AHMET HAKAN: “TWITTER BANA ZAMAN KAYBETTİRDİ”

Ahmet Hakan’ınTARAFgazetesinden Tunca Öğreten‘e verdiği röportaj ağırlıklı olarak sosyal medya ve de özellikle Twitter ile ilgiliydi. Konseptimize uygunluğu sebebiyle röportajın sadece sosyal medya ile ilgili olan bölümü okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

Bugüne kadar sosyal medyanın size kazandırdığı ve kaybettirdiği ne oldu?

A.Hakan: Birçok arkadaş kazandırdı ama zaman kaybettirdi.

Eskiden ünlülere ulaşmak bu kadar kolay değildi. Twitter’la mümkün. Bu iyi bir şey mi?

A.Hakan: Bence harika. İletişim çağı ve teknoloji gazetecilik ahlakını da, içerisindeki hiyerarşik düzeni de darmadağın etti. Eskiden kendini tepede gören, burnundan kıl aldırmayan, buyurgan tavırlarıyla yazı yazan köşe yazarları tarihin çöp sepetindeki yerini aldı. Bunu hâlâ yapanlar var tabii. Ancak varlıklarının bile unutulduğunun farkında değiller. Bu hatta; sürekli gazetecinin, köşe yazarının konuşup yazdığı değil, biraz da oturup dinlediği yeni bir dönem. Buna Twitter mı yol açtı bilmiyorum ama büyük hizmeti olduğunu görmezden gelemeyiz. Mizaç olarak da ben hep kolay ulaşılabilir olmayı tercih ettim. Meslek gereği bu durum işime de geliyor.
Restoranda yaşadığınız Ömer Çelik ve Zeynep Damla Gürel olayından sonra Twitter’dan korktuğunuz oldu mu?

A.Hakan: Korkacak bir şey yok aslında. Bu olayın yaşandığı dönemde Twitter bu kadar yoğun kullanılmıyordu. Hani derler ya; “Buralar dutluktu…” Zeynep Damla da olayı fazla abarttı. Hepimizin yaptığı bir şey bu aslında. Tanıdık sima yan masaya geldiğinde, siz yazmıyor musunuz sanki?

Tarafsız Bölge’de, Celalettin Kolot stüdyoyu terk ettikten hemen sonra olayı Twitter’dan duyurdunuz. Bu bir bağımlılık mı, yoksa “Önce ben yazayım da, sosyal medyaya malzeme olmaktan kurtulayım” durumu muydu?

A.Hakan: Her ikisi de olabilir. Evet, Twitter’dakilerin mavra atmaları acımasızca. Çoğu zaman önüne geçmek için çaba harcadığım oluyor. “Önden ben bir şey söyleyeyim de, önünü keseyim” dediğim çok oluyor.

Bazen çok acımasızca eleştirildiğiniz oluyor. Ne İsa’ya, ne de Musa’ya yaranamadığınızı düşünüyor musunuz?

A.Hakan: Hayır. Bazen çok ahlaksızca eleştiriler geldiği oluyor. Ancak ben onları “dikkat çekmek için saç çeken” yaramaz çocuklara benzetiyorum. Çok ciddiye almıyorum.

Canan Barlas’ın yakın zamanda attığı bir tweet’i (Kenan Evren bizim eve Cumhurbaşkanı iken yine işsiz kalınan bir dönemde geçmiş olsun için geldi) eleştirdiniz. Twitter da alkol gibi, insanın içini dışına çıkarıyor olabilir mi?

A.Hakan: Evet katılıyorum. Kesinlikle Twitter bazı insanların içini dışına çıkarıyor. En azından Canan Barlas’ta yaptığı kesin. Başka türlü öyle bir cümleyi yazmak mümkün değil çünkü. Yok, efendim bunlar işsiz kalmış da, Kenan Paşa “geçmiş olsun”a gelmiş… Kenan Paşa o dönemde birçok gazeteciyi içeriye atıp işkence yapıyordu. Kök söktürüyordu…

CHP heyetiyle Bağdat’a gittiniz. Uçağa binmeden önce Twitter’da helallik istediniz. Akabinde bir sürü beddua mesajı geldi. Bu sizi korkutmadı mı?

A.Hakan: Batıl inançlara kapı açmam. Bu nefret hâli, Türkiye’nin cepheleşmiş olmasını gösteriyor.

“Siyaset sardı dört bir yanımızı zaten.” Melih Gökçek’le televizyon programı biraz tutuk geçti. Twitter’daki tadı vermedi. Sizce de öyle mi?

A.Hakan: Twitter’ın dili ve üslubu televizyondan çok farklı. Aynı tadı yakalamak isteyince insanlar, olmadı tabii. Bir de tartışma programı, sanki bir horoz dövüşü gibi olsun istediler. Melih Bey’le buna müsaade etmedik tabii ki. Onun siyasi, benim de gazeteci kimliğimi bir kenara bırakın, 25 senelik arkadaşım benim. Ancak Melih Bey’in Gezi sürecindeki sözlerini ve görüşlerini çok eleştirdim. Hiç yakıştıramadım ona. Provokatif bir üslubu olmasına karşın, esprileri kaldırması ve televizyon programına katılması tabii ki olumluydu.

Twitter âleminde sizi diğer ünlü simalardan ayıran bir düsturunuz da var. Birçok takipçinizi, siz de takip ediyorsunuz.

A.Hakan: Ben takip ederim… Bazıları takip etmiyor. Neden bunu hasis bir biçimde kullanırlar bilmem. Onlarda, takip etmenin prensibi neye dayanıyor, onu da anlamıyorum.

Takipçi sayısının, edilenden fazla olması diğerlerine daha havalı geliyor olabilir mi?

A.Hakan: Galiba. Daha önce hiç böyle bakmamıştım. Eğer mevcut durum buysa, benim öyle bir stilim yok. Takipçiyi biraz kafa dengi buluyorsam, hoş bir şeyler paylaşıyorsa aleyhimde bile olsa hemen takip ediyorum. Kendime, “Zehir gibi bir çocuk, takip et onu” diyorum.

Paylaşımda bulunurken otosansür uyguladığınız oluyor mu? Göz önünde olmadığınız bir meslekle uğraşsaydınız, daha farklı paylaşımlarda bulunur muydunuz?

A.Hakan: Tabii ki. Daha dikkat ediyorum. Süper bir rahatlık ve kendini kaptırma durumu olmuyor bende.

Twitter’dan tanışıp, dostluğu ilerlettiğiniz insanlar oldu mu?

A.Hakan: Çok fazla. Farklı mesleklerden ve yaşam tarzlarından birçok dostum oldu. Arada sırada organizasyonlar tertipliyorum. Sinemaya ya da yemeğe gidiyoruz beraber. Türkiye’nin değişik yerlerinden, çok iyi insanlarla tanıştım.

 

masaustu
mobil

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com