“KEŞKE OYUNCULUK YAPMASAM!”

 

Engin Günaydın gibi yetenekli bir oyuncunun ağzına hiç yakışımıyor bu ifade değil mi?.Nereden bakarsanız bakın, en az canlandırdığı tipler kadar renkli bir adamla karşı karşıyayız. Star Gazetesi’nden İnci Döndaş’ın Engin Günaydın’la yaptığı ilginç röportaj…

 

“BENİ CİDDİYE ALSINLAR DİYE ÜNLÜ OLDUM”

Oyunculuk yapmayı neden sevmiyor? Psikiyatriste gidiyor mu?Yalan Dünya dizisinde oynayacak mı? Yeraltı adlı filmle İstanbul Film Festivali’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü alan Engin Günaydın, öyle itiraflarda bulundu ki…

Filmdeki depresif olan Muharrem karakterini canlandırmak zor oldu mu? İzlerken yoruyor. Ya canlandırırken…

Oynarken her an intihar edebilir modundaydım. Araba çarpsa da sahnenin ortasında ölsem, gitsem hiç umrumda değildi. Yüksek bir yere çıktığımda acaba atlasam mı diye düşünüyordum. Bir an önce ölüp kurtulmak istiyordum bu azaptan.

Ne kadar sürdü bu ruh hali?

Çekimler altı hafta sürdü. Sonrasında inanılmaz rahatladım, üzerimden büyük bir yük kalktı. Senaryo yazmaya benzeyen büyük bir ağırlık varmış meğer üzerimde. Senaryoyu yazdıktan sonra hafifleme hissederim, bu rolden sonra da aynı şeyi hissettim. Demek ki iyi bir şey döndü diye düşündüm. Bu ferahlama herhangi bir ilaç ya da başka şeyle sağlayabileceğim bir şey değil. Bu tip çalışmalarla ferahlayabiliyorum. Lay lay lom olmuyor. Hep istemişimdir şöyle lay lay lom bir iş olsa da güle eğlene çekim yapsak! Hiç karşılaşamadım.

Avrupa Yakası dizisinde de mi öyle bir ortam yoktu?

Hayır, orada da yoktu. Sahnede espri yok mesela, bu espriyi nasıl yaratacağımızı bulmak büyük stres. Sahneyi oynayacaksın, oynamakla yetmiyor ki ‘Komik olmadı’ diyorlar. Büyük enerjiyle sahneye çıkmak gerekiyor. Yoksa psikolojin bozuk olarak sete gittiğinde komedi oynamak mümkün değil.

“YALNIZLIK KORKUNÇ BİR ŞEY”

Muharrem’in o depresif ruh haline nasıl girdiniz?

Adamın ağır bir psikolojisi var; sinirleniyor, kavga ediyordu. Sonrasında sitemkar söylemleri vardı. O psikolojileri not aldım, kendi hayatımda ne zamanlar yaşıyorum, bendeki karşılığını bulmaya çalıştım. Referans olarak kendimi aldım. Mesela filmde Muharrem’in evi dağıtma, tüm camları kırma sahnesini çekeceğimiz gün uyandığımda hakikaten çok sinirliydim. Şunu anladım: Demek ki filmin atmosferine girmişim.

Muharrem karakteri size ne öğretti?

Sakın yalnız olma! Ne yap, et, sakın yalnızlık batağına düşme. Yalnızlığın korkunç bir şey olduğunu öğrendim. Yalnız olmamak için zaten çok çabalayan biriyim.

Filmin gişesinden memnun musunuz?

Filmi izleseler keşke… Ama izlemeyecekleri belli oldu. Vavien de öyle olmuştu.

Üstelik bu filmle ödül aldınız.

Önemi buradan kaynaklanıyor, unutulmuyor. Filmler gişede izlenmiyor ama mesela Vavien televizyonda birinci oldu. Demek ki insanların anlamadığı bir film değilmiş.

“YALAN DÜNYA DİZİSİNE GİRMİYORUM”

Dizilerde de para kazanmak için mi oynuyorsunuz?

Dizi ekonomidir.

Muhteşem Yüzyıl’da da bir yıl para kazanmak için oynadığınızı söylemiştiniz.

Dizide enteresan bir komedi çevirmek istiyordum. Meral Okay’ın hastalığından dolayı uygulayamadım.

Bir anlamda da ekonomiydi.

Muhteşem Yüzyıl’dan ayrılıyorsunuz değil mi?

59’uncu bölümde ayrılıyorum. Nasıl ayrılacağımı tam olarak bilmiyorum. Öldürmelerini çok istedim. Çünkü orada kellesi gidenlerin bir tablosu var, benim de resmim orada olsun istedim…

Yalan Dünya dizisine girecek misiniz?

Hayır. Kararım kesin. Başka üsluplarda çalışmak istiyorum. Sitcom bir üslup ve ben bu üslupta çok oynadım. Üslup değiştirmenin benim için daha hayırlı olacağını düşünüyorum. Enteresan projeler geliyor, en ilgimi çeken role bakacağım.

