20 DAKİKA VE İNTİKAM BEKLENENİ VEREBİLDİ Mİ DERSİNİZ?

Bırakın Allahın aşkına bu işleri! Sırf “Beynimizi yormadan, parayı en kestirme yoldan, nasıl vururuz” hırsıyla ne yapacaklarını şaşırdı artık bu yapımcılar. Önceleri zengin oğlan fakir kız, şehir dizileri, köy dizileri, zırt dizileri zart dizileri…sonra “Saldırrrrrrr” romanlara… ,

Olmadı, haydi şimdi elini uzat Amerikalara, kap-gel projeleri; uyarla babam uyarla! Sinemaya uyarla, televizyona uyarla…Uyar mı uymaz mı, diye düşünen yok ama. “Uysa da kodum, uymasa da!..” mantık özetle bu, bence.

Elin “Amerikası” kendi kültürüne kendi insanına hizmet ediyor, sen kime hizmet ediyorsun? Şimdi bütün bu sitemlerden, televizyonlarda başlayan “uyarlama” furyasına oradan da “İNTİKAM”a geleceğim. Hiç merak etmeyin. Ben lafımı gene ortaya koyacağım.

Son dönemlerde “Umutsuz ev kadınları” ile başladı bu furya. Hadi o diziye Türk kültürünü yer yer güzel monte ettiler. Diyaloglar doğal ve güncel konuşmalardan oluşuyor. Evet, izleyenlere yabancı değil tanıdık geliyor bir çok diyalog. Evlere terlikle girmek, mevlit okumak, komşuluk ilişkileri v.s bunları biz güncel hayatta yaşıyoruz. Oyunculukları ile de tüm oyuncular duyguları çok gerçekçi yansıtıyor ve yaşatabiliyorlar. Gelelim bir başka uyarlamaya “Merhaba Hayat”. Arada yine “Amerikanvari” haller olsa da, zaman zaman gerçek insanı duygular abartısız aktarılıyor.

Ve “20 dakika”. Büyük tantana koparıldı etrafında bu dizinin. Tuba Büyüküstün ve İlker Aksum başrollerde. Yıllarca komedi dizilerinde başarılı bir performans sergiliyordu zaten İlker Aksum. Ben onu yapımcılardan önce keşfetmiştim ve “ne zaman patlayacak yahu bu adam” diye bekliyordum. “Kötü Yol” dizisindeki oyunculuğu ile aslında zirveye göz kırpmıştı ama “20 dakika” ile kendini tamamen ortaya koydu. Ayakta alkışlanası bir oyuncu İlker Aksum.

Amma velakin, Tuba Büyüküstün için aynı yorumları yapamayacağım. Bu güzel kadın sadece güzel bir kadın, o kadar. Sadece Arap ülkelerinde bir “star” muamelesi görebilir.

Diziye gelince; beklentileri öyle yükselttik ki haftalarca süren tanıtım ve yorumlar, yayın günü gelip çattığında herkes nefeslerini tuttu ve bekledi. Sonuç “fos”… Amerikan yapımı bir sinema filmini ne kadar ve nereye kadar sündüreceksiniz merak ediyorum. Türkiye’de hangi tutuklu üstelik bir katil zanlısı, aile yakınları ile uluorta yerde dakikalarca muhabbet edip vedalaşabiliyor hapse götürülürken merak ediyorum?

Türkiye gerçeklerine bu “Uyarlama” da uymamış sevgili dostlar. Eğer ilk bölümü izlendiyse dizinin, tanıtımlarla bol bol pompalandığı içindir. Bundan sonraki bölümlere “dikkat” derim sadece.

Ve şimdi “İNTİKAM” vakti… Yine en samimi duygularımla geçtim ekran başına. Kesin bağımlılık yapacak türden bir dizi geliyor diye düşündüm. Emin olun , dizinin daha ilk dakikalarında başım ağrımaya başladı. Hafif bir mide bulantısı eklendi üstüne ve göğüs kafesimde bir daralma hissettim.

Bu dizi, insanı hasta eden türden bir dizi olmuş, ellerinize sağlık efendim. Yirmi dakika zor dayandım ve sonunda pes ettim. Zap yaparken bir baktım, tekrarı geliyor ekrana. Şöyle bir toparlandım “hadi sık dişini ve izle şu diziyi” dedim kendime. Ve fakat, sonunu gene getiremedim. “İmam bayıldı” kıvamındaki dizinin diyalogları bile suni. Uyarlama o kadar kötü ki, yazanın eline yapışmış maalesef.

Tek takdir edilecek kişi görüntü yönetmeni. Planlar kareler muhteşem güzel. Kusursuz diyebilirim hatta. Ama senarist için aynı övgüleri yapamayacağım kusura bakmasın. Acı ama gerçek. Farklı bir kültürü kalkıp kendimize uydurmaya çalışırsak işte böylesine bir saçmalık çıkar ortaya. Gizem, gerilim işte bu iki ögeyi birbiriyle de harmanlayamayınca ortaya bir “kazulet” çıkmış.

Dizi’yi izlerken aklımdan bir tek şunu geçirdim; Beren Saat, yalıdan gecekonduya ve tekrar yalıya transfer oldu, bir dahaki sefere kesin Topkapı Sarayı’nda alır soluğu. Bari “Muhteşem Yüzyılın” son bölümlerine yetişse

GÖNÜL GÖKMEN / MEDYABEY

www.twitter.com/ekinoba

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com