla çalışıyordu. Bugün bilgisayar teknolojisiyle 50 askeri ön sıraya diziyorlar sonra Yüzüklerin Efendisi filminde olduğu gibi send link yapıyorlar. Fetih 1453’te de gördük bunu; ancak bu tür sahneler hiçbir zaman gerçek çekim kadar güzel olmuyor.

Bunun dışında suret yasağı olduğu için sahabe filmi yapmak zor. Bugünkü algıyla Hz. Hatice’nin canlandırıldığı bir film yapamıyorsanız onun ilk inanan Müslüman oluşunu, yaşadığı dönemi ve mücadelesini nasıl anlatacaksınız?

 

İmamı ateiste oynatıyoruz

Sizce sahabeler canlandırılmalı mı?

  • Evet, bence canlandırılmalı ama bir oyuncunun bir önceki filmde Hz. Hatice’yi bir sonraki filmde de bir bar kadınını oynaması sıkıntılı. Maalesef geleneğimiz, senaristimiz, kurgucumuz, yönetmenimiz, dindar kadın ve dindar erkek oyuncularımız yok. Örneğin konservatuar mezunu, hep belli bir çizgiyi takip eden genç bir kadın oyuncu bir filmde Hz. Hatice’yi, bir sonraki filmde de bir nineyi oynasa ve böyle mutedil devam etse sorun olmaz; ama maalesef böyle olmuyor. Oyuncudan garanti alamıyorsunuz. Bugün böyle yarın başka. Halbuki hazır bir havuz olsa, şöyle Ahmet Yenilmez, Mürşit Ağabağ gibi 8-10 oyuncu, dede-nine olacak 5-10 kişi, sportif görünümlü, polis olmaya yatkın 1-2 kişi olsa çok güzel olur. Biz imamı ateiste oynatıyoruz.

 

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com