“ŞENER ŞENGİBİ BİYOGRAFİM OLSUN”

Oynadığınız karakterlere baktığımızda Bir Demet Tiyatro’daki Zabıta İrfan’dan başlayalım… Hepsi normal görünüşlü ama  psikopat ruhlu tipler. Bunu siz mi istiyorsunuz?

Seviyorum böyle rolleri. İlginç buluyorum. Hep ilginç rolleri tercih ettim, daha fazla para verilenleri değil. Şimdi bazı oyuncular paraya göre rol seçiyor, rolün ne olduğunu sormayanlar var.

İdolünüz kim? Kimleri izleyerek büyüdünüz?

Ben de herkes gibi Ertem Eğilmez filmleriyle büyüdüm, onun filmlerindeki tüm kadroya aşığım. Münir Özkul’u çok severim. Adile Naşit çok özel bir kadın. Kemal Sunal, Şener Şen…

“Şunun gibi olmak istiyorum” dediğiniz bir oyuncu var mı?

Şener Şen’in biyografisi muhteşemdir. 70 yaşında hala sahnelerde, ben de öyle olmak istiyorum. İyi bir biyografiniz varsa hayat boyu iş yapabiliyorsunuz.

Yeni bir projeniz var mı?

Bende proje çok. 12 Eylül dönemini anlatan Ağlamak Yok adlı bir film yazdım. Bir baba-oğul hikayesi.

Var mı enteresan bir karakter?

Marangozun evinin kapısı yokmuş ya… Ben de senaryo yazarken kendi oynayacağım rolle en az ilgilenirim. Enteresan filmler ilgimi çekiyor. Oyunculuk… Keşke yapmasam diyorum.

Gerçekten mi?

Sahne üzerinde olmayı çok sevmiyorum. Çünkü utangaç biriyim, çok utanıyorum.

Öyle mi? Hiç öyle görünmüyormusunuz.

Bunu kırmak için çok uğraşıyorum. Bazen alkol alıyorum utangaçlığımdan kurtulmak için. Ama bu çözemediğim bir konu.

Dikkat edin de panik atak olmayın.

Onların ağababalarıyla beraber yaşıyorum!

Sadece utandığınız için mi oyunculuğu sevmiyorsunuz?

Duygularınızı gösteriyorsunuz, çok mahrem bir konu. Bu mahremiyet utandırıyor.

İnsan sevmeden yaptığı işte nasıl başarılı olur?

Bütün rollerimi isteyerek yaptım zaten ama keşke yapmasam.

Ne yapacaksınız, hayatınızı nasıl kazanacaksınız?

Daha çok yazı yazmak, gezmek, bir şeyler karalamak… Keşke öyle para kazanabilsem, çok isterdim. Ama hayatımı öyle yaşayamayacağımı biliyorum. O nedenle oyunculuğa çok ihtiyacım var.

 

“ÖZEL HAYATIMDA SAÇMA BİR İNSANIM”

Depresif misiniz?

Depresif olmayı hayatın bir parçası olarak görüyorum. İnsan her zaman mutlu olamaz, üzüntülü de depresif de… Ama bir duygunun esiri olmayı istemiyorum. Mutluluğun fazlası da beni rahatsız ediyor, depresif olmanın fazlası da.

Sorunları kendiniz mi çözersiniz, yoksa psikiyatriste gider misiniz?

Zamanında uzman yardımı almayı düşündüm çünkü tanımadığım duygular vardı ve beni çok endişelendiriyordu. Sonrasında vazgeçtim. Yaşadığım herhangi yeni bir duyguyu iyi anlamam gerekiyor. Nedenlerini buldukça hoşuma gitti, kendi kendimi tedavi edebildiğimi gördüm. Mesela ağır uyku sorunum vardı. Hastaneye gittim, bana iki sayfa ne yapmam gerektiğine dair liste verdiler. O listeyi görünce ‘Bu kadar sorun olmamalı. Gidip yatıp uyuyayım bari’ dedim.

Ünlü ve tanınmış biri olmak size rahatsızlık veriyor mu?

Ünlü olmayı hiç istemedim, zorunluluktan oldum. Projelerimi yapamıyordum, kimse beni ciddiye almıyordu. Çünkü insan parasız ve ünsüz olunca hiç kimse dinlemiyordu. Şu an çok ünlü çok gerizekalı boyutunda insanlar bile dinleniyor. Çünkü ünlü!

 

Hakkımda bilmediğiniz beş şey

 

Spor yapmaktan nefret ederim. Sadece sokağa çıkıp kendimi yürütüyorum. Kas çalıştırmak doğru şeyler değil. Saçma, vücudu yoran şeyler!

Yemek yapmayı bilmiyorum. Peynirli yumurta yaparım. Filmde adam çok yumurta yiyordu, soğudum.  Tavuk, balık ve sebzeyi haşlayarak yerim.

Sıkıntılarımdan arındığım bir dönem hayal ediyorum…

Takım tutmuyorum. Halı sahada futbol oynamayı seviyorum ama bacağım kırılır diye korkuyorum.

Çok hayal kuruyorum, bütün günümü hayal kurarak geçiriyorum. Filmleri önce kafamda bitiriyorum sonra yazıya döküyorum.

 

İnci Döndaş / Stargazete

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com