Ali Karahasanoğlu, Gazeteciler Cemiyeti’nin basın özgürlüğü ödüllerine itiraz etti

Yeniakit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) verdiği basın ödülleri nedeniyle kıyasıya eleştirdi. Gazeteciler Cemiyeti’nin basın ödüllerine layık bulduğu isimleri mercek altına alan Karahasanoğlu, isimlere tek tek sebepleriyle itiraz etti.

Karahasanoğlu, “Basın ödülleri PKK’lılara ve darbecilere!” başlıklı ilginç yazısı dikkatlerden kaçmadı. Karahasanoğlu, Cemiyet’in 2016 Basın Özgürlüğü Ödülleri’ne layık bulduğu bazı gazetecilere verilen ödüllere itiraz ederken Cemiyet’i de net ifadelerle eleştirmeyi ihmal etmedi.

İşte Yeniakit yazarı Ali Karahasanoğlu’nun o ilginç yazısı:

***********   **************

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 2016 Basın Özgürlüğü Ödülleri’ni vermiş.

Kimlere vermiş?

“Ödülümü Rohat Aktaş’a adıyorum” diyen PKK televizyonu kameramanı Refik Tekin’e..

Yanlış anlaşılmasın..

“Biz emekçiyiz.. Başka yerde iş bulamadığımız için PKK’nın televizyonunda geçici çalışıyorduk” diyecek türden birisi değil, ödüle layık bulunan Refik..

Bilinçli, PKK televizyonu çalışanlarından..

Nereden anlıyoruz?

Ödülü adadığı Rohat Aktaş’dan..

O kim?

Cizre’de, sokağa çıkma yasağı var iken. Bir bodrumda toplanıp, orda günlerce devletin güvenlik güçlerine direnen ve sonunda ölü ele geçirilen teröristlerin arasında cesedi bulunan sözde bir gazeteci..

Gazeteci isen, binanın bodrumunda ne işin var?

Günlerce orda ne diye kalıyorsun?

Biz sorarız da..

Onlar da yalan cevap hazırdır: “Yaralandı, bodruma sığındı..”

Ne güzel gerekçe değil mi?

Yaralanan insan, bizim bildiğimiz hastaneye gitmeye çalışır. Ambulans çağırır.. 

Hastane için imkanları kısıtlı ise.. 

Polise sığınır..

Askere sığınır..

Bu gazeteci, ne yapıyor?

Cizre’yi kan gölüne çeviren, girişine hendekler kazan..

Polis-asker hendekleri aştığında da, arama yaptığı evlere tuzak bombalar yerleştirip, onlarca asker-polisi şehit eden PKK’lılara sığınıyor..

Ve sığındığı PKK’lılarla birlikte, bodrumda ölüyor..

TGC’nin 2016 ödülü de, işte bu şahsa adanıyor!

Peki diğer ödüller kime?

Onlar da..

30 Mart seçimlerinden hemen önce..

Başbakan, MİT Müsteşarı, Genelkurmay 2. Başkanı’nın  konuşmalarının, casusluk kapsamında bir eylemle kayda alınıp, Youtube’ta yayınlanması üzerine, faillerin Türk adli makamlarına bildirilmemesi sonrasında verilen Youtube’a erişimin engellenmesi kararına itiraz edip, Anayasa Mahkemesi’ne iptal ettiren Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak’a verilmiş.

Ödülü alanlardan Yaman Akdeniz hemen açıklamayı yapmış: “Ödülümü Özgür Gündem’e adıyorum”

Yani sizin anlayacağınız.

O da hemen, PKK’dan yana olduğunu açıkça deklare etmiş!

Dahası var..

Basın özgürlüğü ödülüne layık bulunan bu hokkabaz, 15 Temmuz darbe girişiminin ilk saatlerinde hangi tweeti atmış biliyor musunuz?

Önce, “Çok konuşmaya meraklı üst düzey siyasetçilerimiz nerede?” tweeti..

Ardından, büyük bir sevinç duymuş olmalı ki.. İngilizce olarak, “Askerler ve tanklar İstanbul ve Ankara’da.. Darbe girişimi.. Ama kim?” demiş..

Hemen sonrasında da..

“TRT’de okunan bildiriye göre Yurtta Sulh Konseyi yönetime el koymuş, sokağa çıkma yasağı konuldu deniliyor” tweetini atmış..

Yani her şey normal.,

Özgürlüklerin tıkır tıkır işlediği bir döneme geçiyoruz.

Tek satırlık eleştiri yok.

İnsanlar tanklar altında ezilmeye başlanmış..

Ama basın özgürlüğü ödülüne layık bulunan beyefendi, gazeteci Mustafa Cambaz’ın darbeci askerler tarafından şehit edilmesini bile..

“Fotomuhabiri Mustafa Cambaz dün gece vuruldu” diye aktarıyor..

Hemen ardından da..

150’yi aşkın şehidimizin olduğu açıklandığı saatlerde, onlardan değil de.. Başbakanlık’ın bazı FETÖ’cü sitelere engelleme yapmasını dünyaya duyurmuş!

İşte ahlaksızlık bu noktada..

Bir yanda şehitler..

Kafası kopan kadınlar..

Vücudu belinden ikiye ayrılmış gençler..

Ama Yaman efendi..

Onlar yerine..

Haber sitelerinden bahsediyor!

Sonrasında da..

İdama karşı çıkıyor.

Ama darbe karşıtı net bir açıklama yapamıyor..

Diğer ödül sahibi Kerem Altıparmak kim?

Uzun uzun propagandalarını yapmayayım.

O da Özgür Gündem isimli PKK gazetesinin savunucularından..

Anlarsınız işte..

Şimdi bu noktada..

Benim sözüm, bu üç PKK severe değil..

Bunlara ödül veren Gazeteciler Cemiyeti’ne..

Bunlara ödül veren Gazeteciler Cemiyeti’ne her yıl milyonlarca lira destekveren Basın İlan Kurumu’na..

Bu ödül törenine, temsilci gönderen ve orada “Siz ne halt yiyorsunuz? Bu ne biçim bir ödül töreni? Siz bu kadar mı ahlaksızsınız? Bu kadar mı hainsiniz? Her gün onlarca insanımızı PKK terörüne şehit veriyoruz, siz burada PKK destekçilerine ödül veriyorsunuz. Yuh ulan sizlere. Aşağılık insanlar” diyemeyen Basın İlan Kurumu adına orda bulunanlara..

Gazeteciler Cemiyeti bünyesinde çalışan..

Milliyetçi geçinenlere..

Orda ödüle layık bulunan kişilere kendi eli ile plaket veren, Aydın Doğan’ın maaşlı elemanı.. Cumhurbaşkanı’nın da bir çok gezisine davet ettiği, sözde vatanperver Vahap Munyar’a..

Bu kadar mı akıl tutulması yaşıyorsunuz?

Bu kadar mı gerçeklerden kopuksunuz?

Bu kadar mı, ülkenizin menfaatlerine uzaksınız?

Ne yaptığınızın farkında mısınız siz?

Verdiğiniz o ödüller..

Askerimize..

Polisimize kurşun olarak geri dönüyor..

Siz bunun farkında değil misiniz?

Lütfen beyler, lütfen.

Çağrım.. Bakanlar Kurulu’na..

İlk kararname ile..

PKK’nın oyuncağı olan şu derneği kapatın..

Kapatmıyorsanız, devletin yaptığı tüm destekleri kesin..

Basın İlan kurumu kasasından bunlara aktarılan milyarları kesin..

Bunu da yapamıyorsanız..

Yazının tamamı için tıklayın:

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com